
ENGELSİZ BİR YARIN İÇİN: 3 ARALIK VE ANNELERİN GÖRÜNMEZ MÜCADELESİ
Aslı Kılıç Fısıltı Haberleri Haber Müdürü & Türkiye Engelliler Platformu Başkanı
Bugün, takvimler 3 Aralık’ı gösteriyor. Tüm dünyada, Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen Dünya Engelliler Günü. Bu tarih, bir kutlama değil, bir farkındalık çağrısıdır. Engelli bireylerin haklarına, toplumsal yaşama eşit katılımına ve karşılaştıkları görünmez duvarlara dikkat çekme günüdür. Ancak benim için ve kızım Almina gibi özel gereksinimli evlatlara sahip binlerce anne için, 3 Aralık, yılın 365 gününe yayılan bir mücadelenin ve umudun özeti demektir.
Engelli Bireyler: Toplumun Vazgeçilmez Bir Parçası
Engellilik, bir eksiklik ya da kusur değil, bireyin toplumsal ve çevresel engellerle karşılaştığı bir durumdur. Bizim temel talebimiz bellidir: Erişilebilirlik, eğitimde eşitlik, sağlıkta kaliteli hizmet ve en önemlisi istihdamda ayrımcılığın sona ermesi.
Ne yazık ki, sadece rampaların eksikliği ya da kaldırımdaki engeller değil; zihinlerdeki önyargılar ve dışlayıcı bakış açıları da en büyük bariyerleri oluşturur. Oysa her engelli birey, farklı yetenekleri ve potansiyeli ile bu ülkeye katma değer sağlayacak, üretken bir vatandaştır. Onların önündeki engeller kalktığında, toplum olarak biz kazanırız.
Engelli Anneler: Gözü Yaşlı Değil, Yürekli Kahramanlar
Bu mücadelenin en ön cephesinde, tüm sessizliği ve fedakarlığıyla engelli anneleri duruyor. Benim de gururla taşıdığım bu unvan, sadece annelikten öte, bir aktivistlik, bir terapistlik, bir bürokratlık ve bir savaşçılık gerektiriyor.
-
Yaşamları ve Fedakarlıkları: Engelli annesinin hayatı, çoğu zaman kendi kariyerinden, sosyal çevresinden ve hatta kişisel sağlığından vazgeçtiği bir adanmışlık hikayesidir. Gece uykusuzlukları, terapi maratonları, doktor randevuları, rapor peşinde koşulan resmi daireler... Bu anneler, çocuklarının en iyi eğitimi alması, en doğru tedaviye ulaşması için ömürlerini bir mücadele labirentinde geçirirler.
-
Görünmez Yük: Toplum, bu anneleri genellikle "çaresiz" veya "acınası" figürler olarak görme eğilimindedir. Oysa onlar, en güçlü dayanıklılığın ve sınırsız sevginin timsalidir. Onların en büyük ihtiyacı acıma değil, destek ve anlaşılmadır. Devletin onlara sunduğu bakım hizmetlerinin, psikolojik desteğin ve esnek çalışma imkanlarının artırılması, bu yükün hafifletilmesi için hayati önem taşır.
Ben, kızı Almina ile kurduğum o güçlü bağdan aldığım enerjiyle, Platform Başkanlığı görevimde tam da bu annelerin sesini yükseltmeye çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki, bir engelli birey ne kadar güvende ve mutluysa, onun annesi de o kadar huzurlu nefes alacaktır.
Engelleri Aşmak, Hepimizin Sorumluluğudur
3 Aralık'ı geçiştirilecek bir gün olmaktan çıkarıp, somut adımların atıldığı bir başlangıç yapmak zorundayız. Türkiye Engelliler Platformu olarak bizler, sakat, engelli veya özel gereksinimli olarak tanımlanan her bireyin insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Sizlerden ricam şudur: Etrafınızdaki engelli bireylere ve onların annelerine sadece acımayla değil, saygıyla ve anlayışla yaklaşın. Bir rampanın varlığını, bir işaret dili bilen çalışanı, bir park yerinin boş bırakılmasını sadece bir lütuf değil, bir hak olarak görün.
Unutmayalım ki, engelleri aşmak sadece tekerlekli sandalyenin yolunu açmak değildir; zihinlerdeki engelleri kaldırmaktır. Umut dolu, erişilebilir ve kapsayıcı bir Türkiye, hepimizin ortak çabasıyla mümkün olacaktır. Yeter ki o adımı atmaktan çekinmeyelim.