Meçhul
Hayatı bir kitap gibi düşünürüz hep. Sayfaları çevirdikçe öğrenecek, öğrendikçe büyüyecek ve nihayetinde "oldum" diyeceğiz sanırız. Oysa insanı hayata bağlayan şey, kitabın okuduğumuz sayfaları değil, henüz çevirmediğimiz o beyaz boşluklardır. Bizi biz yapan, bildiklerimizin kalesi değil bilmediklerimizin uçsuz buçaksız denizidir.
Umut, Bilmemekten Doğar
Eğer yarın sabah başımıza ne geleceğini, hangi kapının yüzümüze kapanıp hangisinin açılacağını saniyesi saniyesine bilseydik. yaşam bir macera değil, bir infaz olurdu. Trajediyi trajik yapan önceden sezilmesi, sevinci mucize kılan ise beklenmedik olmasıdır.
İnsan, yarının getireceği o büyük belki için bugünün yüküne katlanır. Belki iyileşirim, Belki karşılaşırız, Belki başarırım... Bu belkilerin tamamı birer cehalet meyvesidir ve ne garip ki, ruhumuzu besleyen en güçlü gıda da budur.
Bilmek, bir meseleyi rafa kaldırmaktır. Bir şeyi tam olarak anladığınızda, ona dair merakınız söner. Oysa bilmediğimiz her şey bizi yola düşürür.
Eğer her şeyi bilseydik, yerimizden kıpırdamamıza gerek kalmazdı. İnsanı yaşatan, o henüz keşfedilmemiş olanın vaadidir.
Belirsizliğin Hafifliği
Modern dünya bize her şeyi ölçüp biçmeyi, verilerle geleceği öngörmeyi öğütlüyor. Ancak fazla ışık bazen kör eder. Geleceğin üzerindeki o ince sis perdesi, aslında bizi koruyan bir zırhtır. Kendi sonunu bilen bir canlının neşesi eksik, adımları ağır olurdu.