SİZ DE YAPABİLİRSİNİZ.

Mutluluk günümüzde sanılanın aksine o kadar da zor bir şey değil. Ama şurası bir gerçek, kendimizi mutlu etmek için değil adeta mutsuz etmek için ne gerekirse yapıyoruz biz. Hayatı kendimiz için de başkaları için de zorlaştırıyoruz. Kocaman bir kahkaha atacak o kadar çok sebep dururken, biz aralarından nasılsa seçip ayıklıyoruz olumsuz olanlarını. Pozitif olmayı beceremiyoruz örneğin. Bardağın hep boş tarafına bakıp çevremize hep negatif enerji saçtığımız günler daha fazla hep. İnsanlara, olaylara kızmak için hep bir mazeretimiz var.

Kendinize Mazeret Üretmeyin

Hayat çok kısa. Zaman öylesine hızla akıp gidiyor ki bugün günlerden neydi diye hatırlamak zorunda kalıyoruz çoğu zaman. Yapacak çok işimiz de var ama bir o kadar mazeretim de... Ancak şunu unutmayalım ki hayat ertelenecek kadar uzun değil. Hayatın monotonluğuna kendinizi kaptırıp “aman sonra yaparım nasılsa” deyip geçmeyin. Mazeretler hazinesi sonsuzdur unutmayalım. Ve yine unutmayalım ki ‘mazeret' zayıf insanların silahıdır. Siz güçlü olmayı deneyin. Sürekli ertelediğiniz bir işi hemen oturduğunuz yerden kalkıp yapın mesela. Aklınızda ne varsa yapın bitsin! Başarıya odaklı olun. Ne yaparsanız yapın, yeter ki elinizden gelenin en iyisini yapın. O zaman başarı sizin için kaçınılmaz olacaktır, emin olun. Yeter ki pes etmeyin!

Affedin...

Çoğu zaman insanlara, olaylara hatta kendimize bile kızdığımız olur. Çoğunda haklı da olabiliriz hatta. Fakat öfke karşı tarafa olduğu kadar, kişinin kendisine de zarar verir. Olaylar karşısında soğukkanlı olmak her zaman ilişkiler açısından önemlidir. Çünkü kızdığımız anlarda yapıcı olmak yerine, yıkıcı olabiliyoruz. Her insan gibi sinirlenmek, tepki vermek doğarız gereği normal bir güdü. Ancak biz yıkıcı değil, yapıcı olmaya çalışan taraf olalım. Son günlerde insanlara baktığımda, adeta pimi çekilmiş gibi dolaşan bombalar görüyorum. En küçük bir kıvılcımla alevlenecek gibi bakan gözler var her yerde. Neden bu tahammülsüzlük diye sormadan edemiyorum. Maddiyat, geçim sıkıntısı, iş stresi derken uzayıp gidiyor seçenekler. Evet bunların hepsi bizi bunaltan, yıpratan sebepler olabilir. Fakat fıtratımızda sabır diye bir kavram da var. Peki neden hiç sabretmiyoruz? Biz sabredenlerden olalım. Hayat yeterince zor. Bir de biz zorlaştırmayalım değil mi? Kin tutmayalım mesela... Affedelim. Bir ay, bir hafta hatta bir öncesinin sorunlarını bugün yaşamayalım tekrar. Hem kendimizi hem de başkasını öfkemizi, kinimizle incitmeyelim. En iyisi unutalım gitsin...

İnsanlara Yardım Edin

Birine yardımcı olanlar bilir. O hazzın yerini hiçbir şey tutmaz. Öyle bir neşelenirsiniz ki sanki gücünüz ihtiyacı olan herkese yetecekmiş gibi bir his doğar içinize. Yardım deyince; günümüzde akla hep para gelse de ilk seçenek o değildir aslında. Markette rafa uzanamayan bir çocuğa, uzun maaş kuyruğundaki emekliye, minibüste ayakta gitmeye çalışan bir yaşlıya... diye sıralanır gider. Yeter ki siz yardım etmek isteyin. Hiç yoldan karşıya geçmeye çalışan  bir teyzenin elinden tuttunuz mu? Beli taşıdığı poşetlerin ağırlığından iki büklüm yere düşmüş bir amcayı kaldırdınız mı yerden? Bunları yaptığınızda emin olun kendinizi iyi hissettiğiniz kadar karşınızdakini de bir o kadar iyi hissettireceksiniz. Siz yardım ederseniz herkes eder. Unutmayın “iyilik bulaşıcıdır".