2026’NIN KÜRESEL GÜNDEMİ

2026 yılı, dünya açısından siyasi ve ekonomik belirsizliklerin yoğun biçimde yaşandığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Ukrayna’daki savaşın devam etmesi, Orta Doğu’daki çatışmalar ve farklı bölgelerde ortaya çıkan insani krizler, uluslararası toplumun önündeki en önemli sorunlar arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, dünyada savaş ve barış, eşitsizlik, iklim değişikliği ve yapay zekâ konusunda ciddi sınavlardan geçildiğine dikkat çekiyor.

Ukrayna'da çatışmaların yeniden yoğunlaşması, Avrupa'nın güvenlik politikalarını da doğrudan etkiliyor. Son günlerde Rusya'nın Ukrayna'nın başkenti Kiev ve Odesa bölgesine yönelik saldırıları gündemde. Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in Kiev ziyareti sırasında Ukrayna'ya yeni yardım paketleri açıklaması, Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğini sürdürdüğünü gösteriyor. Bununla birlikte taraflar arasında kalıcı bir barış sağlanabilmiş değil.

Orta Doğu'da ise Gazze'deki insani durum dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Ateşkes ortamına rağmen bölgedeki yıkımın boyutu ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan sorunlar, savaşın yalnızca askeri değil, aynı zamanda insani ve toplumsal bir mesele olduğunu ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler, özellikle kış ayları yaklaşırken Gazze'ye insani yardım girişinin artırılması gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Savaşların etkisi yalnızca cephelerde görülmüyor. Enerji fiyatları, ticaret yolları, enflasyon ve ülkelerin ekonomik büyüme beklentileri de jeopolitik gelişmelerden etkileniyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2026 yılında dünya ekonomisinin yüzde 2,9 büyümesini bekliyor. Ancak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve bölgesel çatışmalar küresel ekonomi açısından önemli riskler oluşturuyor.

Bu ortamda ülkeler enerji kaynaklarını ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye çalışıyor. Özellikle yapay zekâ alanındaki yatırımlar ekonomik büyümenin önemli desteklerinden biri haline gelirken, teknolojiye sahip ülkeler arasındaki rekabet de giderek artıyor. Böylece ekonomik güç ile teknolojik güç arasındaki bağlantı daha belirgin hale geliyor.

Dünya gündeminin bir diğer önemli başlığı ise iklim değişikliği. 2026 yılında güçlenen El Niño hava olayı, dünyanın farklı bölgelerinde sıcaklık, yağış ve tarım koşullarını etkileyebilecek yeni riskler yaratıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü, El Niño'nun güçlenmesinin kuraklık, sel, aşırı sıcaklık ve tarımsal üretimde kayıplar gibi sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.

İklim değişikliğinin etkileri artık yalnızca geleceğe ilişkin bir tartışma olmaktan çıkmış durumda. Aşırı sıcaklar, su kaynaklarının azalması, orman yangınları, seller ve tarımsal üretimde yaşanan sorunlar milyonlarca insanın günlük yaşamını etkiliyor. Bu nedenle ülkelerin ekonomik büyüme hedeflerini çevre politikalarıyla birlikte değerlendirmesi giderek daha önemli hale geliyor.

Yapay zekâ ise 2026'nın en hızlı gelişen ve en fazla tartışılan konularından biri. Eğitimden sağlığa, ekonomiden savunmaya kadar pek çok alanda kullanılan yapay zekâ, insanların çalışma ve iletişim biçimlerini değiştiriyor. Bununla birlikte yapay zekânın kontrolsüz kullanımı; yanlış bilgi, iş gücü kaybı, mahremiyet ve güvenlik gibi önemli sorunları da beraberinde getiriyor.

Birleşmiş Milletler, özellikle insan hayatını doğrudan etkileyen kritik kararların yalnızca makinelerin kontrolüne bırakılmaması gerektiğini vurguluyor. Bu durum, teknolojik gelişmelerin yanında uluslararası kuralların ve ortak denetim mekanizmalarının oluşturulmasının da gerekli olduğunu gösteriyor.

Bugünün dünyasında savaşlar, ekonomik sorunlar, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşüm birbirinden bağımsız konular değil. Bir bölgede yaşanan savaş enerji fiyatlarını, enerji fiyatları ekonomiyi, ekonomik krizler ise toplumların refahını etkileyebiliyor. Aynı şekilde iklim krizinin yol açtığı kuraklık ve gıda sorunları göç hareketlerini artırabiliyor.

Bu nedenle 2026'nın dünya gündeminden çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri, ülkelerin tek başına hareket ederek küresel sorunları çözmesinin giderek zorlaşmasıdır. Kalıcı barış, ekonomik istikrar, çevrenin korunması ve yapay zekânın güvenli kullanımı için uluslararası iş birliğine ihtiyaç vardır.

Dünya yeni bir dönemin eşiğinde bulunuyor. Önümüzdeki yıllarda ülkelerin vereceği kararlar yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşayacağı dünyanın koşullarını da belirleyecek. Bu nedenle küresel sorunlara karşı ortak akıl, diplomasi ve iş birliği, her zamankinden daha büyük önem taşıyor.

Özlem GÜRBÜZ