2025’e Merhaba Derken…

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

30-12-2024 10:38

2025’e Merhaba Derken…
Gerek ekonomik gerekse de siyasi açıdan sıkıntılı bir yılı geride bırakıyoruz. Ekonomik sıkıntıların 2025’te artarak devam edeceğini tahmin edebilmek için ekonomist olmaya da gerek yok. Özellikle, “Emekliler Yılı” ilan edilen 2024 emekliler açısından tam bir kâbus yılı oldu. Kemerlerinde delik kalmayan emekliler birkaç delik daha açtırdılar incelen belleri için. Öte yandan ülkenin milli gelirinin yarısından fazlasını yiyen 8-10 milyonluk bir kesim de şişen göbeklerinden dolayı kemerlerini daha da gevşetmeye başladılar.
Ülkenin en zenginleri dediğimiz %10’luk bir kesim milli gelirin %54’ünü alırken geri kalan yetmiş beş milyon vatandaşımız da %46’sını bölüşüyor. Bu rakamlar ülkedeki gelir dağılımı adaletsizliğinin en önemli göstergesi değil mi?
Çalışanlara yapılacak zammın en önemli verisi olarak kabul edilen enflasyon oranını açıklayan TÜİK’e güvenin kalmadığını belirtiyor sokaktaki her vatandaş.
Adalet ve kalkınmanın birincil öncelikleri olacağı vaadiyle iktidara gelenler, önce adaleti törpülediler sonra da vatandaşı yoksullaştırıp yandaşları kalkındırdılar. Bir nevi kendi mahallelerinde devlet eliyle zenginlerini yarattılar.
Eğitimde uyguladıkları ÇEDES gibi projelerle bilimsel ve laik eğitimden uzaklaşarak okulları adeta imamların insafına bıraktılar. Milli Eğitim Bakanlığı, okullarına aç giden çocukların yemek sorununu çözemediği gibi yaz-kış saati uygulamasından vazgeçerek çocuklarımızı sabahın karanlığında yollara döktü. Okulları gereği gibi temizlemeyi dahi beceremedikleri halde temizlemek isteyen yerel yönetimleri de engelledi.
Sokak röportajları dahi suç oldu bu ülkede. İnsanlar, ağızlarından çıkacak kelimeleri hukuk süzgecinden geçirmeye başladılar. Elbette eleştirirken hakaret edilmemeli ama siyasiler biraz daha tahammüllü olmalılar. Anlayacağınız hem siyasetin hem de vatandaşın tahammülü kalmadı. “Eski Türkiye” de kendini acımasızca eleştiren tiyatro oyunlarına, biletlerini kendi paralarıyla alıp giden siyasilerin yerini kendilerinin dokunulmaz, eleştirilmez olduğunu zanneden kraldan çok kralcılar ortaya çıktı.
Sırf kişisel iktidarlarını sürdürebilmek uğruna sivil bir anayasadan bahsedenler, toplumun karşısına çıkıp da hangi maddeyi beğenmediklerini söylemiyorken bir de mevcut anayasaya uymayacaklarını beyan edebiliyorlar.
Sağlıkta uygulanan sistemle devleti soyabilmek için bebekleri öldürmeyi göze alabilen caniler türedi bu ülkede. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışımızı yitirdik.
Ormanlar vahşi madenciliğe kurban edildi, edilmeye de devam ediyor. Sokak hayvanları yasası adeta yaşatma değil yok etme yasasına dönüştü.
Bütün bunların yanında hiç iyi işler olmadı mı? diyenlere birkaç şeyi hatırlatalım. Devlet hastaneleri işlevsizleştirilerek garanti hastalı hastaneler yapıldı. Yolcu garantili hava limanları yapıldı. Araç garantili yollar yapıldı. Geçiş garantili tüneller, köprüler yapıldı. Hem de hazineden kuruş çıkmayacağı söylenerek yapıldı bütün bunlar. Geldiğimiz noktada geçmediğimiz köprü ve yollar için, gitmediğimiz hastaneler için, inmediğimiz havalimanları için para ödemeye devam ediyoruz. Genç cumhuriyetin sebze meyve karşılığında yaptırdığı fabrikaları hurda fiyatına “babalar gibi” satıldığını söylemeye gerek var mı?.. Bunları söylerken hizmetlere karşı olmakla suçlanabiliriz. Oysa ben kırk sene bu devlette memurluk yapan birisi olarak devletçi duruşumdan asla taviz vermediğimi yakın çevrem pek âlâ bilir. Hizmete elbette evet ama bu yöntemle yapılmaması gerektiğini söylemek de bir yurttaş olarak hakkımdır sanırım.
Gerek siyasi gerek de ekonomik olarak 2025’ten pek umudumuz olmasa da gelecekten umudumuzu yitirmeyelim.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00