Çocuk suçlular

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

22-10-2024 11:20

Çocuk suçlular
Ülkemizdeki çocuk hükümlü ve tutuklu sayısındaki artış dikkat çekiyor. Bu da suç işleme yaşının her geçen gün düştüğünü işaret ediyor. Gittikçe daha tehlikeli hale gelen bu durum karşısında başta adalet olmak üzere eğitim sistemimizi şapkamızı önümüze koyup gözden geçirmenin zamanının geldiğini düşünüyorum.
Şunu unutmayalım ki bir ülkede ekonomi, adalet ve eğitim sistemi bozulmaya başladığı zaman her türlü yasa dışı işlerde patlama olur. İnsanlar emekleriyle kazanamadıkları ve kazanacaklarına inanmadıkları parayı en kısa yoldan elde edebilmenin adresi olarak gördükleri mafya vari çetelere ya katılırlar ya da kendileri çeteleşirler. Buna bir de: “Okuyup da ne olacağım ki?” fikri eklenince gayri meşru işlerin adamı olmak için bütün şartlar hazır olur.
Çocukların suça yönelme nedenlerini sorguladığımızda, değişen değer yargıları, ahlak kurallarının yarattığı karmaşa, hızlı ve düzensiz kentleşme, sanayileşme, ailelerin olumsuz rol model olmaları, bireysel psikolojik etmenler, ekonomik krizler ve sosyo ekonomik nedenlerin yanına bir de gençlerdeki cezasızlık algısını eklediğinizde artışın önüne geçmek mümkün olmuyor.
Yapılan araştırmalarda suça karışan çocukların %80 ’inin işsiz ya da okullarından uzak oldukları gözlemlenmiştir. Okula bağlılığı yüksek olan çocuklarda ise bu oran çok azdır.
Ancak mahalle düzeyine kadar inen bu çete yapılanmalarını besleyen kaynaklardan en önemlisi olarak gördüğüm nedenler arasında yer alan eğitimlerini terk eden öğrencilerden bahsetmek isterim.  Milli eğitim verilerine göre 2023-2024 eğitim öğretim yılında yaklaşık bir milyon öğrenci okullarını bırakmış.  Ülke olarak sormamız gerekmez mi? Bu çocuklar şimdi neredeler, ne yapıyorlar? İlk aklımıza gelen, bazıları aileleri tarafından aile bütçesine katkı versin diye “çocuk işçi” yapılmışlar, bazıları dinsel oluşumların elinde, bazıları da köşe başlarında abilerinin pis işleri için gözcülük yapıyorlar. Yani çetelere katılmanın ilk basamağındalar. Hani lise bitinceye kadar eğitim zorunluydu!..
Eğitim sisteminin dışına çıkan bu öğrencilere dair bakanlık tarafından ne gibi yaptırımlar uygulanıyor? Yoksa özellikle mi bu duruma göz yumuluyor?
Şu anda eğitimi yönetenlerin, bu çocukları okullarına döndürmenin çarelerini aradığını sanmıyorum. Tasarruf yapmak için taşımalı eğitime son verilmesinden kaynaklı okullarını bırakanların sorunlarını dahi çözmüyorlar. Şunu da unutmayın ki taşımalı eğitimden köy çocukları yararlanıyordu. İktidar, gelecek nesillerin yönünü Ortadoğu’ya dönmelerine hizmet etmenin derdine düşmüş. Tarikat ve cemaatlerin peşinden gidiyor. Yeni icat ettikleri modele “maarif modeli” demeleri de bu yüzden değil mi? Bu gidişle bakanlığın adını da “Milli Maarif Bakanlığı” olarak değiştirirlerse şaşırmamak gerekir.
Devlet olarak bütün çocukları korumamız gerektiğinin yanında özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarına pozitif ayrıcalıklı bir yaklaşımla bakmak zorundayız. Ekonomik olarak iyi konumda olan ailelerin birçoğu çocuklarını zaten özel okullara gönderiyor. Onları elbette anlıyorum. Devlet okullarının kalitesini yükseltebilirsek özel okula zaten gerek kalmaz. Ancak devlet okullarının içinde bulundukları durumu da görmezden gelemeyiz. 
Devlet olarak bu çocuklarımızı suça iten nedenleri ortadan kaldırma çalışmaları yapmak zorundayız. Özellikle gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermeliyiz. Okullarımızdaki eğitim kalitesini yükseltip adalet sistemimizdeki “cezasızlık” algısını da kırabilirsek çocuklarımızı suçtan uzak tutma yolunda bir mesafe almamız mümkün olabilir.
Şunu unutmayalım ki “suçlu çocuk” yoktur, suça itilen çocuk vardır.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00