Vurun abalıya…

Yakup GÜLAÇTI ( Gazeteci & Yazar ) Emekli Öğretmen

16-12-2024 18:44

Vurun abalıya…
2025 yılı yaklaşırken gündemi en çok meşgul eden konu, asgari ücretin ne olacağı, ne olması gerektiği. Televizyonlara çıkan ekonomistler toto oynar gibi tahminlerde bulunurken ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulları da referans almaya gayret ediyorlar. Bir de sokak tahminleri var ki asıl dikkate alınması gereken de bu olmalıdır. Asgari ücretin bu denli konuşuluyor olmasının asıl nedeni, çalışanların yarısından fazlasının asgari ücretli olması. İşte çarpıklık da tam burada başlıyor. Oysa Avrupa ülkelerinde bu oran % 6-10 aralığında. On senedir asgari ücretle çalıştığını söyleyenler var. Artık işinde usta olmuş bir işçiyle işe yeni başlayanın aynı ücreti alıyor olması akla ve mantığa sığmıyor. Asgari ücret tespit komisyonunda bu konu mutlaka gündeme gelmeli ve çarpıklık giderilmeli.
Eşit işe eşit ücret çalışma hayatının olmazsa olmazıdır. Kamudaki işçi en düşük 33.000 lira alırken özel sektördekinin 17.002 lira alması çalışma barışını bozuyor.
Asgari ücret tespit edilirken elbette işveren tarafı da mağdur edilmemeli ama çalışan da açlığa terk edilmemeli. TUİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına toplumun güven duymadığını biliyoruz.
Belirlenecek rakamın yüksek olması durumunda enflasyonun da yükseleceğini söyleyenlerin kimden taraf olduğunu biliyor çalışanlarımız. Çıkan her ekonomik krizde sanki neden emeğiyle çalışanlarmış gibi faturayı ödemeleri onlardan isteniyor. 
Sayın Cumhurbaşkanı: “Bu görevde olduğum sürece faiz ve enflasyonla mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Bu konuda nas ortada. Nas ortadayken sana, bana ne oluyor?” açıklamasını yaptıktan sonra ekonominin geldiği noktayı görüyoruz. Şimdi ise gemiyi yanaştırmaya güvenli liman arıyoruz.
Hepimizin bildiği gibi enflasyonla mücadelenin en önemli koşullarından biri üretimi artırmak, diğeri de kamunun tasarruf etmesidir. Maliye bakanı enflasyonla mücadelede vatandaştan fedakarlık isterken dönüp kabinedekilere bir çift laf etmiyor. İki yüz araçlık konvoylara, bana bir AUDİ’yi çok mu görüyorsunuz? diyen başkanlara söz söyleyemiyor. Ardından da halkın hissettiği enflasyon oranında yapılacak artışın enflasyonu daha da artırmasından bahsediliyor.
Bir yandan kamu kaynakları hoyratça savrulmaya devam edilirken işçi, memur ve emekliye insanca yaşayabilmesi için yapılacak artışı minimum seviyede tutmaya çalışan zihniyetin ülkeyi getirdiği durum ortada.
Ülkenin ekonomik olarak düzlüğe çıkabilmesi için yükün altına çalışanları ve emeklileri sürmek kolaycılığa kaçmaktır.
Toplumun büyük bir kesimi sosyal yardıma muhtaç hale geldi bu ülkede. “Çıkma” sebze ve meyve yemeye başladı insanlarımız. İkinci el kıyafet pazarları kurulmaya başlandı. 2002’de 2,5 milyon kişi sosyal yardım alırken bu rakam günümüzde 5 milyonu aşmış. 
Açlık sınırının 20.000 liraya, yokluk sınırının da 66.000 liraya ulaştığı koşullarda asgari ücrete yapılacak artış, çalışanların insanca yaşamasına imkan vermelidir.
Buna kaynak yok diyenlere hemen şu soruyu soralım: Kamu görevi gören belediyelerden borçlarını ödemeleri istenirken diğer yandan kocaman holdinglerin vergi borçları neden siliniyor? Oysa belediyelerin devlete borcu, devletin toplam alacaklarının %10’u kadardır. Bunan yarısı da AKP’li belediyelerin borcu.
Sıra çalışan ve emekliye gelince kesenin ağzı neden sıkılıyor? Böyle giderse çıkıp “Muhalefet belediyeleri devlete borçlarını ödemedikleri için sizlere gereği kadar artış sağlayamıyoruz” derlerse şaşırmak. Çünkü yıllardır topu taca atmayı iyi beceriyorlar. 
Ülkenin içine düştüğü ekonomik krizin nedeni çalışanlar ve emekliler değildir. Borcu da onlar ödememelidir. Abalının sırtı sopa kaldırmıyor artık…

DİĞER YAZILARI “Mutlak Butlan” Bahane  01-01-1970 03:00 Geleceğimize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Geldiğimiz Yer 01-01-1970 03:00 Maden her şey mi? 01-01-1970 03:00 İllaki Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Ekonomideki Tehlike.. 01-01-1970 03:00 Barış Düşmanları 01-01-1970 03:00 Sıra İran’a geldi 01-01-1970 03:00 Geleceğimiz de ölüyor 01-01-1970 03:00 Yaren Dostuna Kavuştu 01-01-1970 03:00 Komisyonun Raporu 01-01-1970 03:00 Siyasi Transfer 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Şeffaf Türkiye 01-01-1970 03:00 Garibanlar Nerede? 01-01-1970 03:00 Sıra İran’da mı? 01-01-1970 03:00 Trump’ın demokrasisi 01-01-1970 03:00 2026’ya Başlarken 01-01-1970 03:00 İmralı Yolcuları 01-01-1970 03:00 Ahlaksızlık Kol Geziyor 01-01-1970 03:00 Neden İnsan hakları?  01-01-1970 03:00 Demokrasi Çıtamız 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Ölmek Bedava Orhan Veli’nin meşhur şiiridir: 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anarken 01-01-1970 03:00 Top Patladı 01-01-1970 03:00 SANA DA CUMHURİYET LAZIM 01-01-1970 03:00 Patronlar da Rahatsız 01-01-1970 03:00 Eğitim Çıkmazımız 01-01-1970 03:00 “Sumud” Gazze Yolunda 01-01-1970 03:00 Herkes İçin Hukuk 01-01-1970 03:00 9 Eylül 01-01-1970 03:00 Kirlenen Siyaset 01-01-1970 03:00 Emeğin Gaspı 01-01-1970 03:00 Yangınsız Türkiye 01-01-1970 03:00 Lozan’ı Anlamak 01-01-1970 03:00 Eğitimde Neredeyiz? 01-01-1970 03:00 Gönüllere Girmek 01-01-1970 03:00 Terazinin Ayarı Kaçmasın 01-01-1970 03:00 Çevremize Sahip Çıkalım 01-01-1970 03:00 Elbette Barış… 01-01-1970 03:00 Kurtuluşun İlk Adımı 01-01-1970 03:00 Sese Kulak Ver 01-01-1970 03:00 Kuzeyin Oğlu 01-01-1970 03:00 Saraçhane Ruhu 01-01-1970 03:00 Kaldırım İşgallerine Son… 01-01-1970 03:00 Tıp Bayramı 01-01-1970 03:00 Bir Edip Akbayram Geçti… 01-01-1970 03:00 Sahada yabancı var… 01-01-1970 03:00 Ağam Eğlenir Benimle… 01-01-1970 03:00 Yaşlanıyoruz… 01-01-1970 03:00 Sıralardaki fotoğraflar 01-01-1970 03:00 Ahvalimiz bu… 01-01-1970 03:00 Yine ihmal, yine ihmal… 01-01-1970 03:00 Barıştan yana… 01-01-1970 03:00 Kapanmayan yara… 01-01-1970 03:00 İşçilerin vebali sırtınızda 01-01-1970 03:00 2025’e Merhaba Derken… 01-01-1970 03:00 Ulus devleti olmak… 01-01-1970 03:00 Atatürk ve kadın… 01-01-1970 03:00 Sıcak elleri soğutmayın!.. 01-01-1970 03:00 Çağdaşlığın adıdır laiklik… 01-01-1970 03:00 Sorunlar Yumağı… 01-01-1970 03:00 DÜNYA LİDERİ 01-01-1970 03:00 Yaşasın Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Çocuk suçlular 01-01-1970 03:00 Toplumsal Cinnet Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yaşadığı bu topraklarda hoşgörü kültürünün yerlerde süründüğünü görmekten utanmalıyız. Hem de İslam kültürü ile yetişmişliğimizle de övünüyorken!.. 01-01-1970 03:00 Eğitimde Temizlik 01-01-1970 03:00 Anayasa ve kırmızı çizgilerimiz 01-01-1970 03:00