KIRILDIĞIMIZ YERDEN ŞİFALANMAK

Murat UYGUN (Araştırmacı Gazeteci & YAZAR )

16-05-2026 12:44

KIRILDIĞIMIZ YERDEN ŞİFALANMAK

Hepimiz hayata pürüzsüz birer mermer blok gibi başlıyoruz. Henüz çizilmemiş, henüz örselenmemiş, henüz hayatın sert rüzgârlarıyla yüzleşmemiş bir bütünlükle… Fakat zaman, elindeki keskin keskisiyle üzerimize inmeyi hiç ihmal etmiyor. Kimimiz bir ayrılıkla çatlıyor, kimimiz bir kayıpla içinden kırılıyor. Bazen de büyük bir felakete gerek kalmadan, sadece hayatın olağan akışı dediğimiz o sessiz yorgunluk, ruhumuzda görünmeyen kılcal çatlaklar açıyor.
İnsan çoğu zaman kırıldığını hemen fark etmiyor. Çünkü hayat devam ediyor. Sabah oluyor, işe gidiliyor, sofralar kuruluyor, telefonlar çalıyor, dünya kendi hızında dönmeyi sürdürüyor. Fakat içimizde bir yerde eski neşemizin sesi biraz kısılıyor. Bir şeye eskisi kadar inanamıyor, birine eskisi kadar güvenemiyoruz. Dışarıdan hâlâ ayakta görünürken, içeride bazı taşların yerinden oynamasıdır kırılmak.
Japonların eski bir sanatı vardır. Kırılan seramikleri çöpe atmak yerine, parçaları altın tozuyla karıştırılmış özel bir reçineyle birleştirirler. Ortaya çıkan obje, eskisinden daha kıymetli ve daha eşsiz olur. Çünkü artık yalnızca bir tabak, bir kase ya da bir vazo değildir. Artık bir hikâyesi vardır. O kırık çizgiler, onun kusuru değil, kimliğidir. Onu sıradanlıktan çıkaran da tam olarak bu izlerdir.
İnsan ruhu da böyledir. Kırılmayan bir kalp, aslında henüz hayatın derin sularına inmemiş bir kalptir. Elbette kimse acıyla büyümek istemez. Kimse kayıpla olgunlaşmayı, hayal kırıklığıyla güçlenmeyi, ihanetle uyanmayı tercih etmez. Fakat hayat çoğu zaman bize sormadan öğretir. Bazen sevdiğimiz bir insanın gidişiyle, bazen tutunmak istediğimiz bir dalın elimizde kalmasıyla, bazen de en çok güvendiğimiz cümlenin içinin boş çıkmasıyla…
Yaşadığımız sarsıntılar bizi ilk anda zayıflatmış gibi görünür. Oysa zamanla içimizde başka bir direnç alanı açar. Hayatın sert temasları, bizi biz yapan keskin köşeleri törpüler. Empati duygumuzu büyütür. Başkasının suskunluğundaki acıyı, yüzündeki yorgunluğu, sesindeki kırılmayı daha iyi duymamızı sağlar. Çünkü insan, çoğu zaman en iyi kendi yarasından bakınca başkasının yarasını anlayabilir.
Kırılmak, çoğu zaman beklentilerimizle gerçeklerin çarpışmasıdır. Birinden beklediğimiz inceliği görememek, değer verdiğimiz yerde değersiz hissetmek, iyi niyetimizin karşılıksız kalması, emek verdiğimiz bir bağın hoyratça harcanması… Bunların her biri içimizde bir yerleri sarsar. Fakat bu sarsıntıların tamamı bizi eksiltmek zorunda değildir. Bazen insan, tam da kırıldığı yerde kendine daha dürüst bakmaya başlar.
Duygularımız var ve incinmek, yaşadığımızın en somut kanıtıdır. Taş değiliz. Yoruluruz, üzülürüz, kırılırız, bazen içimize kapanırız. Bazen bir cümle günlerce zihnimizde döner durur. Bazen söylenmeyen bir söz, söylenenlerden daha ağır gelir. Ama bütün bunlar zayıflığımızın değil, insan oluşumuzun işaretidir.
Bazen eski bir versiyonumuzun ölmesi gerekir ki yenisi doğabilsin. Eski alışkanlıklar, eski kabuller, eski beklentiler, eski yanılgılar bir bir dökülür. Biz de kendimizi kaybediyoruz sanırız. Oysa çoğu zaman kaybettiğimiz şey kendimiz değil, bize artık iyi gelmeyen yüklerdir. İnsan bazen en çok dağıldığı yerde toparlanmayı öğrenir.
Elbette şifalanmak, bir sabah uyanıp her şeyi unutmak değildir. Şifalanmak, yaşananı yok saymak hiç değildir. Tam tersine, insan bazen şifaya giden yolu önce kabulden geçirir. Kırıldım demek gerekir. Yoruldum demek gerekir. Bu bana ağır geldi diyebilmek gerekir. Çünkü adı konulmayan hiçbir acı gerçekten iyileşmez.
Eğer şu an kendinizi paramparça hissediyorsanız, şunu hatırlayın. Işık, içeriye çoğu zaman o çatlaklardan sızar. Kırılmış olmanız, bozuk olduğunuz anlamına gelmez. Yorulmuş olmanız, yolun bittiğini göstermez. Sadece yaşadığınız, denediğiniz, sevdiğiniz, inandığınız ve bazen de bunların bedelini ödediğiniz anlamına gelir.
Önemli olan o parçaları nasıl birleştirdiğimizdir. Kendimizi inkâr ederek mi, yoksa yaşadıklarımızı anlayarak mı? Kırıklarımızdan utanarak mı, yoksa onların bize öğrettiklerini sahiplenerek mi? Çünkü insan, kendini en çok da yaralı taraflarına merhamet göstermeyi öğrendiğinde tamamlar.
Altın tozunuzu elinize alın. Kendinizi o kırık yerlerinizden yeniden inşa edin. Acele etmeden, saklamadan, utanmadan… Çünkü insanın asıl güzelliği hiç kırılmamış olmasında değil, kırıldıktan sonra nasıl ayağa kalktığında saklıdır. Göreceksiniz ki, yama yerleriniz ruhunuzun en parıltılı kısımları olacak.

DİĞER YAZILARI Yalan Söylemek 01-01-1970 03:00 Dostu Yanlış Seçmek 01-01-1970 03:00 Duvarlar Yıkılır, Gölgeler Kalır 01-01-1970 03:00 Huzursuzluğu Yenmek mi ?  01-01-1970 03:00 Dostluk ve Hasımlık 01-01-1970 03:00 Şüphe ve Sadakat 01-01-1970 03:00 Çizgiyi siz çekin..! Bir düşünün  01-01-1970 03:00 Mutluluk Ruhta Bulunur 01-01-1970 03:00 İç Güzellik, Dış Güzellik 01-01-1970 03:00 ​​​​​​​MURAT UYGUN’DAN İSRAİL’E SERT MUHTIRA: "GERÇEKLERİ KELEPÇELEYEMEZSİNİZ!" 01-01-1970 03:00 Hayy’dan Gelen Hu’ya Gider 01-01-1970 03:00 Her Kayıp Bir İz Taşır 01-01-1970 03:00 GÖNÜL HEYBESİNİ DOLDURMA VAKTİ: RAMAZAN’IN SESSİZ DİRENİŞİ 01-01-1970 03:00 Görünmez Zırhımız 01-01-1970 03:00 Yalakalık Parayla Satılmaz 01-01-1970 03:00 Kurtla Oyun Kanla Biter 01-01-1970 03:00 GÖLÜMÜZÜN KADERİ DEĞİŞİYOR: YUSUF ALEMDAR’IN KARARLILIĞI VE SAPANCA’NIN GELECEĞİ 01-01-1970 03:00 Ön Yargı 01-01-1970 03:00 Seni Seven İnsanlara Güvenmek ! 01-01-1970 03:00 Cahil mi, Nankör mü?  01-01-1970 03:00 Susmak Hikmettir 01-01-1970 03:00 Rahmet Kapısının İlk Anahtarı: Regaip Kandili 01-01-1970 03:00 Köksüzlükten Kök Salmaya…! 01-01-1970 03:00 Yalnızlık 01-01-1970 03:00 Menfaatçi Olmayın 01-01-1970 03:00 Mutluluğu Başkasının Bahçesinde Aramayın 01-01-1970 03:00 Yaşantımız Yaptığımız Seçimlerin Toplamıdır. 01-01-1970 03:00 Tavizsiz Duruş Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli İradesi 01-01-1970 03:00 Hayır Demek Bir Haktır 01-01-1970 03:00 Sahip Olmak İstiyorsan, Önce Ait Olmayı Öğren 01-01-1970 03:00 Mesafe Saygısızlığa Verilecek Tek Cevaptır… 01-01-1970 03:00 Gençliğin Sessiz Çığlığı  01-01-1970 03:00 Türkiye'de Yaşlı Bakımı Çıkmazı, 01-01-1970 03:00 Görmek İstediğin Değişimi Ol 01-01-1970 03:00 Affedilen Saygısızlık 01-01-1970 03:00 Üç Şey Gizli Kalmaz Güneş, Ay ve Gerçek 01-01-1970 03:00 Suçun Gölgesinde Büyüyen Çocuklar 01-01-1970 03:00 Gerçek Gazetecilik, 01-01-1970 03:00 Sapanca gölü elden gitmeden, 01-01-1970 03:00 Gazeteci Yazar Murat Uygun'dan Anlamlı 30 Ağustos Mesajı: “Zafer, Bir Milletin Onur Savaşıdır” 01-01-1970 03:00 Dürüstlük Pahalı Bir Mülktür, Ucuz İnsanlarda Bulunmaz 01-01-1970 03:00 Ahlak ve Güven 01-01-1970 03:00 Mobbing…! 01-01-1970 03:00 Yapılana Kadar Her Şey İmkansız Görünür.! 01-01-1970 03:00 Cesaret Korkuya Direnmektir 01-01-1970 03:00 24 Temmuz Basın Bayramı 01-01-1970 03:00 Hayat Oyun Değildir 01-01-1970 03:00 Sevelim Sevilelim, 01-01-1970 03:00 Kaba insanlardan uzak duralım 01-01-1970 03:00 Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Murat Uygu'dan Leman Dergisi'ne Tepki: "Sorumsuz Yayıncılık Basın Ahlakına Aykırıdır!" 01-01-1970 03:00 Hayatını Boşlama Yaşayarak Büyü 01-01-1970 03:00 Korkan kişi hata yapmaz..! 01-01-1970 03:00 Yanlarında Olalım 01-01-1970 03:00 Herkese Yakın Olan Size Uzak Olsun, 01-01-1970 03:00 Kalem Kılıçtan Keskindir, 01-01-1970 03:00 Uyuyan Düşman Tehlikelidir, 01-01-1970 03:00 İftira Edeni Kirletir…! 01-01-1970 03:00 Siz siz olun ŞEYTAN’a uymayın…! 01-01-1970 03:00 Dalkavukluğa özenmeyin…! 01-01-1970 03:00 Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe 01-01-1970 03:00 180 Yıllık Bir Çınar 01-01-1970 03:00 Manipülasyona dikkat…! 01-01-1970 03:00 Vebal …!!! 01-01-1970 03:00 Sadakat ve İhanet İki Yüzü Aynı Madalyonun 01-01-1970 03:00 Nedir Bu Şüphecilik 01-01-1970 03:00 Yasakları Zorlamak 01-01-1970 03:00 Sessiz Çığlığın Yankısı, 01-01-1970 03:00 İyilik yapmak iyidir 01-01-1970 03:00 Ne Mutlu Eğri Zamanda Dik Duranlara …!! 01-01-1970 03:00 İyiliğe Giden Yol 01-01-1970 03:00 Dürüst Olmak Çok mu Zor ? 01-01-1970 03:00 Huzurlu olmak..! 01-01-1970 03:00 Halk54 5 yaşında! 01-01-1970 03:00 Canım feda olsun …! 01-01-1970 03:00 Gazetecilikte Alaylı mı Mektepli mi? 01-01-1970 03:00 Kolay Yoldan Para Kazanmak 01-01-1970 03:00 Kralın Soytarıları…! 01-01-1970 03:00 Araştırmacı Gazeteci Yazar Murat UYGUN Yazdı; Nankörlük Diz Boyu, 01-01-1970 03:00 Su Tasarrufu yapmalıyız..! 01-01-1970 03:00 Yaşamın Trafiği..! 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Meraklı Bir Toplum Olduk…!!! 01-01-1970 03:00 Dedikodu…!!! 01-01-1970 03:00 Dedikodu…!!! 01-01-1970 03:00 İnsan Paranın Sahtecisini, Para da İnsanın…!!! 01-01-1970 03:00 Sokağa çöp atmayalım, Peki neden sokaklara çöp atıyoruz? 01-01-1970 03:00 Tahammülsüz Olduk…!!! 01-01-1970 03:00 İYİLİĞİN GÜCÜ…!!!! Son zamanlarda toplum olarak iyilik yapmaktan kaçınır olduk. 01-01-1970 03:00 İNTERNETE BAĞIMLI OLDUK…!!! 01-01-1970 03:00 KUMAR İLLETİ…!!! "Kumar bağımlıları" 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZ GELECEĞİMİZDİR…! 01-01-1970 03:00 KAN BAĞIŞI YAPALIM…. " Kan ver Hayat Kurtar" 01-01-1970 03:00 Sosyal Medya'da Neden İt Dalaşı Yapıyoruz. 01-01-1970 03:00 SOSYAL MEDYA SUÇ YUVASI OLDU…! 01-01-1970 03:00 Şimdi de Maymun Çiçeği..! 01-01-1970 03:00 Sağlık çalışanlarına şiddete hayır… 01-01-1970 03:00 Ambulanslara Yol verelim..! 01-01-1970 03:00 TRAFİK KAZALARINI DURDURMALIYIZ..! 01-01-1970 03:00 GAZETECİ... "Gazi Mustafa  Kemal Atatürk’ün dediği gibi" 01-01-1970 03:00