Sağlıkçı Masada Değil, Hastanın Başında Olmalıdır
Hastanelerin koridorlarında dolaşırken aynı manzaraya defalarca tanık oluyoruz. Polikliniklerin önünde uzayan kuyruklar, serviste yetişmeye çalışan hemşireler, acilde nefes almaya fırsat bulamayan sağlık çalışanları... Bir de kapısı kapanmış idari odalar var.
Yanlış anlaşılmasın. İdari işler elbette gereklidir. Bir hastane yalnızca stetoskopla değil, evrakıyla, planlamasıyla ve organizasyonuyla da ayakta durur. Ancak bugün sormamız gereken soru şudur: Sağlık eğitimi almış insanlar, asıl ihtiyaç duyulan yerde mi görev yapıyor?
Yıllarca hasta bakmak üzere yetiştirilen hemşireler, ebeler, sağlık teknikerleri ve diğer sağlık profesyonelleri, masa başında evrak yetiştirirken; kliniklerde kalan arkadaşları iki kişinin işini tek başına yapmaya çalışıyor. Bunun bedelini yalnızca sağlık çalışanı değil, hasta da ödüyor.
Bir hemşirenin boşalan yatağı düzenlemesi, hastanın elini tutması, ilaç saatini takip etmesi; bilgisayar ekranına bakarak geçirilen saatlerden daha az değerli değildir. Aksine, sağlık hizmetinin özü tam da o temasın içinde saklıdır.
Çözüm, idari birimleri suçlamak değildir. Çözüm; hangi görevin gerçekten sağlık personeli gerektirdiğini yeniden değerlendirmek, idari işlerin uygun kadrolarla yürütülmesini sağlamak ve sağlık çalışanını mesleğinin merkezine, yani hastanın başına döndürmektir.
Bugün sağlık sisteminin en büyük ihtiyacı daha fazla masa değil, daha güçlü ekiplerdir. Çünkü hasta, dosyaya değil; karşısında güven veren bir sağlık çalışanına bakar.
Sağlıkçı, masasının arkasında kaybolmamalıdır. Sağlıkçı, olması gereken yerde; hastasının yanında olmalıdır.