Kelepçeli öğretmenler
Demokrasilerin olmazsa olmazları arasında bireylerin ülkedeki hukukun üstünlüğünden şüphe duymamaları, örgütlenme haklarını özgürce kullanabilmeleri ve hak arama mücadelelerinin önünde bir engel olmaması gibi değerler vardır.
Özel okul öğretmenlerine son bir haftadır yaşatılanların ardından, emekli bir öğretmen olarak bu satırları yazmak zorunda kalmış olmaktan derin üzüntü duyduğumu da belirtmek isterim. Okulların tatile gireceği ve bu öğretmenlerin birçoğunun işine son verileceği gerçeğini düşününce üzüntüm ve öfkem daha da artıyor. Haklarını aramak uğruna yaptıkları mücadelede otellerinden çıkarılmamaları, yerlerde süründürülerek ters kelepçeye maruz kalmaları toplumun vicdanını yaralamıştır. Öncelikle bu öğretmenlerin neler istediklerine kısaca dikkat çekmek isterim: “Başta taban maaş uygulamasına geçilmesini talep ediyorlar. Geleceklerini kurabilmek için devletten atama bekliyorlar. Burada “devlet herkesi atamak zorunda değil” diyebilirsiniz. Bu fikre kısmen katılmakla birlikte şu soruyu da sorarım: “Bu kadar öğretmeni kim yetiştirdi? Okullarda ücretli çalıştırdığınız öğretmenlerin kadrolarına neden atama yapmıyorsunuz? Kamunun ve özel kurumların ihtiyacını dikkate alarak kontenjanları ayarlayabilirdiniz.  Eğitim fakültelerinin sayısını artırmakla övünürken sonucun bu olacağını tahmin edemediniz mi?”
Okulları ticarethaneye çevirerek öğretmenleri de “eleman” gibi görmek eğitime ihanet, eğitimciye de hakarettir. Patronların karşısında hiçbir güvencesi kalmayan bu öğretmenlerin seslerini duyurmalarına dahi tahammül edemeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Toplumun güvenliğini tehlikeye atmadan seslerini duyurmak için yürüyen öğretmenlere terörist muamelesi yapmak hangi demokraside var? Anayasadan kaynaklanan hakların engellenmesi demokrasiyi sindiremeyenlerin başvuracağı yöntemdir. Şunu unutmayın: Demokrasi, iktidar sahiplerinin tahammül kültürüyle gelişir.
Haklarını aramalarına izin vermediğiniz bu öğretmenler, belki de sizin öğrencilerinize, hangi demokrasiyi anlatacaklar? Hangi özgürlükten, hangi hukuktan bahsedecekler? Yarın çocuğunuzun okuluna gittiğinizde yere yatırıp ters kelepçe vurduğunuz öğretmeni karşınızda görünce kendinizi nasıl hissedeceksiniz? Konu öğretmenlerden açıldı ama diğer hak arama mücadeleleri yapanlara da aynı muameleyle karşı karşıya kalıyor. Vahşi madenciliğe karşı yapılan mücadelede, madencilerin hak arama mücadelelerinde de aynı olayları yaşamadık mı?
İktidar sahipleri istemedikleri her şeye karşılar. Kendi dünyalarında yaşayıp dışarıya kulaklarını tıkamışlar. Yandaşlarının öğretmen olarak atanabilmeleri için KPSS’den kaç puan aldıklarının önemi bile yok. Çünkü mülakat gibi bir kozları var ellerinde.
Öğretmen adayları, sınavda birinci de olsalar mülakat sonrası kendilerini sonuncu sırada bulunca ne yapsınlar? Maruz kaldıkları haksızlıklara “kader” deyip sussunlar mı?
Ülkemizde özgürlüklerin kağıt üstünde kalmadığı, hak aramanın demokrasinin gereği olduğunu içine sindiren bir zihniyeti hakim kılmak zorundayız.
Kral II. Friedrich’e “Berlin’de hakimler var.” diyen değirmencilere olduğu kadar ona bu güveni veren hukuk ve hukukçulara da ihtiyacımız var.
Kısaca, öğretmenlere suçlu muamelesi yaparak adil bir ülke kuramayız!..