Sıcak elleri soğutmayın!..

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

03-12-2024 11:43

Sıcak elleri soğutmayın!..
Ülke olarak yokluğun değil de yoksulluğun tavan yaptığı günleri yaşıyoruz. Ülkemizde her şey var ama hiçbir şey alamıyor insanlarımız. Özellikle emekli ve asgari ücretlilerimiz ya yakınlarından ya da kamu kurum ve kuruluşlarından maddi destek almak zorunda kalmış durumdalar. Tuzu kuru olan bir avuç insan hoyratça para harcarken lüks lokantaların dolu olduğunu, ülkedeki araç sayısındaki artışı da buna kanıt gibi göstererek nemalandıkları iktidarın ülkeyi zenginleştirdiğini söyleme çabasındalar. Diğer bir örnek olarak da elli sene önceki kuyrukları dolamışlar dillerine. Yaşamadıkları günleri sadece duydukları haliyle kabul etmeyi, ucuzcu söylemleri tercih ediyorlar.
Dostoyevski’nin de dediği gibi: “Tok olan açın halinden anlamaz derler; ama bazen, aç olan da açın halinden anlamıyor!...”  Sözünü adeta haklı çıkarırcasına yoksullaştıklarının farkında olmayanların desteğiyle mutlu bir azınlık yarattılar. Hani deriz ya; toku doyurmak zordur, diye. Yoksulluğa ve açlığa mahkum edilenler iktidarın toklarını doyurmaya devam ediyorlar.
AKP’nin iktidara geliş ve bunu sürdürüş hikayesinin içinde en önemli faktörün, yoksul insanların yoksulluğunu kullanma becerisinin yadsınamaz bir yeri olduğunu anlamayan kalmadı. Uzun zaman bunu kullanarak iktidarlarını sürdürdüler. Aradan geçen bunca sene sonunda yoksulluklarında hiçbir iyileşme olmadığını hatta daha da yoksullaştıklarını gören bu insanlar, tercihlerini değiştirerek yerel yönetimlerde adeta devrim yaptılar ve büyük bir çoğunlukla muhalefet partilerinin adaylarını tercih ettiler. “Bizden sonra bütün yardımlardan mahrum kalırsınız” tehdidini dinlemediler. Yoksulluğu yönetenleri değil ortadan kaldırmak isteyenleri göreve getirdiler. Adeta “Dilenci olmak istemiyoruz” diye haykırdılar.
Gelinen noktada, muhalif belediyelerin başarılarını nasıl engelleyeceklerini, onları halkın gözünde nasıl başarısız duruma düşürebileceklerinin yollarını aramaya başladı iktidar. Önce, bugüne kadar, yani belediye başkanları kendi partilerine mensupken talep etmedikleri vergi ve SSK borçlarının peşine düştüler. Ardından belediyelerin İller Bankası’ndan alacakları ödenekten SSK alacaklarını tahsil için mahsuplaşma yönünde karar aldılar. Bu da yetmedi belediyelerin halkın yaşamına doğrudan dokunan hizmetleri nasıl engelleyeceklerini araştırıyorlar. Yakında “Kent Lokantaları” nı kapatın, öğrenci yurtları açamazsınız, anne kart uygulamaları sizin işiniz değil, derlerse şaşırmam!..
İşin özü şu ki yoksula uzanan el muhalif eli ise o elin önüne duvar örmenin derdine düşen bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız.
Okullar kirli ise bırakın da belediyeler temizlesin. Hatta bunu yasal zorunluluk haline getirin de siyasetçiler bundan yararlanmasın. Bu işin partisi falan olmasın. Öğrencilere bir öğün yemeği belediyeler vermek istiyorlarsa engellemeyin. Üniversitelerin kapılarında çorba dağıtmak isteyenlere engel olmayın. Yoksullukla mücadele edebilmek için çalışmak zorunda kalan annelerin çocuklarını bırakabilecekleri güvenli kreşlerin yapılması gerektiğini kabul ederek ya hükümet olarak sorunu kendiniz çözün ya da belediyeleri rahat bırakın.
Vatandaşa uzanan sıcacık elleri soğutmanın derdine düşmeyin. Yani Diyojen’in dediği gibi: “Gölge etme, başka ihsan istemem.” Vatandaş kendisine yapılmak istenen hizmetlere gölge olmaya çalıştığınızın farkında. Açlık ve yoksulluğa mahkum ettiğiniz bu insanların hayatlarına dokunmaya çalışanlarla uğraşacağınıza, asıl laik cumhuriyetin altına dinamit koymaya çalışan yapıların peşine düşün.

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00