9 Eylül

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

16-09-2025 10:16

9 Eylül
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş öyküsünü anlatmaya başlayınca hep 19 Mayıs 1919 diyerek başlarız söze. Ben ise biraz daha geriye, tarihsel sürece götürmek istiyorum sizleri. 
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgal edilmesi ve ardından 15 Mayıs 1919’da İzmir’e Yunan askerlerinin çıkması bardağı taşıran son damla olmuştu.
Ülkenin işgaline karşı Karadeniz Bölgesi’ndeki protesto ve direniş hareketlerinden rahatsız olan İngilizler, padişahtan bölgedeki başkaldırıların durdurulmasını istemişlerdi. Mustafa Kemal Atatürk bu yaşananları fırsata dönüştürmek için ordu müfettişliği görevine talip oldu. 
Osmanlı Harbiye Nezareti (Milli Savunma Bakanlığı), Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekilerin Samsun’a gidebilmesi için 14 Mayıs'ta İngiliz İşgal Kumandanlığından vize aldı. (Kendi ülkende seyahat edebilmek için İngilizlerden vize almak zorunda kalmak, ne utanç verici, değil mi?)
16 Mayıs 1919’da Galata Rıhtımı'ndan, akşam üzeri, Rauf Bey tarafından uğurlandı Bandırma Vapuru. Bir motorla Kız Kulesi açıklarındaki Bandırma Vapuru'na bindi Mustafa Kemal Atatürk. Vapur İtilaf kuvvetlerince arandı. Mustafa Kemal’in dudaklarından dökülen ise gelecekteki kurtuluşun ön sözleriydi: “Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu’ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz.
19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkılmış. 22 Haziran 1919’da tarihe Amasya Genelgesi olarak geçecek metnin ilk maddesinde; "Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir" denilmişti. Bunun ardından 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum'da toplanan kongrede manda ve himaye reddedilerek ilk kez ulusal bağımsızlığın koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verilmişti. 4-11 Eylül tarihleri arasındaki 1919 Sivas Kongresi’inde, “Millî sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür” denilerek 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı gerçekleştirilmiştir. Bu arada İtilaf devletlerinin 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nı basması ve vekillerin bir kısmını tutuklayarak Malta’ya sürülmesini de unutmamak gerekir.
26 Ağustos 1922 sabahı daha gün ağarmadan, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak) ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), 1. Ordu Komutanı Albay Nurettin ile Kocatepe'deki gözetleme yerine geldiler. Saat 05.30–05.35 civarında topçuların tahrip ateşi ve piyadelerin yürüyüşe geçmesiyle başladı Büyük Taarruz. Yunan ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarıldı, Anadolu'daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha edildi veya esir alındı, kalan bölümü ise üç grup halinde kaçmaya başladı. Çalköy'de yıkık bir evin avlusu içinde Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunu takip etmesi için Türk ordusuna tarihe geçen: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” emrini verdi. 15 Mayıs 1919’da kirli ayaklarıyla İzmir’e çıkanlar 9 Eylül 1922’de denize dökülürken İzmir’in dağlarında çiçekler açıyordu.
9 Eylül günü Yüzbaşı Şerafettin Bey, Hükümet Konağı binasına bayrağımızı çekmiş, Kadifekale’de ve İzmir’in daha birçok noktasında Türk bayrağı yeniden dalgalanmaya başlamıştır. Yaşanan işgal yıllarının ardından; bayrağını gönderde, Türk süvarisini Kordon’da, Gazi Paşa’sını kentlerinde gören halkımızın duygularını anlatmaya kelimeler kifayetsizdir. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Hükümet Konağı balkonundan halka şöyle seslenir: “Başarı benim değil, sizin, milletindir.”
Anlayacağınız, Türk Ulusu olarak Malazgirt’le fethettiğimiz bu toprakları Kurtuluş Savaşı’yla vatan yaptık.
Geldiğimiz noktada iktidar sahipleri, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’ü kendilerine rakip gibi görmekteler. O’nu Türk ulusunun zihninden ve gönlünden silmek istiyorlar. O’nun mirasını bir bir ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.
Be hey gafiller, çabalarınız boşunadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu topraklara attığı bağımsızlık ve özgürlük tohumu çoktan yeşerdi. Sadece İzmir’in değil Türkiye Cumhuriyeti’nin her karışındaki dağlarında çiçekler açıyor şimdi.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00