Ahvalimiz bu…

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

03-02-2025 14:18

Ahvalimiz bu…
Bir toplumdaki yasal olamayan işler, dünyanın her yerinde geçerli olduğu üzere ekonomik sıkıntıların toplumda yarattığı bozulmanın sonucudur. Evine ekmek götüremeyen anne babalar, işsizler, evlenemeyen gençler, okullarını bırakmak zorunda kalan öğrenciler, hayatta kalabilme uğruna ellerine geçebilecek her türlü fırsattan, yasal olup olmadığına bakmaksızın yararlanmak isterler. Çevresine baktığında çalışmadan köşeyi dönenlerin artması da onlar için birer ilham kaynağına döner!.. Dişiyle tırnağıyla çalışarak insanca yaşama koşullarına ulaşılamayacağını gören bu insanlar, gayri meşru işleri, bütün dini ve insani değerlerini çiğneyerek yapar hale gelirler. Yani aç ve açık kaldığında dini inancını düşünmez olur insanoğlu. Ne demiş atalarımız: “Aç bırakma, hırsız edersin; çok söyleme, arsız edersin.” Yani toplumdaki hırsızlığın ve arsızlığın kaynağının yoksulluk olduğunu unutmayalım. 
Toplumda son yıllarda artan suç oranları bunun en önemli göstergelerindendir. Sahte rakı ölümleri, kaçak mazot, paketsiz ve bandrolsüz sigaralar, yeni doğan çeteleri, ruhsatsız ve denetimsiz çalışan lüks oteller, uyuşturucu baronlarının ellerine düşen masum çocuklar, toplumdaki yoksulluğun kurbanlarıdır. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu ve benzeri türdeki olayların neden olduğu ölümler de toplumsal vicdanları yaralıyor.
Vatandaşı en çok rahatsız eden, gençleri suça iten nedenlerin arasında bir de toplumsal adaletsizlikler var. Asgari ücrete, emekli ve memura bütçe imkanlarının yetersizliği ve enflasyonu artırır endişesi gibi nedenlerle yapılmayan artışın yanında, toplumca bilinen şirketlere gerek vergi affı gerekse de çeşitli muafiyet veya teşvikler yöntemleriyle sağlanan imkanları görünce toplumdaki isyan katlanarak artıyor. Kur korumalı mevduat dedikleri sistemle zenginlere aktarılan paralar hazineden, yani çalışana ve emekliye verilmeyen paradan karşılanıyor. 2025 yılı bütçesinden faiz ödemeleri için ayrılan paranın miktarını görünce “nas” nerede diye soruyor emekliler ve çalışanlar. Kısacası emekliler ve çalışanlar, yaratmadıkları enflasyonun bedelini açlık ve yoksulluklarıyla ödüyorlar.
Dostoyevski şöyle diyor: “Aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır.”
Başta çalışanlar ve emeklilerimiz olmak üzere iş bulamayan gençler, atanmayan öğretmenler, evine atık sebze ve meyve götürmek zorunda kalan anneler hayal ettiklerini yaşayamaz hale geldiler bu ülkede. Buna neden olanları da biliyor ve görüyorlar artık.
Toplumun asıl meselesinin ekonomi olduğunu gören iktidar sahipleri, suni gündemler yaratarak sürekli ülkenin gündemini değiştirip toplumsal huzursuzlukların yarattığı sorundan uzaklaşmamızı, onu konuşmamamızı istiyorlar ve bunun için de televizyonları ve gazetecileri susturmak istiyorlar.
Ülkenin içine düşürüldüğü bu ekonomik durum karşısında ne evlerimizde ne de sokaklarımızda huzur ve güven ortamı beklememiz pek de mümkün gibi görünmüyor maalesef…
Ahvalimiz bu olsa da umudumuzu yitirmeden ülkemizin aydınlık ve adil günlere kavuşması için elimizden geleni yapmaya devam etmeliyiz.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00