Elbette Barış…

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

26-05-2025 16:31

Elbette Barış…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’ te kimsenin beklemediği bir anda yaptığı “Terör Örgütü PKK’nın silah bırakması gerektiğiyle” ilgili açıklamasının ardından yaşanan gelişme ve görüşmelerin sonunda PKK 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde 12. kongresini yaptığını ve silahlı mücadeleyi sonlandırma ve örgütsel yapısını feshetme kararı aldığını duyurdu. Bildirgede, PKK’nın 1978’den beri sürdürdüğü silahlı mücadelenin tarihsel işlevini tamamladığı belirtilerek, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini açıkladı.
Örgütün fesih bildirisinde konuşulacak birçok ayrıntı var ama bunların en önemlisi Lozan Antlaşmasına yapılan vurgudur. Bildirideki “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1923) ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” denilerek, Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasa’sının Kürt sorununun asıl sorumlusu gibi gösterilerek Kürt kimliğinin inkar edildiği ve asimilasyon politikalarının temeli olduğu vurgulanmak istendi. Bu vurgu, toplumun büyük bir kesimi tarafından çok rahatsız edici bulundu. Çünkü bildirideki Kürt-Türk ilişkilerinin -güya- bozulmasının temel nedeni olarak Lozan Antlaşması’nın gösteriliyor olmasının kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Bildirideki cümleden terör örgütü PKK’nın Lozan Antlaşması’nı kabul etmediği anlamı çıkar. Oysa Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgesi olarak kabul edilir ve Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine yeni devletin sınırlarını, egemenliğini ve uluslararası statüsünü belirleyen bir anlaşmadır. Lozan’ı tanımıyorum demek Türkiye Cumhuriyeti’ni de tanımıyorum, anlamına gelir. Bu da Lozan’ı tartışmaya açmak olur ve ülkemiz için en büyük tehlike haline gelir. Bu ülkedeki aklıselim hiçbir yurttaş bunu istemez ve kabul etmez.
Hükümet ve ortağı, silah bırakma kararını genel olarak olumlu karşılasa da Lozan Antlaşması’na yönelik kullanılan ifadelerin diğer milliyetçi çevrelerde sert tepkilere yol açtığını biliyoruz.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türk milleti bu ihanet açıklamasını asla kabul edemez” diyerek Lozan’ın “Türkiye’nin tapu senedi” olduğunu vurguladı.
CHP, silah bırakmayı genel olarak olumlu bulsa da Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’na yönelik ifadeleri “provokasyon” olarak nitelendirdi. Bir CHP’li yetkili, bu ifadelerin bilinçli olarak tepki çekmek için kullanıldığını ve asıl tartışılması gereken konuların gölgede bırakıldığını savundu.
DEM Parti, Lozan Antlaşması tartışmalarına odaklanmak yerine “büyük resme” bakılması gerektiğini belirterek ülkenin tapu senedi olan antlaşmayı görmezden geldi. Eş Başkan Yardımcısı Tayip Temel, Öcalan’ın süreci yönetebilmesi için uygun koşulların sağlanmasının önemine dikkat çekti. İktidar cenahından hiç kimse: “Nedir bu koşullar kardeşim?” diye soramadı.
Bu bildirideki Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’na getirilen ağır eleştirilere dair Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir açıklamada bulunmaması da kamuoyunun dikkatinden kaçmıyor.
Sonuç olarak, PKK’nın silah bırakma ve fesih kararı, Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne yönelik tarihi bir adım olarak görülse de Lozan Antlaşması’na yönelik ifadelerin ciddi bir tartışma yarattığı da açıktır.
Bu ülkede yaşayan herkes barıştan yanadır. Barıştan yana olmak ülkemizin tapusunun tartışılmasına müsaade etmek anlamına gelmez. Biz, her zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış cihanda barış” ilkesini kendine rehber edinmişiz.
Elbette barış ama varlığımızı ortadan kaldıracak her isteğin karşısında göğsümüzü siper etmeye de hazır olduğumuzun herkesçe bilinmesi gerekir.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00