Herkes İçin Hukuk

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

23-09-2025 08:59

Herkes İçin Hukuk

Mevlana Celaleddin-i Rûmî: “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır” der. Tam da ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik durumla ilgili, iktidar sahiplerinin söyledikleriyle toplumun algısı arasındaki kalın çizgiyi tarif etmiş bize.
Ülkemiz siyasetinin, özellikle ülkenin birinci partisi konumundaki CHP’nin yargı eliyle dizayn edilmeye çalışıldığı konusunda yapılan eleştirilere ilişkin özellikle Adalet Bakanı’nın söylemlerinde: “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hiçbir kurum, kuruluş veya çıkar grubu, milli iradenin üzerinde değildir. Demokratik sistemimizin temel taşlarından biri, kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsızlığıdır. Yargı süreçleri üzerinde hiçbir baskıyı kabul etmediğimiz gibi yargıyı etkilemeye yönelik her türlü girişime karşı olduğumuzu herkesin çok iyi bilmesi gerekir.” şeklindeki açıklamaları toplumun büyük bir kesiminde karşılık bulmuyor.  Aslında gerçek bir hukuk devletinde, sayın bakanın bu sözlerinin altına herkesin imzasını atması gerekirken dönüp de yaklaşık bir senedir gelişen siyasi olayları düşündüğümüzde rüya gördüğümüzü sanıyoruz.
2024 Dünya Hukukun Üstünlüğü Endeksi raporuna göre 142 ülke arasında 117’inci sırada olmamızı görmeyen adalet bakanının iki sözünden biri, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu söylemesi vatandaşlara inandırıcı gelmiyor. Toplum soruyor: Hangi hukuk devleti? Hukukun üstünlüğü mü, yoksa üstünlerin hukuku mu? İnsanlar mahkeme kapılarına düşünce AKP ve MHP’ye yakınlığıyla bilinen avukatlar arar hale gelmiş.
Anayasayı koruması gerekenler: “Anayasa Mahkemesi”nin kararlarını tanımıyorum, saygı da duymuyorum. Anayasa Mahkemesi derhal kapatılmalıdır” gibi cümleler kurarken Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu binlerce kez tekrarlasanız da toplumu ikna edemezsiniz.
İktidar partili belediye başkanları hakkında muhalif belediye başkanlarının hazırladığı dosyalara ilişkin hiçbir inceleme yapılmadığı belediye başkanları tarafından dillendiriliyor. Durum böyle olunca muhalif belediye başkanları hakkında açılan çeşitli davaların kamu vicdanında inandırıcılığı kalmıyor. Tutuklanan belediye başkanları hakkındaki iddianamelerin özellikle geciktirilerek tutukluluğun cezalandırma yöntemine dönüştüğü köy kahvelerinde dahi konuşulur olmuş. Şunu unutmayalım kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur. Herkes kanun önünde yaptığının hesabını vermelidir. Ancak bunun yanında her bireyin adil yargılanma hakkı olduğunu da unutmayalım. Böylesi davalarda masumiyet karinesi düşünüldüğünde tutuksuz yargılanma esastır.
Cumhur ittifakının muhalefeti yok ederek ülkeyi tek partili hayata doğru çekmek istediği kanısı gittikçe güçleniyor. Bu da demokrasimize ve çok partili hayatımıza telafisi mümkün olmayan yaralar açıyor.
İktidarın, seçimle kazanamadıkları belediyeleri farklı yol ve yöntemlerle ele geçirme çabaları milli iradeyi yaralıyor. Gerek belediye başkanlarına gerekse de meclis üyelerine baskı yapıldığı, tehdit edildiği şeklindeki haberler gazete sayfalarında yer alıyor. Cumhuriyet tarihinin en büyük parti değiştirme vakasıyla karşı karşıya toplum. Böylesi “dönmenin” fikirsel karşılığının olduğunu kimse iddia edemez.
Siyasi kulvar değiştirme konusuna “yaş” araştırması yapılması durumunda ortaya çıkacak istatistiki verileri gerçekten merak ediyorum. Ama şundan eminim ki “döneklik” konusunda 60 yaş üzerlerinin oranı en düşük olanı olacaktır. Fikirleri uğruna ölmek, para uğruna, zindan korkusuyla ölmekten daha şereflidir.
Sokrates idama mahkûm edilmiş. Rivayete göre, ölmeden birkaç saat önce vedalaşmak için eşi gelir yanına. Kadıncağız bu sırada ağlar ve “Ah, bu kötü adamlar seni haksız yere öldürecekler” der. Sokrates ise karısına şöyle cevap verir: “Evet, haksız yere öldürecekler, haklı yere öldürseler daha mı iyiydi?”
Tarih hep bedel ödeyenleri yazdı. Ülkemin aydınlık geleceği uğruna hayatlarını, hayallerini feda edenlere selam olsun.
Nazım Hikmet şöyle diyor:
Güzel günler göreceğiz çocuklar
             Motorları maviliklere süreceğiz
             Çocuklar inanın inanın çocuklar
             Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Unutmayalım ki karanlığın en yoğun olduğu zamanlar aydınlığın en yakın olduğu zamanlardır. Umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Bu da geçer, güneş hep yeni bir güne doğar…

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00