Demirtaş, laikliğin "dinsizlik" gibi gösterilmeye çalışıldığı günümüzde, din kurallarına göre yönetilen komşu ülkelerdeki halkların yaşadığı acıların herkesin gözünü açması gerektiğini belirtti. 5 Şubat 1937'de Mustafa Kemal Atatürk'ün çabalarıyla laiklik ilkesinin Anayasa'da yerini aldığını hatırlatan Demirtaş, 88 yıldır Anayasa'nın 2. maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti'nin laik bir devlet olduğu"nun yazdığını ifade etti.
Laikliğin dinsizlik olmadığını, aksine inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına aldığını vurgulayan Demirtaş, tek bir inancın ya da mezhebin dayatılması yerine, tüm inançların özgürce ibadetlerini yapabilmelerine olanak sağladığını belirtti. "Devletin dini olmaz, devletin dini ADALETTİR." felsefesine uygun olarak, laik bir devlet yönetiminde farklı inançlara sahip yurttaşların barış içinde yaşadığını ifade etti.
Demirtaş, laik bir ülkede yasaların herkes için aynı olduğunu, kişilerin inancına, giyim kuşamına, diline dinine ve ırkına göre keyfi olarak uygulanmadığını vurguladı. Laik bir ülkede hurafelere yer olmadığını belirten Demirtaş, M. Kemal Atatürk'ün "yol gösterici daima akıl ve bilimdir" sözünü hatırlattı.
Sonuç olarak Demirtaş, laikliğin Türkiye Cumhuriyeti için vazgeçilmez bir ilke olduğunu, din ve vicdan özgürlüğünü, eşitliği, hukuk devletini güvence altına aldığını ve laikliğin asla dinsizlik olmadığını vurgulayarak, laiklik ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti için OLMAZSA OLMAZ olduğunu belirtti.