Hayallerdeki Gelecek:
17 yaşındaki bir genç için 1999 yılı, bilimsel gelişmelerin doruk noktasına ulaştığı, savaşların sona erdiği, açlığın bittiği ve uzay yolculuklarının yaygınlaştığı bir gelecek anlamına geliyordu. Ay'a ve diğer gezegenlere seyahat etmek, hatta belki de Güneş Sistemi dışındaki galaksileri keşfetmek hayal değildi. Organ nakillerinin rutin hale geldiği, uzay araçlarının günlük yaşamın bir parçası olduğu bir dünya tasavvur ediliyordu.
Gerçeklerin Acımasız Yüzü:
Ancak aradan geçen 46 yıl, hayallerin ne kadar uzak olduğunu gözler önüne serdi. Ay'a bir daha gidilemedi, Mars'a gönderilen insansız araçlar sadece sınırlı bilgiler sunabildi. İnsanlık, bilgisayar, internet ve cep telefonları gibi teknolojilerde büyük ilerleme kaydetse de, temel sorunlara çözüm üretemedi.
İnsanlığın İçler Acısı Durumu:
Dünya, savaşlar, açlık, iklim değişikliği ve insan hakları ihlalleri gibi sorunlarla boğuşmaya devam ediyor. Hala Dünya'nın düz olduğunu savunanlar, peygamberlerin cep telefonu kullandığını iddia edenler var. Kanser gibi hastalıklar hala çaresiz, COVID-19 pandemisi ise tüm dünyayı etkisi altına aldı.
İnsanlık Nereye Gidiyor?
Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesi, IŞİD'in vahşeti, savaşlar nedeniyle yerinden edilen milyonlarca insan, insanlığın geldiği noktayı gözler önüne seriyor. İnsan hakları ihlalleri, gelir dağılımındaki adaletsizlik, çevre felaketleri gibi sorunlar çözülmeyi bekliyor.
Şapkayı Önümüze Koyma Zamanı:
Hayaller ve gerçekler arasındaki uçurum, insanlığın bir yol ayrımında olduğunu gösteriyor. Artık şapkayı önümüze koyup düşünme zamanı geldi. İnsanlık, daha adil, daha barışçıl ve daha sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçmeli. Yoksa bir 45 yıl sonra, aynı hayal kırıklığıyla yüzleşmek kaçınılmaz olacak.
HABER, Ahmet KOÇAK