İLETİŞEMEDİĞİMİZDEN İTİŞİYORUZ!

Gülçin Çetin ( Araştırmacı Gazeteci & Yazar )

09-04-2025 15:58

İLETİŞEMEDİĞİMİZDEN İTİŞİYORUZ!

Muhteşem bir hızla gelişen teknoloji çağında yaşıyoruz. Dünya adeta etrafımızda dönüyor. Yalnızken
bile yalnız değiliz artık. Kainatın bütün baş döndürücü esintileri, küçücük bir ekranın içerisinde olduğu
zamanlardayız. Dışarı çıkmadan bile alışveriş yapabiliyor, borçlarımızı ödeyebiliyor hatta uzaktaki
sevdiklerimizle yanımızdaymışçasına sohbet edebiliyoruz. Tüm bu gelişmiş teknoloji ve iletişim
aygıtlarının bizlere sağladığı kolaylıklara rağmen, iletişim dediğimiz o işteş eylemi
gerçekleştiremiyoruz her nedense.
Konuştuğunuz kadar dinleyin de!
Sürekli anlaşılmamaktan bahseder dururuz. Hep anlayış bekleriz. Toplum olarak o kadar muhtacız ki
anlaşılmaya, her daim kendimizi anlatma çabası içindeyiz. Fakat tüm bu beklentilerimize rağmen
anlamayı değil, sadece konuşmayı tercih ediyoruz nedense. Dinlemiyoruz, dinlemeyi bilmiyoruz. Ama
iletişim dediğimiz şey, tek taraflı gerçekleşen bir eylem değil. Paylaşım karşılıklı yapıldığı sürece
etkindir ve ancak karşılıklı olduğunda hedefine ulaşan bir oktur.
Sosyal yaşamımızda ihtiyaç duyduğumuz en temel madde iletişim, olmazsa olmazlarımızdan.
Karşınızdaki kişinin sizden ne istediğini anlamadan, onun isteklerine cevap verebilir misiniz? Elbette
hayır. Anlatmak istediğimizi düzgün bir ifadeyle karşı tarafa aktarabiliyorsak; beklentilerimize dönüt
alma hedefimize yüzde kırk oranında yaklaşmışım demektir. Ancak biz konuşacak çok şeyi olup ta
konuşamayanlardanız sanırım. Ya, ne anlatmak istediğimizi anlatamıyoruz ya da anlattıklarımı
dinleyemiyoruz. Dolayısıyla ortaya bir anlam karmaşası çıkıyor. Çoğunlukla cümlemizi bitirmeden
sözümüzün kesilmesine, ifade etmek istediğimiz konudan uzaklaştırılıyoruz. Vakit darlığı yaşıyor gibi
bir an önce söyleyeceklerimi söyleyip rahatlama derdindeyiz.
Alınganlığı bırakın...
Yaşadığımız bu durumu, sabırsızlık mı açıklar yoksa duyarsızlık mı bilemiyorum. Ancak gözlemlediğim
kadarıyla, toplum olarak oldukça alınganlaştığımızı söyleyebilirim. “Hasta olmayı hiç sevmiyorum"
deseniz, karşınızdakinin: “ne yani benim çok hasta olmamdan mı şikayet ediyorsun?” dediğini duyar
gibiyim. Vahim değil mi?...
Hayat zor, biraz da siz zorlaştırmayın...
İletişememenin verdiği huzursuzluğu toplum olarak derinden derine yaşıyoruz zaten. Gerek kitle
iletişiminde gerekse kişilerarası iletişim kopukluğunun birçok sebebi olduğuna inanıyorum. Maddiyat,
sosyal problemler, aile içi ilişkiler, iş yaşamının getirdiği ağır sorumluluklar ve kültürel farklılıklar
iletişimde problemler yaşanmasına birer neden. Her bir bireyin psikolojisinin farklılığını düşünürsek,
toplumsal anlamda bir karmaşanın yaşanmasını olağan karşılayabiliriz. Fakat anlayışsızlığı hayır!
Biraz hassasiyet
Zaten asıl kastettiğim, bencil davranışların da ötesine geçmeyi başaran; söylediğinize daha anlamadan
cevaplar vermeye çalışan, kendi düşüncelerinden başkasına kapalı olan beyinler. İnsan iletişim
sürecinde her fikre açık olmalı. Konuştuğu kadar dinlemeyi de bilmeli. “Sorunlar paylaştıkça azalır"
evet peki ya paylaşacak kimse yoksa karşınızda. İşte tam bu noktada herkesi duyarlı olmaya davet
ediyorum. Perspektifinizi geniş tutup, hayat yelpazesinin rüzgarında seninleyiz biraz. Kendi
girdabınızda boğulmayı bırakın. Hayat başlı başına sorun diyenler elbette haklılar. Peki, neden biraz
da biz zorlaştıralım bu hayatı? İletişimi bıraktık, itişiyoruz adeta. Statü, yaş, kültür farkı ne olursa
olsun, biraz hassasiyet biraz duyarlılıkla İletişimi gerçekleştirmemiz şart.
Kainat iki dudağının arasında...
Söylediğiniz sözler sizin aynanızdır. Ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz de çok önemli. Konuşarak
çözülmeyecek sorun yoktur. Güzel ve etkili konuşarak yapmak istediğiniz birçok şeyi yapabileceğiniz
zamanlardasınız. Bunun için çok tahsil görmüş olmanıza da gerek yok. Kendinizi geliştirmeye açık olun
yeter. İnsan birşey istediğinde, beyin onu gerçekleştirmek için çalışmalarına başlar. Fakat amacınıza
ulaşmak için biraz hayallerinizi beslemelisiniz. Olmasını istediğiniz şeyleri düşündüğünüz kadar,
konuşun paylaşın. Çünkü kainat iki dudağınızın arasında!...

DİĞER YAZILARI ÇOCUĞUNUZ BİR FİLM KAHRAMANINA DÖNÜŞMESİN! 01-01-1970 03:00 SİZ DE YAPABİLİRSİNİZ. 01-01-1970 03:00