İSTANBUL – Türk tiyatrosu, sineması ve seslendirme sanatının tartışmasız en büyük ekollerinden biri olan Devlet Sanatçısı Gazanfer Özcan, vefatının yıl dönümünde bir kez daha gönüllerdeki yerini aldı. 1931 yılında başlayan ve 2009’da fiziken sona eren bu dev yolculuk, bıraktığı unutulmaz eserlerle yaşamaya devam ediyor.
BİR AİLE GELENEĞİ: GÖNÜL ÜLKÜ VE GAZANFER ÖZCAN MİRASI
Tiyatronun iki dev ismi Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan’ın kızı, oyuncu Fulya Özcan, babasının ölüm yıl dönümünde duygu dolu paylaşımlarda bulundu. Aile arşivinden paylaştığı fotoğraflarla babasını anan Özcan, Türk halkının "kendi ailesinden biri" gibi gördüğü usta sanatçının hatırasını taze tuttu. Hafızalara kazınan "Kuruntu Ailesi" ve fenomen haline gelen **"Avrupa Yakası"**ndaki Tahsin Sütçüoğlu karakteriyle her yaştan izleyicinin sevgisini kazanan usta, sanat dünyasında doldurulamaz bir boşluk bıraktı.
TESADÜFLE BAŞLAYAN ZİRVEYE UZANAN BİR KARİYER
Vefa Lisesi mezunu olan usta sanatçı için dönüm noktası, 1955 yılında Şehir Tiyatroları'nda yaşandı. "Mahallenin Romanı" oyununda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine son anda sahneye çıkması, Türk tiyatrosuna bir yıldız kazandırdı.
1962: Gönül Ülkü ile evlenerek Türk tiyatrosunun en uzun soluklu özel tiyatrolarından birini kurdular.
1988: Kültür Bakanlığı tarafından "Devlet Sanatçısı" unvanına layık görüldü.
Sinema: Ah Nerede, Vah Nerede, Tosun Paşa ve yıllar sonra döndüğü Komser Şekspir ile beyaz perdede devleşti.
SELHAN ÖZDEMİR’DEN DUYGULANDIRAN ANILAR: "GÜLEN YÜZLÜ GAZANFER AMCAM"
Yazarımız ve İstanbul Temsilcimiz Selhan Özdemir, usta sanatçı ile olan özel bir anısını okurlarımız için paylaştı. Özdemir, Gazanfer Özcan’ın sadece sahnede değil, özel hayatında da ne denli bir "İstanbul Beyefendisi" olduğunu şu sözlerle aktardı:
"Henüz gencecik bir muhabirken, babam merhum savcı Enver Özdemir’in yakın dostu olan Gazanfer Amcamı aradım. Kapısını çaldığımda beni o meşhur gri hırkası ve eşsiz nezaketiyle karşıladı. Eşi Gönül Hanım’a seslenişi hala kulaklarımda: 'Bak Gönül, bizim Savcı Enver’in kızı geldi!' Elini öptüm, ikramlar eşliğinde uzun uzun sohbet ettik. O gün verdiği öğütler, meslek hayatımın en kıymetli hazinesi oldu."
SAYGI, MİNNET VE HASRETLE...
Türk insanını kimi zaman ağlatan, en çok da güldüren o vakur duruş, bugün 17 Şubat itibarıyla bir kez daha saygıyla selamlanıyor. Güle güle Hüsnü Bey, güle güle Tahsin Bey... Perde hiç kapanmayacak, adın asla unutulmayacak.
FISILTI HABERLERİ İstanbul / Selhan Özdemir]