Gündem
Giriş Tarihi : 21-10-2020 07:28

Yüz yüze eğitim 2 Kasım'da başlıyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 5'inci ve 9'uncu sınıflarda yüz yüze eğitimi 2 Kasım'da başlatıyoruz

Yüz yüze eğitim 2 Kasım'da başlıyor!

Yüz yüze eğitim 2 Kasım'da başlıyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 5'inci ve 9'uncu sınıflarda yüz yüze eğitimi 2 Kasım'da başlatıyoruz

Yüz yüze eğitim 2 Kasım'da başlıyor!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ortaokullarda 5'inci sınıflarda, liselerde 9'uncu sınıflarda yüz yüze eğitim-öğretim faaliyetlerini 2 Kasım tarihi itibarıyla başlatıyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslenen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıda sağlıktan güvenliğe ve yatırımlara kadar Türkiye içinde ve dışında yaşanan pek çok gelişmeyi kapsamlı şekilde ele aldıklarını söyledi. 


"TÜRKİYE'NİN GÖSTERDİĞİ ADLİ VE GÜÇLÜ DURUŞA KIBRIS TÜRKLERİ DE SAHİP ÇIKMIŞTIR"
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı görevine seçilen Ersin Tatar'ı tebrik eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Bu seçim bölgemizde Kıbrıs Adası'nı doğrudan ilgilendiren gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Kıbrıs Türkleri'nin sandıkta ortaya koydukları tercihi Türkiye ile birlikte ortak bir gelecek kurma kararlılığının nişanesi olarak görüyoruz. Rum kesiminin Avrupa Birliği'ni de istismar ederek sergilediği adanın diğer hak sahibini yok sayan, bencil ve şımarık politikaları bir kez daha Kıbrıs Türkü'nün iradesine çarparak yerle yeksan olmuştur. Doğu Akdeniz'in tamamını kapsayan siyasi ve ekonomik etki alanı mücadelesinde Türkiye'nin gösterdiği adil ve güçlü duruşa Kıbrıs Türkleri de sahip çıkmıştır. Bu vesileyle demokrasiye, haklarına ve özgürlüklerine olan bağlılıklarını sandıkta ortaya koyan tüm Kıbrıslı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Sayın Tatar'a Cumhurbaşkanlığı görevinde başarılar diliyorum. Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücü ve imkanlarıyla Kıbrıs Türkü'nün yanında yer almayı sürdürecektir." 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta sevindirici bir haberi de Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahasından aldıklarını hatırlatarak, "Fatih gemimizin Tuna-1 kuyusundaki sondajlarında keşfedilen rezerv miktarı 405 milyar metreküpe ulaştı. Bu kuyudaki çalışmalarını tamamlayan Fatih gemimiz önümüzdeki ay yine Sakarya Gaz Sahasındaki Türkali-1 kuyusunda sondaja başlayacak. Elimizdeki veriler Türkali-1 kuyusundan da en az Tuna-1 kuyusu kadar önemli ve verimli keşif haberleri alabileceğimize işaret ediyor." ifadelerini kullandı. 

"KAZANCIN HER KURUŞU MİLLETİMİZ İÇİN HARCANACAKTIR"
Bir asrı aşkın süredir hidrokarbon kaynaklarına sahip olma arayışı içinde bulunan Türkiye'nin kayda değer bir netice elde edebildiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:  "Dünyanın son bir asrında bu uğurda nice savaşlar çıkartılmış, nice çatışmalar körüklenmiş, nice ülkeler bölünmüş, nice masumların kanı oluk oluk akıtılmıştır. Pek çok toplumun böylesine ağır maliyetle elde ettiği bir zenginliğe bizim sadece çalışarak, emek vererek, alın teri dökerek sahip oluşumuz en az kaynağın kendisi kadar önemlidir. Karadeniz'de keşfedilen doğal gazın her metreküpü bu ülkenin ve milletin refahı, huzuru, güvenliği, geleceği için kullanılacaktır. Gazın sisteme verilmesiyle milletimiz bu hizmete daha hesaplı şekilde ulaşma imkanı elde edecektir. Aynı şekilde buradan elde edilecek kazancın her kuruşu yine milletimiz için harcanacaktır." 

Keşfin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenleri tebrik etti.  İbn-i Haldun Üniversitesine ait külliyenin açılış töreni vesilesiyle sosyoloji ilminin kurucusu, tarihçi, siyaset bilimci ve devlet adamı İbn-i Haldun'u hayırla yad etme imkanı bulduklarını ifade eden Erdoğan, pek çok düşünür ve devlet adamı tarafından tekrarlanan tespitlerinden 'coğrafya kaderdir' ifadesini hatırlattı. 

Erdoğan, yaklaşık 600 yıl önce ortaya konan bu analizin asırlara sari tartışmaların özetini oluşturduğuna işaret ederek, "Tabii bu 'kader' sözü dini anlamının ötesinde tarihi ve toplumsal tespitler üzerinden yapılan bir değerlendirmeyi anlatır. Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada yaşananlara baktığımızda bu tespitin lafzi ifadesinin ötesindeki derin manasını daha iyi görebiliyoruz." diye konuştu. 

Türkiye'nin bir yanı Avrupa'ya, bir yanı Asya'ya, bir yanı Afrika'ya uzanan, kıtaları birbirinden ayıran Akdeniz ve Karadeniz gibi iki kadim iç denizi birbirine bağlayan coğrafyanın tam merkezinde yer aldığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu topraklar insanlığın bilinen en eski tarihine, bilinen en eski medeniyetlerine, bilinen en eski mücadelelerine ev sahipliği yapıyor. Bilindiği gibi tarih kitaplarının yeniden yazılmasını gerektirecek öneme sahip en eski yapı topluluğu Şanlıurfa'mızda Göbeklitepe'de bulunuyor. Yine tarihin en eski anlaşmaları, paraları, şehir planları, kütüphaneleri, su kanalları, ticaret yolları, farklı inançların ibadethaneleri hep bizim ülkemizin sınırları içindedir. Bugün de dünyadaki siyasi, ekonomik, ideolojik ve askeri çatışmaların çok önemli bir kısmı çevremizde cereyan ediyor." 

"OYUNLARI BOZMAYI BAŞARDIK"
Türkiye'nin tüm bu fotoğraf içinde istikrarı ve gücüyle kararlılıkla hedeflerine yürümeyi sürdürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Elbette bölgemizdeki tüm krizleri sınırlarımız içine taşıma senaryoları, planları, gayretleri oldu. Terör örgütlerinin saldırılarından darbe girişimlerine, ekonomik tuzaklardan siyasi dışlama gayretlerine kadar her yöntem devreye sokuldu. Hamdolsun tüm saldırıları boşa çıkarmayı, tüm oyunları bozmayı başardık. Bu süreçte uluslararası kuruluşların ve güya demokrasi bayraktarı devletlerin çoğu ülkemize karşı sergiledikleri çifte standartla gerçek yüzlerini ortaya koydular. Biz bir yandan karşımızda kim varsa onun yanında yer almayı temel politikaları haline getiren bu yapıların iki yüzlülüğünü ifşa ederken diğer yandan kendi çizdiğimiz yolda ilerlemeyi sürdürdük." 

Türkiye büyüdükçe ve güçlendikçe ilgi alanları ile doğrudan veya dolaylı şekilde müdahil olduğu hususların tabii olarak genişlediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu ilginin bir kısmı tarihi, vicdani ve ahlaki duruşumuzdan bir kısmı da üzerimize binen yüklerin getirdiği mecburiyetlerden kaynaklanıyor. Mazlumun, mağdurun, hakkın, adaletin yanında dimdik yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Balkanlar'dan Kafkaslar'a, Asya'dan Afrika'ya kadar her coğrafyada gözünü ve kalbini bize yöneltmiş her kardeşimizin yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz. Irak'ın terör örgütlerinin cirit attığı bir yer haline gelmesine göz yummadık, yummayacağız. Suriye'deki milyonlarca kardeşimizi zalim rejimin ve terör örgütlerinin pençesine terk etmedik, etmeyeceğiz. Libya'da bir darbecinin ülkeyi göz göre göre parçalamasına rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kıbrıs Türkleri'nin haklarının pervasızca gasbına boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını kurtarma mücadelesine tüm kalbimizle ve imkanlarımızla destek verdik, vereceğiz. Merkezinde yer aldığımız coğrafyanın bize yüklediği hiçbir sorumluluktan kaçmadık, kaçmayacağız. Bin yıldır vatanımız olarak gerektiğinde canımız pahasına sahip çıktığımız bu coğrafyadan bizi tasfiye etme hayallerinden vazgeçmeyenlere daha çok kabuslar yaşatacağız. Milletimizin istiklaline ve istikbaline, bayrağımıza, ezanımıza, devletimize, vatanımıza uzatılan her eli kıracağız."


Erdoğan, "Malazgirt'ten Çanakkale'ye uzanan ve günümüzde sürekli yeni cepheleri açılan büyük mücadelenin her safhasının mesajlarını, nesilden nesile aktararak, maziden atiye kurduğumuz köprüyü sürekli güçlendireceğiz. Bu süreçte en büyük güç ve en büyük güç kaynağımız milletimizin birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkarak bize verdiği destektir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne tarihte ne kendi siyasi hayatında, beşeri düzeyde, milletin gücünün üstünde bir güç, milletin iradesinin üstünde bir irade tanımadığını, görmediğini ve bilmediğini belirterek, "İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine bu güzel tablo sayesinde ulaştıracak, evlatlarımıza güçlü ve müreffeh bir Türkiye bırakacağız. Rabbim, bu kutlu yolda emeği, katkısı, desteği duası olan herkesten razı olsun." dedi.

Terör örgütlerinin küresel düzeyde etkinliği artan saldırıları ve tüm hızıyla süren koronavirüs salgınının, tüm dünyada bir panik haline yol açtığını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti: "Zahirde çok güçlü gözüken nice devletin terör ve salgın tehdidi karşısında kökünden sarsıldığını gördük. Daha düne kadar kimi parasına, kimi silahına, kimi sırtını dayadığı küresel yapılara güvenerek, efelik taslayan devletler, bugün artık giderek derinleşen sosyo-ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Demokrasi, özgürlükler, hak ve adalet adına diğer ülkeleri yerden yere vuranlar, her geçen gün kendi içlerine kapanarak, hızla ırkçılık ve ayrımcılık bataklığına saplanıyor. Küresel ve bölgesel tüm dengeler, yerlerini yenilere bırakmak üzere hızla yıkılıyor. 

Türkiye, yeni küresel ve bölgesel arayışlarının, güçlü siyasi ve ekonomik yapısı ile yükselen yıldızı konumundadır. Ülkemizin yaşadığı kimi sıkıntılara rağmen krizlerden olumlu yönde ayrıştığını, izan ve vicdan sahibi herkes kabul ediyor. Askeri olarak sahada etkinlik gösterdiğimiz alan genişledikçe, önümüze çıkan fırsatların tehditlerden çok daha büyük olduğunu görüyoruz. Girdiğimiz mücadelelerden başarıyla çıktıkça, bölgemizde, birlikte tüm dünyaya umut aşılıyor, umut veriyoruz. Bu tablo elbette birilerini rahatsız ediyor, karşılarında geçmişte iki çift lafla veya birkaç küçük hamleyle sindirdikleri Türkiye'nin olmadığını gördükçe de öfkeleri artıyor. Kimileri, bu öfkeyi içlerinde tutup, siyasi manevralarla üzerimize gelirken, kimileri de kendilerini, kinlerini ve nefretlerini açıkça sergilemekten alıkoyamıyor."


"DARBE VE VESAYET HEVESLİLERİNİN ÇİRKİN YÜZLERİYLE AŞAĞILIK ÜSLÜPLARI İLE KARŞILAŞIYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dışarıdan yapabildikleri her şeyi zaten yapıyorlar, bunun yanında içeride de kendilerine destek olacak kişileri devşirmeye, yapılar kurmaya çalışıyorlar. Üstelik bunu açıkça söylüyorlar. Yıllarca Türkiye'deki yönetimleri, demokrasiyi yeterince uygulamamakla itham edenler, şimdi demokrasi dışı yollarla ülkemizde yönetim değiştirme hesabı içine girmiştir." dedi.

Türkiye'de darbeler ve vesayet döneminin kapandığını söylediklerini, birilerinin buna karşı "eski Türkiye'nin" hastalıklarını hatırlatan, imalı hezeyanlarla cevap verdiğini belirten Erdoğan, "Biz, milli iradenin üstünlüğüne, demokrasiye, hukuka vurgu yaptıkça, darbe ve vesayet heveslilerinin çirkin yüzleriyle ve aşağılık üslupları ile karşılaşıyoruz. Bunların hepsini de eski alışkanlıkları ile yapılan son çırpınışlar olarak değerlendiriyoruz. Allah'ın izni ve milletimizin ferasetiyle artık bu ülkede hiç kimsenin, vesayeti, milli iradenin üzerine çıkartmaya da demokrasiyi tankların altında çiğnetmeye de gücü yetmeyecektir." ifadelerini kullandı.

Millete söyleyecek sözü, anlatacak projesi, kuracak ortak hayali, paylaşacak sevinci olmayanların son ümidinin, dışarıdan gelen destek vaatleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "İşte bunlara kötü bir haberimiz var. Eskilerin, 'Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede' dedikleri şekilde destek bekledikleri yerler, artık kendi canlarının derdine düşmüş durumdadır, bunu böyle bilsinler. Oralardan belki umdukları sözleri duymaya devam edebilirler ama bekledikleri somut desteği asla bulamazlar. Kendilerine tavsiyemiz, eski devir alışkanlıklarını bir kenara bırakıp bizim yaptığımız gibi gözlerini ve gönüllerini sadece milletimize çevirmeleridir. 

Halkımızın, 2023 seçimlerinde bu değerlendirmeyi en güzel şekilde yapacağına ve herkesi hak ettiği yere yerleştireceğine inanıyorum. Hükümet olarak, bir yandan sağlıktan eğitime, güvenlikten dış politikaya kadar her alanda hizmet ederken, diğer yandan da 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl sonrasının vizyonunu oluşturuyoruz. Bundan yaklaşık 10 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk açıkladığımızda, birilerinin nasıl bizi müstehzi bir ifade ile süzdüğünü hatırlıyoruz. Bizim sadece seçim kampanyasında kullanılıp sonra bir kenara bırakılacak bir slogan icat ettiğimizi sanıyorlardı. Halbuki biz, Cumhuriyet tarihindeki en iddialı demokrasi ve kalkınma programı ile kamuoyunun karşısına çıkıyorduk.

Milletimiz de bizi anladı ve 'durmak yok, yola devam' diyerek önümüzü açtı. İşte şimdi 2023'e şurada üç yıl kaldı. Türkiye, bunca zamandır nice badireleri, 2023 hedeflerinin rehberliğinde ve aydınlığında aştı. Gezi olaylarından 17/25 Aralık kumpaslarına, terör saldırılarından sınırlarımızın tacizine, siyasi ve ekonomik nice sinsi tuzaklara kadar pek çok sınamayı, bu çıpa sayesinde savrulmadan, başarıyla verdik. Attığımız her adımın bir sonrasını hep bildiğimiz ve gördüğümüz için hiçbir zaman yönümüzü şaşırmadık."

"BİR SONRAKİ SAFHADA 2054 VİZYONUMUZLA MİLLETİMİZİN KARŞISINA ÇIKACAĞIZ"
Sağlıktan savunma sanayine kadar pek çok alanda son dönemde hızlandırdıkları projeler, verdikleri emekler, elde ettikleri neticeler sayesinde, bugün güvenle ve huzurla yola devam ettiklerini belirten Erdoğan, "Karşımıza çıkanlar, adeta rüzgar gülü gibi her gün başka şeyler söyleyip, başka istikametlere yelken açarken biz, menzilimizi satmadık. Rotamızı bozmaya çalışanların önüne başka meşgaleler koyarak asıl yolumuzu hep açık tuttuk." dedi.

Günlük meselelerle uğraşırken, gençlere emanet edecekleri gelecek vizyonunu şekillendirmeyi de ihmal etmediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bir sonraki safhada 2053 vizyonumuzla milletimizin karşısına çıkacağız. Bu vizyonu kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere dönüştürecek çalışmalara başladık. Her alanda yürüyen bu hazırlıklar tamamlandığında, inşallah önümüzdeki 30 yılın yol haritası elimizde olacak. Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeler, ülkeler ve milletler için böyle bir vizyonunun ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha gösterdi." ifadelerini kullandı.

Küresel düzeyde yaşanan yeniden yapılanma sürecinde, Türkiye'nin hangi alanda tam olarak nereye yöneleceği kararını bu çalışmayla belirleyeceklerini bildiren Erdoğan, "Şimdi birilerinin çıkıp, birkaç rakam sıralayarak, 'Siz daha 2023 hedeflerine ulaşamadınız, hangi 2053'ten bahsediyorsunuz?' diyeceğini biliyoruz. Çünkü biz, bu zihniyeti ciğerlerine kadar tanıyoruz. Bunlardan, istikamet doğru olduktan sonra diğer hususların er veya geç gerçekleşeceği gerçeğini görmelerini, kabullenmelerini ve ikrar etmelerini beklemiyoruz ama hakikat budur, bunu bilmeleri lazım." diye konuştu.