Soframızdaki Nitrat ve Nitrit Gerçeği: Dost mu, Düşman mı?

Hamdi Temel Prof. Dr.

02-09-2025 10:30

Soframızdaki Nitrat ve Nitrit Gerçeği: Dost mu, Düşman mı?


Günlük hayatımızda sıkça duyduğumuz, sosyal medyada da videolarda bolca açıklaması yapılan ama çoğumuzun ne olduğunu tam bilmediği iki madde var: nitrat ve nitrit. 
Özellikle paketli gıdaların etiketlerinde ya da işlenmiş et ürünleriyle ilgili haberlerde nitrit ismi göze çarpar. 
Çoğunlukla bu maddeler ile ilgili çıkan haberlerde “kanser riski” vardır ifadesi bizleri ürkütüyor. Ancak bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, bu maddeler sadece “zararlı” değil. Doğru kaynaklardan alındığında vücudumuza faydası var. 
Nitrat Nereden Geliyor?
Nitrat soframıza günlük aldığımız sebzelerden yaklaşık %80’inden geliyor. Özellikle ıspanak, marul, pancar, roka, kereviz gibi yeşil yapraklı sebzeler nitrat açısından oldukça zengin olduğunu görüyoruz. Az bir kısmı ise içme suyundan ve az miktarda meyvelerden geliyor.
Nitritin kaynağı ise farklı. İşlenmiş etlerde (salam, sucuk, sosis gibi) nitrit gıda katkı maddesi olarak kullanılabiliyor. Bu da çoğu zaman kafalarda soru işareti oluşturuyor. 
Ancak unutulmaması gereken nokta şu: Nitrit sadece dışarıdan alınmıyor, aynı zamanda vücudumuzda da oluşuyor. Ağzımızdaki faydalı bakteriler ve sindirim sistemimizdeki bazı biyolojik yollar, nitratı nitrite dönüştürüyor. Yani siz yediklerinizden nitrat alırsanız o vücudumuzda rahatlıkla nitrite dönüşüyor.
Nitrat ve Nitrit Vücudumuzdaki işlevleri neler?
Vücudumuzda tam bir kimyasal reaksiyonlar olduğunu görüyoruz. Vücudumuza giren nitrat ve nitritler, nitrik oksite dönüşüyor. Bu mucizevi kimyasal nitrik oksit damarlarımızı gevşeterek tansiyonu düşürüyor, kalp ve damar sağlığımızı destekliyor, hatta bağışıklık sistemimizde mikroplarla savaşmada rol alıyor.
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, sebzelerden gelen nitratın “doğal bir tansiyon ilacı” gibi işlev görebildiğini gösteriyor. Özellikle “DASH diyeti” olarak bilinen, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme programının tansiyonu düşürmede etkili olmasının nedenlerinden biri de bu nitrat içeriği olabilir.
Peki, zararları var mı?
Kısaca yazmak gerekirse, her şeyin fazlası nasıl zarar veriyorsa, nitrat ve nitritler için de aynı durum geçerli.
Bebeklerde risk: Altı aydan küçük bebekler yüksek nitrat içeren sulara ya da sebzelere maruz kalırsa “mavi bebek sendromu” olarak bilinen ciddi bir tablo ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, bebeklere erken dönemde ev yapımı ıspanak, pancar, havuç gibi sebzelerin verilmesini önermiyor.
İşlenmiş etler: Salam, sucuk, sosis gibi ürünlerde koruyucu olarak eklenen nitritler bazı koşullarda kansere yol açabilen bileşiklere dönüşebiliyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü ve birçok sağlık otoritesi, kırmızı et tüketiminin sınırlı tutulmasını, işlenmiş etlerin ise mümkün olduğunca az tüketilmesini tavsiye ediyor. Keşke hiç tüketmesek…
Burada dikkat etmemiz gereken husus ise sebzelerden gelen nitrat ve nitrit ile işlenmiş etlerden gelenler ile aynı kefeye konmamalı. Çünkü sebzeler sadece nitrat içermez; aynı zamanda vitaminler, antioksidanlar ve lif gibi sağlığımızı koruyan başka birçok bileşik de sunar. Bu koruyucu maddeler, potansiyel zararlı etkileri büyük ölçüde dengeler.
Sonuç olarak, günlük hayatta nelere dikkat edelim?
Soframızda bolca sebze ve meyve tüketelim. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler hem vitamin hem de kalp-damar sağlığını destekleyen nitrat açısından zengin.
İşlenmiş etleri günlük hayatımızdan çıkaralım. 
Bebeklere erken dönemde nitrat açısından zengin sebzeleri vermekten kaçınalım. 
İçme suyumuzun kalitesinden emin olalım. Özellikle köylerde ve kırsal alanlarda kullanılan kuyularda nitrat seviyesi yüksek olabilir. Resmi makamlardan destek alıp su analizlerini devamlı yaptırmak gerekiyor.
Kaynak: The American Journal of Clinical Nutrition Volume 90, Issue 1, July 2009, Pages 1-10

Prof. Dr. Hamdi TEMEL
www.hamditemel.com.tr

DİĞER YAZILARI Mağaranın Sessizliğinde Olgunlaşan Lezzet: Divle Obruk Peyniri ve Anadolu’nun Yaşayan Mirası 01-01-1970 03:00 “Tarım ve Gıda Güvenliğinde Sürdürülebilirlik” Paneli Ereğli’de Yoğun Katılımla Gerçekleştirildi 01-01-1970 03:00 Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz 01-01-1970 03:00 TÜBİTAK Suşehri’nde Öğrencilerle Buluştu: Mikroplastik Gerçeği 01-01-1970 03:00 Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi Prof. Dr. Hamdi TEMEL www.hamditemel.com.tr 01-01-1970 03:00 Biz Bayramları Böyle Yaşardık 01-01-1970 03:00 Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem 01-01-1970 03:00 Ramazan’da Baş Ağrısı ve Böbrekler Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 Kadışehri’nde Çevre Bilinci Hamlesi: Sağlıklı Nesiller İçin Bilim Söyleşisi 01-01-1970 03:00 Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor 01-01-1970 03:00 Susuzluğun Ayak Sesleri: Hepimizin Sınavı Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı? 01-01-1970 03:00 “Kalemimin Rengi” Okurla Buluştu 01-01-1970 03:00 Epsom Tuzu: Sandığımız Tuz Değil 01-01-1970 03:00 Epsom Tuzu: Sandığımız Tuz Değil Prof. Dr. Hamdi TEMEL www.hamditemel.com.tr 01-01-1970 03:00 Bir Öğretmen, Bir Toplumun Çevre Bilincini Değiştirir 01-01-1970 03:00 Bir Öğretmen, Bir Toplumun Çevre Bilincini Değiştirir Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 Toprağın Sessiz Gücü: Bor 01-01-1970 03:00 Buzdağının Görünmeyen Kısmı: Metamfetamin Ölümleri Prof. Dr. Hamdi TEMEL www.hamditemel.com.tr 01-01-1970 03:00 Sessiz ve Salgın Şeklinde Yayılan Metamfetamin Tehlikesi Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 Kirlenen Hava, Solan Hayat 01-01-1970 03:00 Isınan Dünya, Hastalanan İnsan Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 ÇankırıTuz Mağarası: Yer Altında Saklı Bir Şifa ve Kültür Hazinesi 01-01-1970 03:00 Şekerin Gerçek Yüzü: Tatlı mı Zehir mi? 01-01-1970 03:00 Şehidin Helvası Sizin Ocakta Kavrulmadıkça 01-01-1970 03:00 Bir Nehirden Fazlasıydı Nil Nehri 01-01-1970 03:00 Zamanı Aşan Yapılar: Mısır Piramitlerine Yolculuk Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 Sakarya İlkokulu’nda “Görünmeyen Tehlike” Konferansı: Mikroplastikler Masaya Yatırıldı 01-01-1970 03:00 Unutulmaz Bir Anadolu Durağı: Muş Seyahatim 01-01-1970 03:00 Akdeniz'den Avrupa'ya Uzanan Sürdürülebilir Eğitim Projesi 01-01-1970 03:00 Kenevir ve Kanser İlişkisine Dair Bilimsel Bulgular Hâlâ Yolun Başında 01-01-1970 03:00 Tarih, Rüzgar ve Hamsilos’un Hikayesi: Sinop Prof. Dr. Hamdi TEMEL 01-01-1970 03:00 Gelecekte Plastiğin Yerini Kenevir Alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Bedeninizin Sessiz Çığlığı: Daha Fazla Su İçin! 01-01-1970 03:00 Bu dünyadan bir Mustafa Boybay hoca geçti 01-01-1970 03:00 Lavanta: Şifa ve Güzelliğin Doğal Kaynağı 01-01-1970 03:00 Suyun Sesini Duydum Su… 01-01-1970 03:00 Lavanta ile Sağlığın Bilimsel Yüzü 01-01-1970 03:00 Mikroplastikler: Görünmeyen Tehlike Artık Her Yerde 01-01-1970 03:00 “Aybüke: Öğretmen Oldum Ben” Filmine Dair 01-01-1970 03:00 Ben ne yazıyorum ki Allah aşkına! 01-01-1970 03:00 Sarılma ya da kendini iyi hissetme hormonu: Oksitosin 01-01-1970 03:00 Küresel iklim sonunda çekirgeleri de çıldırttı 01-01-1970 03:00 Bu vatan için şehit olanlar! Prof. Dr. Hamdi TEMEL www.hamditemel.com.tr O kadar üzgün ve duygusalım ki, Yine şehit haberlerini işittim.  01-01-1970 03:00 Sonsuz kimyasalların(PFAS) verdiği zararlar 01-01-1970 03:00 Kalemime Yansıyan Karadeniz Turu 01-01-1970 03:00 Gökyüzünde yalnız gezen mikroplastikler! 01-01-1970 03:00 Taşların dile geldiği yerdir Kapadokya! 01-01-1970 03:00 Bu Ülkede Eren’ler Bitmez Oğlum! 01-01-1970 03:00 İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince 01-01-1970 03:00 Yozgatlı Hüzni Baba 01-01-1970 03:00 Kasım Ayı Gibi Karma Karışığım Ben! 01-01-1970 03:00 Mikroplastikler sağlımıza verdiği zarar veriyor mu? 01-01-1970 03:00 Folik asit değerlerinize baktırmayı unutmayınız 01-01-1970 03:00