Allah’ım, Kavuşturmayacaktın Madem, Neden Karşıma Çıkardın?

Bazen bir insan girer hayatına, önce tesadüf dersin… sonra kader olduğunu sanırsın.
Bir gülüşüyle başlar her şey; kalbinin en savunmasız yerine dokunur. Oysa bilmezsin, o dokunuşun bir gün en çok acıtacak yerin olacağını.

“Allah’ım,” dersin, “kavuşturmayacaktın madem, neden karşıma çıkardın?”
Belki sınavdı, belki de sadece bir hatırlatmaydı: Sevmenin bedeli, bazen kaybetmektir.
Sen bir mucize beklerken, o vedayı yazmış kader defterinin en başına.
Ve sen hâlâ dualarında adını geçirirken, o çoktan başka bir hikâyenin cümlesine karışmıştır.

Kavuşamamak, bazen kavuşmaktan daha ağırdır. Çünkü kavuşmakla biten hikâyeler unutulur… ama yarım kalanlar hep içte kalır.
Bir bakarsın, yıllar geçmiş, hâlâ aynı soruyu mırıldanıyorsun:
“Niye karşıma çıkardın Allah’ım, eğer sonu bu kadar acıysa?”

Belki de cevabı çoktan verilmiştir:
Bazı insanlar kavuşturulmak için değil, bize kim olduğumuzu hatırlatmak için karşımıza çıkar.
Ve biz, o acının içinden geçerken, hem sevmeyi hem sabretmeyi öğreniriz.


Belki de insan, kaderin oyunlarına isyan etmiyor aslında...
Sadece “neden” sorusuna bir cevap arıyor.
Çünkü her giden, ardında sessiz bir neden bırakıyor.
Ve o neden, bazen bir ömürlük sessizliğe dönüşüyor.

Bir zamanlar dualarında adı geçen o kişi, şimdi en çok sustuklarında yankılanıyor.
Bir fotoğraf, bir şarkı, bir sokak lambası bile yeter oluyor hatırlamaya.
Kalbinin bir köşesinde hâlâ onun izi dururken, sen hayatına kaldığın yerden devam etmeye çalışıyorsun.
Ama bazı hikâyeler bitmez sadece sessizleşir.

Belki Allah, o kişiyi karşına çıkardı;
sana sevmeyi, vazgeçmeyi ve teslim olmayı öğretmek için.
Belki de seni, “her şeyin bir sebebi vardır” demeyi öğren diye yaktı o ateşin içine.
Çünkü bazen kaybetmek, sanıldığı kadar ceza değildir;
bazen, Allah’ın seni koruma biçimidir.

Kavuşamamak, yüreği paramparça eder ama unutmamak da bir çeşit sadakattir.
İnsan unutmuyor; sadece alışıyor, eksik yaşamaya...
Ve her gece dua ederken, o eski cümle yine dökülüyor dudaklardan:
“Allah’ım, kavuşturmayacaktın madem, neden karşıma çıkardın?”

Ama içten içe biliyorsun…
Belki de o kavuşmama hali, seni sen yapan en derin duadır.


Belki bazı yollar, kavuşmak için değil; birbirine dokunup geçmek içindir.
Bazı insanlar, ömürlük kalmaz; ama bir ömrü değiştirmeye yeter.
Ve belki de asıl mucize, kavuşmak değil, kavuşamadan sevmeyi başarabilmektir.

Kimi zaman kader, kalbi ikiye böler ama duaları birleştirir.
Bir taraf “keşke” der, diğer taraf “iyi ki”.
İkisinin arasında kalan sensindir işte — hem kırık, hem minnettar.

Ve gecenin bir yerinde, o tanıdık dua yine yankılanır içinden:
“Allah’ım, kavuşturmayacaktın madem, neden karşıma çıkardın?”
Cevap gelmez belki… ama kalbinde bir huzur belirir.
Çünkü bilirsin, bazı soruların cevabı, yaşadığın acının içindedir.


---

 Bu yazı, kavuşamamanın sessizliğini yüreğinde taşıyan herkese gelsin…
Bir gün, nedenini değil, nasibini anlayacağın bir hikâyede buluşmak dileğiyle.