Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!..

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

14-10-2024 10:29

Toplumsal Cinnet
Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!..
Şunu en başından belirtmek isterim: Toplumsal anlamda insan olmanın inançlı olmak ya da olmamakla ilgisi olmamalı. Birileri, dinsel inancını insan olmanın bir aracıymış gibi görse de inançlı olmanın vicdansızlığı yok edemediği gibi inançsız olmanın da ahlaksızlığı yüceltmediğini hepimiz görüyoruz. Onun için de toplum olarak önce “insan” olmayı başarmalıyız. 
Ne oldu bu topluma? Sokakta kalanı evine alan, yolda kalmışı gideceği yere kadar götüren ataların torunları, yolda gördüğü kadınlara edepsizce saldırıyor, küçücük çocukları katlediyor, tecavüz edip öldürüyor. Bu sapkın düşüncelerin beslendiği cehalet ne zaman akılla ve ahlakla buluşacak? Ülkemiz için adeta halk sağlığı soruna dönüşen bu beladan nasıl kurtulacağız?
“Narin” için tüm ülke ayağa kalkarken başta anne ve baba olmak üzere ağızlarına fermuar çekenler, organize kötülüklerine daha ne kadar devam edecekler?
Sokak ortasında dövülen, bıçaklanan kadın haberleri içimizi karartıyor. İşin daha da vahim olan yanı, bu tarz olayların toplum tarafından sıradanlaştırılması.
Herkes kendi hayat anlayışı veya inançsal kavramına göre kadınlarımızın yaşadıkları cinsel taciz, öldürme veya dövme gibi insanlık dışı olaylar karşısında “neden-sonuç” ilişkisi kurmaya çalışıyor. Özellikle inançsal duruşları, ahlak kavramına bakış açıları bu değerlendirmede etkili olabiliyor. Başlarına gelen kötülükler konusunda kadının kıyafet tercihini dahi sorgulayabiliyorlar. Kadın bedenini günahın simgesi olarak gören cinsiyetçi kafaların artması ülkemizin geleceği açısından büyük bir tehlike olarak her gün biraz daha büyüyor. Ülkemizde kadın ve erkeğin eşit olduğu söylemi sadece sözde kalmaya devam ediyor. Bir gecede çıktığımız “İstanbul Sözleşmesi” bunun en önemli kanıtı değil mi?
Meclisteki yasa koyucularının büyük bir çoğunluğu erkekler olduğuna göre onlara sormak gerekir: Böylesi toplumsal pisliklerin hep erkekler tarafından yapıldığını sorgulamak hiç mi aklınıza gelmiyor? Boşanmak istemediği için öldürülen, yolda tacize uğrayıp dayak yiyen, bıçaklanan kadın…    
Kadınları özgürleşmemiş bizim gibi toplumlarda istismar ve şiddet gibi çağ dışı eylemlerin biteceğine inanmıyorum. Ülkemizde uygulanan politikalar sayesinde erkekliği güç, kadınlığı mahkumiyetmiş gibi gören boş kafalar günden güne artar oldu.
Toplumdaki kültürel ve psikolojik erozyona bir de toplumsal yaşamdaki sıkıntılar eklenince cinsel şiddet ve saldırılar artmaya başladı. Bir de buna sosyolojik bozulmalar eklendi. Ne ve kim idüğü belirsiz insanlar, cadde ve sokaklarımızda kontrolsüzce dolaşmaya, hatta çeteleşmeye başladılar. Bizimkiler yetmiyormuş gibi elini kolunu sallayanın rahatça gelebildiği bir ülke haline dönüşmemiz bu pisliği biraz daha büyütüp besledi. 
Hukuk sistemimizdeki boşluklar, caydırıcı güç olan ceza kavramının anlamını yitirmesine neden oldu. İki üç yıla kadar hapis cezası gerektiren suçları işleyenler hapishaneye konulmadan sokağa salınıyor. Onlar da serseri mayın gibi sokaklarımızda dolaşmaya, suç işlemeye devam ediyorlar. Bu da toplumda adalete olan güveni yok ediyor. Kadınlarımıza ve çocuklarımıza yönelik şiddet, cinayet, cinsel saldırı gibi suçlara, caydırıcı cezalar verilmeli ve verilen cezalarda “iyi hal” indirimi uygulanmadan cezanın tamamını hapishanede geçirmesi sağlanmalı. Şunu unutmayın ki çocuklarınızı güvenle sokağa salamadığınız bir ülkede adaletten söz edemezsiniz. Mahkeme koridorlarında sağlanamayan adaletin “içerde” sağlanmasını beklemek de sistemdeki çürümüşlüğün kanıtıdır.
Bu toplumu oluşturan kadın erkek tüm bireyleri laik ve özgürlükçü bir eğitim ortamında yetiştirmedikçe, her bir bireyi kişisel tercihlerinden dolayı hiçbir şekilde dışlamadan eşitlikçi bir kafa yapısına ulaştırmadıkça bu ve benzeri toplumsal sorunları aşamayız biz. Bu da kadını ve erkeği sözde değil gerçek anlamda eşit yurttaşlar olarak gören, “O saatte sokakta ne geziyor?  Bir kereden bir şey olmaz, demeyen siyasal iktidarların yöneteceği bir ülkede olur.
Büyük usta Yaşar Kemal şöyle demişti: Ülkemizde kadın, çocuk, ağaç ve hayvan olmayacaksın…

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Vurun abalıya… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00