
Depremin Bilançosu ve Türkiye'nin Konumu
Uçar, 6 Şubat depremlerinin Türkiye için büyük bir travma olduğunu ve etkilerinin uzun yıllar süreceğini ifade etti. Depremin bilançosunu hatırlatan Uçar, resmi verilere göre yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığını, 200 binden fazlasının ağır hasar aldığını ve 50 binden fazla vatandaşın hayatını kaybettiğini belirtti. Türkiye'nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu vurgulayan Uçar, bilime ve mühendisliğe kulak verilmediği sürece yeni felaketlerin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Deprem Gerçeği ve Yapı Stokunun Durumu
Türkiye'nin deprem istatistiklerine göre her yıl ortalama 25 bin civarında deprem olduğunu ve büyük depremlerin de yakın bir gelecekte yaşanacağını belirten Uçar, asıl şaşırtıcı olanın deprem olaylarına aşina olunmasına rağmen depreme yönelik hazırlıkların yetersizliği olduğunu vurguladı. Uçar, Türkiye'deki yapı stokunun belirsizliğine dikkat çekerek, Konya'da yaşanan bir binanın kendiliğinden çökmesi olayını örnek gösterdi.
Konut ve Köy Konutu İnşaatlarındaki Gecikmeler
2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programına göre Türkiye'de toplam konut sayısının 42,2 milyon olduğunu ve 6-7 milyon konutun en kısa sürede dönüştürülmesi gerektiğini belirten Uçar, 6306 sayılı Kanun kapsamında 11 yılda riskli görülen 6-7 milyon yapının yalnızca yüzde 10'unun dönüştürülebildiğini söyledi. Konut ve köy konutu inşaatlarındaki gecikmelere de değinen Uçar, verilen sözlerin tutulmadığını ve çalışmaların yavaş ilerlediğini ifade etti.
Deprem Bölgesindeki Yaşamsal Sorunlar ve Yargı Süreçleri
Deprem bölgesinde altyapı, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi yaşamsal konularda hala ciddi sorunlar yaşandığını belirten Uçar, enkaz atıklarının yönetimindeki kuralsızlığın çevresel sorunlara yol açtığını söyledi. Depremin ardından başlatılan yargı süreçlerinde ise yıkımın gerçek sorumlularının ortaya çıkarılmasından uzaklaşıldığını ve tüm sorumluluğun teknik elemanların üzerine yıkıldığını ifade etti.
Çözüm Önerileri ve Meslek Odalarının Rolü
Uçar, deprem zararlarını en aza indirmek için daha kapsamlı ve etkin adımlar atılması gerektiğini vurgulayarak, riskli yapı stokunun dönüştürülmesinden yapı denetim sisteminin yeniden düzenlenmesine, mevzuattaki eksiklerin giderilmesinden mühendislik hizmetlerinin tam ve etkin olarak verilmesinin sağlanmasına kadar atılması gereken adımları sıraladı. Uçar, meslek odalarının bu sürece dahil edilmesi gerektiğini ve çözüm önerilerinin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Sonuç
Semih Uçar, 6 Şubat depremlerinin ardından oluşan kamuoyu baskısıyla gündeme gelen yapı üretimi ve denetimi süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve sorumluların adil bir şekilde yargılanması taleplerinin zamanla gündemden düştüğünü belirterek, 17 Ağustos depreminden sonra olduğu gibi 6 Şubat depremlerinin de akıbetinin benzer yönde ilerlediğini söyledi. Uçar, Türkiye'nin afetlere karşı çaresizliğini vurgulayarak, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda gelecekte yaşanacak depremlerde aynı acıların tekrar yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
