
Mikrofonun Öbür Ucu
Her program öncesi kulaklığımı takarken aynı cümle dönüp durur içimde,
“Bugün kimin sesi olacağım?”
Onlarsa dört duvar arasında.
Ama bilin ki mikrofonun öbür ucunda sadece bir radyocu yok, dinleyen, susan, bazen de boğazı düğümlenen bir insan var.
“Kader mahkûmu” diyoruz.
İki kelime…
Ama içinde bir ömür, bir pişmanlık, bir yarım kalmışlık, bir de hasret var.
Mektuplar geliyor bana.
Satır aralarında en çok ne var biliyor musunuz?
Özlem...
Bir annenin eline, bir çocuğun sesine, bir sabahın özgürlüğüne…
“Unutulmak istemiyoruz.”
Bu programı yaparken onlarla gönül bağı kurarak el uzatıyorum...
Bu yüzden her yayında mikrofonu biraz daha yavaş açıyorum.
Kelimeleri dikkatle seçiyorum.
Çünkü bazen bir cümle, bir insana nefes oluyor.
Dört duvarın içinden gelen nefesi hissediyorum.
Kimi zaman titrek,
kimi zaman suskun,
ama hep gerçek…
Onlara “kader mahkûmu” diyoruz.
En çok neyi özlediklerini soruyorum.
“Gökyüzünü” diyor biri.
Ama mavi olanı değil…
Özgür olanı.
Bu yüzden her yayında
sesimi biraz daha duysunlar.
Belki biri, bir yerlerde
“Ben hâlâ varım” diyebilsin diye.
Eğer bu satırlar gözünüzü bir an nemlendirdiyse,
bilin ki içeride bir yerde
bir yürek bugün biraz daha dayanacak.
Ben konuşmaya devam edeceğim.
Çünkü kader mahkumları
önce hatırlanmaya ihtiyaç duyar...
Semiha hayal amasya fm kader mahkumlarinin yayincisi