Sadakanın Gerçek Sahibine Ulaşıp Ulaşmadığını Nasıl Anlarız?

Emine AYDEMİR ( YAZAR )

18-06-2025 10:25

Sadakanın Gerçek Sahibine Ulaşıp Ulaşmadığını Nasıl Anlarız?

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü sevgili dostlar...

Yüce Rabbimiz buyuruyor ki:

 “Mallarını gece ve gündüz, gizlice ve açıkça infak edenler yok mu, işte onların Rableri katında ecir ve mükâfatları vardır. Ve onlara herhangi bir korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.”
(Bakara, 274)

Ebu Hureyre (r.a) şöyle anlatır: Rasulullah (s.a.v)’e bir adam gelerek, hangi sadakanın sevabının daha büyük olduğunu sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

 “Güçlü kuvvetliyken, sağlığın yerindeyken, cimriliğin üzerindeyken, fakir düşmekten korkarken ya da zengin olma arzusu içindeyken verdiğin sadaka daha faziletlidir. Bu işi, can boğaza gelip de ‘Falana şu kadar, filana bu kadar’ demeye bırakma. O mal zaten varislerinden birinin olacaktır.”
(Buhari, Zekat, 11)

“Yarın yaparım” diyenler helak oldu! O hâlde, hayırda acele etmeli; bugünü, son günümüzmüş gibi yaşamalıyız.

Mevlânâ Celaleddin Rûmî (k.s) cömertliği şöyle anlatır:

 “Cömertlik, cennet selvisinin dalıdır. Bu dalı elinden bırakana eyvahlar olsun. Ekin eken, önce ambarı boşaltır ama sonra hasılatı bol olur. Fakat tohumu ambarda tutan, sonunda onu farelere yem yapar.”

Bir gün Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:
"Bir dirhem, yüz bin dirhemi geçti.”


Ashab-ı Kiram, “Bu nasıl olur?” diye sorduklarında şu açıklamayı yaptı:

 “Bir adamın sadece iki dirhemi vardı. Bunlardan birini infak etti (malının yarısı). Diğeri ise çok zengin biriydi; malından yüz bin dirhemi verdi.”
(Nesai, Zekat, 49)

Demek ki, Allah katında önemli olan miktar değil; niyet, samimiyet ve fedakârlık derecesidir.


 “Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, gönül kırmayanların Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.”
(Bakara, 262)

Sadakanın ardından minnet beklemek, onu anlatıp durmak, ihtiyaç sahibini mahcup etmek hayrın tüm sevabını siler. Hatta kişiye günah bile kazandırabilir.

Şeyh Sadi der ki:

 “Birisine iyilik ettiğin zaman, ‘Ben efendiyim, o bana muhtaçtır’ diye büyüklenme! Zamanın kılıcı henüz kınına girmemiştir; belki bir gün seni de biçer.”


Peki, Allah rızası için vereceğimiz sadaka doğru kişiye ulaşıyor mu?

Hak dostlarından Ebu Abbas Nihavendî’ye talebesi gelip zekâtı kime vermesi gerektiğini sorar. O da der ki:

"Gönlün kimde karar kılıyorsa ona ver.”

Talebe, yolda karşılaştığı bir âmâya kese altın verir. Ancak ertesi gün, o âmânın “O parayla meyhaneye gittim.” dediğini duyar, üzülür. Durumu hocasına anlatmaya giderken, Ebu Abbas hazretleri onu dinlemeden eline bir akçe verir ve önüne çıkan ilk kişiye vermesini söyler.

Verilen şahıs, eski bir harabeye girer. Talebe gizlice izler. Adam, elbisesinden bir ölü keklik çıkarır ve yere bırakır. Talebe dayanamaz ve sebebini sorar.

Adam şöyle der:

"Yedi gündür açız. Çocuklarım açlığa dayanamıyor. Dilenecek hâle düşmek istemedim. Bu ölü kekliği zaruret içinde buldum, eve götürecektim. Sonra Rabbime yalvardım. O anda sen çıkageldin. Verdiğin akçeyle şimdi pazara gidip yiyecek alacağım.”

Talebe, bu ibretlik hâli hocasına anlatır. Ebu Abbas hazretleri buyurur ki:

 “Sen kazancına dikkat etmedin. O yüzden verdiğin sadaka meyhaneye gitti. Benim helal kazancımdan verdiğim bir akçe ise, Allah’ın izniyle bir muhtacın duasına vesile oldu.”

Büyükler şöyle der:

 “Malın helalliği, harcandığı yerden belli olur. Sadaka, kazancın manevi röntgenidir.”

Sadece Allah rızası için, ihlâs ve samimiyetle verilen sadakalara Allah Teâlâ bereket ihsan eder. Hatta bazen sadaka, görünüşte layık olmayan birine gitse bile, o kişiyi gafletten uyandırmaya vesile olur.

Rasulullah (s.a.v), bir adamın üç gece üst üste sadaka verip sırasıyla bir hırsıza, bir fahişeye ve bir zengine verdiğini, halkın onu ayıpladığını, ancak rüyasında şu sözlerle teselli edildiğini anlatır:
"Belki hırsız hırsızlıktan vazgeçer, fahişe iffetli olur, zengin de infak etmeye başlar…”
(Buhari, Zekat, 14; Müslim, Zekat, 78)

Sonuç olarak, önemli olan miktar değil, niyettir. Samimi bir kalple verilen hiçbir iyilik boşa gitmez. Yeter ki gönlümüz yalnızca Allah’ın rızasını arasın.

Vesselam...

Emine Aydemir
Kaynak: Hak Dostlarının Örnek Ahlakından / Osman Nuri Topbaş

DİĞER YAZILARI HADİ GELİN HZ PİR MEVLANA CELALEDDİN RUMİ TÜRBESİNİ ZİYARET EDELİM 01-01-1970 03:00 HOCA AHMET FAKİH HZ 01-01-1970 03:00 FİZİK TEDAVİDE KEDİ ELEKTROTERAPİSİ 01-01-1970 03:00 DİKKAT: GİZLİ ŞİRK 01-01-1970 03:00 EYVAH! BİLMEDEN ŞİRKE DÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 EN BÜYÜK KERAMET NEDİR? 01-01-1970 03:00 ATEŞLE OYNAYAN EVLİYA: ATEŞBAZ VELİ HAZRETLERİ 01-01-1970 03:00 ŞEYH MUSTAFA DEVATİ HZ 01-01-1970 03:00 EYH SADRETTİN KONEVİ HZ-2 01-01-1970 03:00 ŞEYH SADREDDİN-İ KONEVİ HZ 01-01-1970 03:00 Kerametlerinin Bir Kısmını Halka Anlatma İzni Olan Allah Dostu: Ladikli Aşık Ahmet Hüdai Hz 01-01-1970 03:00 NEDEN TÜRBE ZİYARETİ YAPIYORUZ? 01-01-1970 03:00 BAYEZİD-İ BİSTAMİ HZ 01-01-1970 03:00 HZ PİR MEHMED MUHYİDDİN ÜFTADE 01-01-1970 03:00 BEYHEKİM HZ 01-01-1970 03:00 HZ PİR MEVLANA CELALLEDDİN RUMİ VE ŞEBİ ARUS 01-01-1970 03:00 BEYKOZ’DA KIRKLAR SULTAN 01-01-1970 03:00 YA HAZRETİ ŞEMS-2 01-01-1970 03:00 YA HAZRETİ ŞEMS-2 01-01-1970 03:00 YA HAZRETİ ŞEMS 01-01-1970 03:00 SULTANLARA SULTANLIK EDEN SULTAN: AZİZ MAHMUD HÜDAYİ (HZ) 01-01-1970 03:00