Okul Koridorlarında Akan Kan ve Sustuğumuz Gerçekler
Son günlerde İstanbul Başakşehir’deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşanan bıçaklı saldırı, okullarımızın artık bilim ve eğitim yuvası olmaktan çıkıp can güvenliğinin sorgulandığı alanlara dönüştüğünü acı bir şekilde yüzümüze çarptı.
Başka bir okulda öğrenim gören 15 yaşındaki F.M. adlı kız öğrenci, evinden aldığı bıçakla okul binasına girerek hedef gözetmeksizin saldırdı. Yaşları 10 ile 13 arasında değişen 8 çocuk yaralandı, ağır yaralı 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Bu trajedi münferit bir çocuk kural tanımazlığı ya da basit bir disiplin olayı değildir. Yaşananlar; aile eğitiminden sosyal medya bağımlılığına, otoritesizleşen öğretmen profilinden akran zorbalığına ve çocukların silaha/kesici alete kolayca erişimine kadar uzanan, toplum olarak inşa ettiğimiz geniş çaplı bir ekosistemin kaçınılmaz patlamasıdır.
Okul sıralarında filizlenen şiddet, bir sabah aniden belirmez; damla damla birikir ve en sonunda bentleri yıkar. Bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu anlamak için resmin parçalarını teker teker bir araya getirmek zorundayız.
Dijital Bataklık, Akran Zorbalığı, Görünmez Şiddet, Sınıfta Düşen Kalem ve Koridorda Çekilen Bıçak
Eski nesillerin çocukluk şakası diyerek geçiştirdiği akran zorbalığı, günümüzde nitelik değiştirerek fiziksel ve psikolojik bir teröre dönüştü. Çocuklar artık sadece okul bahçesinde değil, 7/24 çevrim içi platformlarda da zorbalığa uğruyor.
Sonsuz Uyarıcılar ve Şiddetin Sıradanlaşması
Sosyal medya algoritmaları, çocukların ekranlarına şiddeti, nefreti, çete kültürünü ve güç gösterisini birer trend olarak taşıyor. Filtresiz erişim, empati duygusunu köreltirken şiddeti meşrulaştırıyor.
Dijital Zorbalıktan Okul Bahçesine
WhatsApp gruplarında, oyun odalarında veya sosyal mecralarda dışlanan, aşağılanan ya da siber zorbalığa maruz kalan bir çocuk, hissettiği çaresizliği ve öfkeyi en sonunda fiziksel bir eyleme dönüştürme eğilimi gösteriyor.
Aile Eğitimindeki Erozyon: Sınırsız Özgürlük Yanılsaması
Bugün çocukların şiddete meyletmesindeki en büyük faktörlerden biri, modern ebeveynlik anlayışının geldiği noktadır. Sevgi ile disiplini, özgüven ile sınırsızlığı birbirine karıştıran bir ebeveyn modeli türedi.
Sınır tanımadan, her dediği yapılan, hatasıyla yüzleştirilmeyen ve hiçbir sorumluluk verilmeyen çocuk; toplum içine girdiğinde kendi isteklerinin önündeki ilk engelde yıkıcı bir öfke patlaması yaşar.
Evde otoriteyle ve "hayır" cevabıyla tanışmayan bir birey, okulda kurallarla karşılaştığında bunu bir adaletsizlik olarak algılar. Ailede verilmeyen temel ahlak, empati ve öfke kontrolü eğitimi, okulun omuzlarına yüklenemez; zira eğitim evde başlar, okulda şekillenir.
İtibarsızlaştırılan Öğretmen ve Yıkılan Otorite
Belki de bu tablonun en acı verici ve tehlikeli boyutu, öğretmenin toplum nezdinde düşürüldüğü konumdur. Günümüz eğitim sisteminde öğretmen, rehber ve lider rolünden çıkarılıp adeta bir hizmet sağlayıcı seviyesine indirgenmiştir.
Öğrencinin Öğretmeni Bastırması
Sınıfta düzeni sağlamak isteyen, disiplin uygulayan veya öğrencisini uyararak doğruya yönlendirmeye çalışan öğretmen, maalesef hedef tahtasına konulmaktadır. Sınır tanımayan öğrenci profilinde öğretmen, saygı duyulacak bir figür değil; meydan okunacak bir engel olarak görülmektedir.
Velinin Şikayet Mekanizmasını Silah Olarak Kullanması
En ufak bir pedagojik uyarıda veya disiplin adımında velilerin okula basıp öğretmeni tehdit etmesi, CİMER veya ilgili şikayet hatlarını bir cezalandırma aracı olarak kullanması krizin ana nedenlerindendir. Çocuğunun hatasını aramak yerine öğretmeni suçlayan veli, aslında çocuğuna şu tehlikeli mesajı verir: “Sen ne yaparsan yap arkandayım, öğretmeninin senin üzerinde bir hükmü yok.”
Toplumsal Bir İhya Şart
Başakşehir’de Eslem Sare Bulut’un hayattan koparılması ve son dönemde artan okul vakaları bize gösteriyor ki; kapılara takılan güvenlik kameraları veya turnikeler tek başına okulları korumaya yetmez.
Öğretmenin İtibarı İade Edilmelidir
Öğretmenin sınıftaki otoritesi yasal ve toplumsal olarak yeniden tesis edilmeli; velilerin keyfi baskı mekanizmalarının önüne geçilmelidir.
Ebeveynlik Sorumluluğu Hatırlatılmalıdır
Çocuk büyütmek, sadece onun maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Sınır koymayı, empati kurmayı ve başkalarının haklarına saygı duymayı öğretmek ailenin birincil görevidir.
Dijital Hijyen ve Zorbalıkla Etkin Mücadele
Sosyal medya kullanımı konusunda aileler bilinçlenmeli; okullarda akran zorbalığına ve dijital içerik bulaşmasına karşı profesyonel psikososyal mekanizmalar kurulmalıdır.
Okullarımız birer bilim ve ilim yuvası olmak zorundadır; korkunun, şiddetin ve bastırılmış öfkelerin hesaplaşma alanı değil. Bu yangını söndürmek için aile, okul ve devletin aynı hizada durması artık bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.