Kaldırım İşgallerine Son…

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

25-03-2025 10:15

Kaldırım İşgallerine Son…
Ülkemizdeki plansız kentleşmenin yarattığı sorunların en başında kaldırımların darlığı gelmektedir. Bu sıkıntı, şehir planlamacılarını yeni çözümler aramaya itiyor. Bir yandan yenilenecek binalar için yol cephesinin belirli bir oranda geri çektirilerek geniş kaldırımlar yaratılmaya çalışılırken bir yandan da belirli saatler dışında trafiğe kapalı yollar ayrılıyor. Bütün amaç yayaların daha rahat hareket etmesi, güvenli ve keyifli bir yürüyüş alanı yaratılması. Ancak kaldırımların mağazalar tarafından hoyratça işgal edilmesi—mesela tabelalar, tezgahlar ya da eşyalarla doldurulması—bu amacın ruhuna ters düşüyor. Yayalar için ayrılan alanın daralması, hele ki kalabalık saatlerde, hem hareket özgürlüğünü kısıtlıyor hem de engelli bireyler gibi özel ihtiyaçları olanlar için ciddi bir sorun oluşturuyor. 
Şehir planlamasında dengeyi tutturmak zor, ama yaya haklarının göz ardı edilmemesi gerçeğini de akıldan çıkarmamak gerekir.
Kaldırım işgalleri konusunda toplumsal bir rahatsızlık var. Mağazaların ya da bina sahiplerinin kaldırımları, yol kenarlarını veya ortak alanları "kendi malı" gibi görmesi, aslında toplumsal bir alanın özelleştirilmesi demek. Kaldırım dediğimiz yer, kamuya ait; yayaların hakkı, herkesin erişimine açık olması gereken yer. Ama bir mağaza sahibi kapısının önünü eşyayla doldurup "burası benim" havasına girerse, ya da bina sakini "bu park yeri benim tapulu alanım" gibi davranırsa, bu bencillik hem şehir düzenini bozuyor hem de paylaşım kültürünü zedeliyor. 
İşin özünde, bu bir zihniyet meselesi. İnsanlar genelde kendi çıkarlarını önceleyip, kamusal alanın ortak bir sorumluluk olduğunu unutabiliyor. Halbuki şehirler hepimizin; birinin rahatlığı, diğerinin hakkını gasp etmemeli. Yasal olarak da bu tür işgallere karşı cezalar olsa bile, uygulama gevşek kalınca bu yanlışlar normalleşiyor.
Belediyelerin yaya yollarının işgal edilmesini önlemek için atabileceği adımlar hem pratik hem de caydırıcı olmalı. Yayaların haklarını korumak, planlama ve denetimle mümkün olur.
Mesela, yaya yollarının kullanımıyla ilgili açık, herkesin anlayabileceği kurallar koyulur ve toplum da bilgilendirilir. Bilgilendirme konusunda kamu spotları hazırlanıp ulusal yayın yapan televizyon kanallarında yayınlanabilir. Mağazaların kaldırımı ne kadar kullanabileceği (mesela tabela veya eşya için belirli bir sınır), park yerlerinin nasıl ayrılacağı gibi detaylar hazırlanacak broşürlerle esnaf bilgilendirilebilir. Kural koymak yetmez. Ayrıca sahada zabıta veya denetim ekipleriyle düzenli kontrol yapılmalı. İşgal tespit edilirse anında müdahale edilmeli—mesela eşyalar kaldırılmalı veya araçlar çekilmeli. Para cezaları, tekrarlanan ihlallerde iş yeri ruhsatına yönelik yaptırımlar gibi caydırıcı önlemler alınabilir. Ama bu cezaların gerçekten uygulanması önemli; kâğıt üstünde kalmamalı. Yürüyüş yollarına estetik ama işlevsel bariyerler, çiçeklikler veya oturma alanları yerleştirilerek işgalin önüne geçilebilir. Araçların park etmesini engellemek içinse mantar bariyerler veya kaldırımı yükseltmek etkili olabilir. Belediyeler, esnafı ve vatandaşları bu sürece dahil edebilir. Mesela bilgilendirme kampanyaları, toplantılar veya teşvikler (kaldırımı boş bırakan iş yerlerine küçük ödüller) ile gönüllü uyum sağlanabilir. Ayrıca vatandaşların yaya yolu işgallerini kolayca bildirebileceği bir sistem—mobil uygulama veya telefon hattı—kurulabilir. İşgal şikayetleriyle ilgili ilgililerden hızlı geri dönüş yapılırsa, halk da kendini sürece dahil hisseder.
Yeni projelerde yaya yolları geniş tutulmalı, iş yerlerinin eşya koymasına gerek kalmayacak şekilde vitrin veya depolama alanları düşünülmeli. Mevcut alanlarda ise yayalara öncelik veren düzenlemeler yapılmalı.
Örneğin, bazı şehirlerde "yaya dostu sokak" projeleri başarılı oluyor; ama işin sırrı istikrar ve takip. Belediyeler, oy kaygısı taşımadan kararlılıkla, kuralların uygulanmasını sağlamalıdırlar.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00