Filistinli küçük kız, İsrail’in saldırısı sonrası mahsur kaldığı enkaz altında defalarca annesini soruyor.

Filistinli bir çocuk, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısında şehit olan babası için ağlıyor ve soruyor “Babam nerede?”

Evet, kıymetli dostlar bu sorunun muhatabı hepimiziz, Çünkü rabbimiz Kur’an’ı Kerim’inTekvir Suresinde Esteuzubillah

1.Güneş, dürüldüğü zaman, 2. Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman, 3. Dağlar, yürütüldüğü zaman, 4. Gebe develer salıverildiği zaman. 5. Tüm canlılar toplandığı zaman, 6. Denizler kaynatıldığı zaman, 7. Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman 8,9. Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,

Diye buyurarak savunmasız bir masumun zulme uğramasından, katledilmesinden hepimizi sorumlu tutmaktadır.Bugünde Filistin topraklarında, Gazze de yetim kalan, öksüz düşen, açlıkla, yoklukla boğuşan,Allah yolunda evinden yurdundan olan o çocuklar ve kadınlar dünyadaki Müslümanların ve tüm insanlığın yani hepimizin imtihanı olmuştur.

Önce uyanık olmak zorundayız. Sömürgeci batının işlediği cürümleri, sömürmek için gittikleri dünyanın her köşesinde uyguladıkları vahşetibiliyoruz ama çok kolay unutuyoruz. Tedbirli olmak için hatırlamak ve hatırlatmak sorumluluğumuz var.

Mehmet Akif’in Çanakkale Mahşerini anlatırken dile getirdiği gibi

“Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.

Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,

Avuststralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk”

Zalimlerin dünyasını ortaya çıkardı Gazze, Anlıyoruz ki; Zalimlerin kontrolündeki Birleşmiş milletler! Demokrasiler, insan hakları, adalet çağrıları Meğer kundaktaki çocukları koruyamayacak, her yaştan binlerce sivilin katledilmesine seyirci kalabilecek, bir lokma ekmek için sokağa çıkan masum insanları bombalayanlara dur diyemeyecek kadar kalpsizmiş.

Bugün ABD destekli İşgalci Siyonistlerin Gazze’de yaşattıklarına engel olamadığından dolayı ümmet sorumludur, vebal altındadır. Bugün zalimin zulmünü kınamak zulme engel olmuyorsa, ümmet yani bizler zalimi durduracak, zulmüne engel olacak mücadele yöntemlerini bulmak ve uygulamak zorundayız.

Gazze, kardeşliğinin gereklerini yerine getirmede tembellik yapan, davet ve tebliğ faaliyetlerinden geri duran bizlere nasıl İslam’a davet yapılır, insanların kalplerine konuşarak değil nasıl yaşayarak girilir, bizlere cihat meydanlarından gösterdi.

Bugün Gazze’de dünyayı satıp ahireti alan bir halk ABD destekli  siyonist vahşete karşı 100 yıldan fazla bir süredir dişiyle, tırnağıyla, malı ve canıyla mücadele vermeye devam ediyor.  Bizlerin görmeye dayanamadığımız çoğu zaman gözlerimizi çevirdiğimiz görüntüleriGazzeli kardeşlerimiz her gün yaşamaktadırlar.Son 225 gündür ise ve yaşanan katliamlara rağmen sabrediyor topraklarını terk etmiyorlar.

Kıymetli kardeşlerim Sabır hiçbir zaman zulme rıza göstermek, zalimi kabullenmek, sıkıntıları yok saymak değildir. Sabır her türlü zorluk karşısında mücadeleden vazgeçmemek, Allah yolunda Allah’ın istediği şekilde istikrarlı olmaktır. Önce fiili duada bulunmak,  duanın gücüne inanmaktır. Lütfen Allah rızası için ümmeti korkaklığa, yılgınlığa düşürecek söz ve fiillerden uzak duralım “Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

Kıymetli kardeşlerim Sabır yolda olmak kadar yolun hakkını da vermektir. Yolda olmak ibnülvakt olmaktır aynı zamanda. Yani zamanın evladı olabilmektir. Vahşetin bu kadar yaygınlaşıp derinleştiği dönemde anın vacibi zalimin karşısında, mazlumların safında fiilen mücadele etmektir. Cihada destek olmaktır. Hakkı hakikati haykırmaktır.

Ama bu gün maalesef camilerimizde, kurslarımızda, okullarımızda, sokaklarımızda, meydanlarda hakkın sesi yeterine güçlü çıkmıyor. Hakikat yüksek sesle dile getirilmiyor. Zülüm ayyuka çıkarken insanımız günübirlik telaşlarla uğraştırılıyor, avutuluyor, gereksiz tartışmalarla vakitler israf ediliyor. Maalesef devasa kadro ve imkânlarımızzulümleri, hastalıkları engellemek için daha fazla mücadele etmek yerine hastalandıktan sonra tedavi için daha çok gayret gösteriyor.

Kıymetli dostlar; iyi niyetli hiçbir amel önemsiz değildir. Dinimizin önemsiz bir hükmü yoktur lakin bazı zamanlarda bazı ibadetler daha önemli ve öncelikli olur… Namaz kılmayan birinin namaz kılması onun için en hayırlı ameldir. Cihattan geri duran için cihada katkıda bulunmak amellerin en güzelidir. Anne ve babaya hürmet etmek cennet kapılarını açar, Yetime sahip çıkmak bizleri Peygamber efendimize komşu yapar.

Bugün belki de hepimiz için en hayırlı amel o Filistinli küçükkardeşimizin “Babam nerede“sorusuna cevap bulmaktır. Hatta ondan daha hayırlısı hiç osorunun sorulmamasını sağlamaktır.

O yüzden muhterem büyüklerim, cennetin kapısı olan küçüklerim, abilerim, ablalarım, Tenvir süresindeki ayetlerin devamında Rabbimiz;

“10. Amel defterleri açıldığı zaman, 11. Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman, 12. Cehennem alevlendirildiği zaman, 13. Cennet yaklaştırıldığı zaman, 14. Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.” Buyurmaktadır.

Rabbim her birimize en hayırlı amellerle meşgul olmayı nasip etsin. Bu dünyadaki amellerimizle ahiretini kazanan kullarından eylesin. Özgür Filistin’de mücahit kardeşlerimizle birlikte Gazze zaferini kutlayacağımız günde buluşmak duasıyla hepinizi Allah’a emanet ediyorum. 

Amin, Amin, Amin, VelhamdülillahiRabbil Alemin…TEKBİR… TEKBİR… TEKBİR…

SAKARYA MİLLİ İRADE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI ADINA BİLGE İNSAN ABDULLAH İBNİ ABBAS KURAN VE HADİS İLİMLERİ AKADEMİ DERNEĞİ,

BİLDİRİYİ OKUYAN: MUHAMMED İKBAL EREN (DERNEK BAŞKANI)