
KEYFİNE DÜŞKÜN KÖPEK
Kimileri tatil yapmak için günler öncesinden hazırlık yapar. Valizler hazırlanır, giysiler seçilir, oteller araştırılır, gidilecek yerler belirlenir. Tatil bütçesi hesaplanır, yolculuk planları yapılır. Sonunda bütün bu hazırlıkların ardından insan kendini denizin, güneşin ve kumun kollarına bırakır.
Kimileri vardır ki bütün bu hazırlıklara hiç gerek duymaz. Onlar tatilin de yaşamın da sırrını çoktan çözmüştür. İşte Billurkent sahilinde karşılaştığım bu sevimli dostumuz da onlardan biri!
Beyaz bir şezlonga boylu boyunca uzanmış, başını arkalığa yaslamış, gözlerini kapatmış. Güneşin tadını çıkarıyor mu, tatlı bir uykuya mı dalmış, yoksa yaşamın anlamını mı düşünüyor, bilinmez. Bildiğimiz bir şey var: Keyfi yerinde!
Ne bir yere yetişme telaşı ne bitirilmesi gereken işler ne de yarın için duyulan kaygılar… Ne telefon çalıyor ne de birileri kendisinden bir şey istiyor. Dünyanın bütün dertleri, sanki o şezlongun birkaç metre uzağında kalmış. Üstelik çevresindeki şezlongların çoğu boş. İstese başka bir yere geçebilir. Ama belli ki yerini beğenmiş. Gölgeyle güneşin buluştuğu noktada, kendisine en uygun köşeyi bulmuş. Kim bilir, belki de tatil uzmanlarının yıllarca araştırıp ulaşamadığı konforun sırrını kendi içgüdüleriyle keşfetmiş!
İnsan bakmadan edemiyor: Acaba bu köpek bizden daha mı akıllı?
Biz insanlar, çoğu zaman mutlu olmak için kendimize türlü koşullar koyarız. Daha çok kazanmak, daha iyi bir evde oturmak, daha güzel giysiler giymek, daha uzak yerlere gitmek isteriz. Mutluluğu sürekli bir sonraki hedefe erteleriz. Bir işi bitirince ötekine başlarız. Bir sorunu çözerken yenisini düşünürüz. Dinlenmek için tatile çıkar, tatilde bile dinlenmeyi unuturuz.
Oysa şu köpeğin yaptığına bakın! Bir şezlong, biraz güneş, güvenli bir ortam ve huzur… Mutluluğun bütün koşulları sanki bir araya gelmiş. Belki de mutluluk, sahip olduklarımızın çokluğunda değil, sahip olduklarımızın tadını çıkarabilmektedir.
Elbette bir köpeğin yaşamıyla insanın yaşamı aynı değil. İnsan sorumluluklarıyla, umutlarıyla, kaygılarıyla yaşar. Geçimini sağlamak, sevdiklerini korumak, geleceğini düşünmek zorundadır. Ancak bütün bunların arasında kendisine bir soluklanma aralığı açmayı da bilmelidir. Çünkü hayat yalnızca çalışmaktan, koşuşturmaktan ve bir yerlere yetişmeye çabalamaktan ibaret değildir. Bazen durmak, bazen susmak, bazen yalnızca denizi seyretmek gerekir. Bazen de hiçbir şey yapmadan gökyüzüne bakmak…
Billurkent'in billur sularında dalgalar kıyıya usulca vururken bu sevimli dostumuz, sanki hepimize sessiz bir ders veriyor:
“Yaşamı bu denli ciddiye alıp kendinizi yormayın. Biraz durun, biraz dinlenin, biraz da yaşadığınız anın tadını çıkarın!” Üstelik bunu anlatmak için konuşmasına da gerek yok. Şezlonga uzanması yetiyor.
Kim bilir, belki de tatilcilerin arasında en doğru tatil planını o yapmıştır. Ne pahalı bir tatil programına gereksinimi var ne de günler öncesinden hazırlanmış bir gezi listesine… Yeri belli, keyfi yerinde!
Bu görüntü bana bir gerçeği daha anımsatıyor: Hayvanlar da bu dünyanın canlılarıdır. Onların da dinlenmeye, korunmaya, sevgiye ve güvenli bir yaşama gereksinimleri vardır. Bir sahilde, bir parkta ya da bir sokak köşesinde karşımıza çıkan hayvanlara yalnızca bakıp geçmemeliyiz. Onların yaşam hakkını gözetmek, doğayı ve diğer canlıları korumak insan olmanın sorumluluklarından biridir.
Belli ki bu köpek de Billurkent'in müdavimlerindendir. Belli ki sahilin yolunu ezbere biliyor, belki her yaz aynı kıyıya geliyor. Belki de ilk kez bir şezlonga uzandı ve kendisini tatilin kollarına bıraktı. Bilemiyoruz. Ama bildiğimiz şu: O anın tadını çıkarmayı başarıyor.
Biz de biraz onun gibi olabilsek…Güneşin sıcaklığını hissedebilsek, denizin maviliğinde huzur bulabilsek, sevdiklerimizle geçirdiğimiz güzel anların değerini bilebilsek… Mutluluğu hep uzaklarda aramak yerine bazen yanı başımızda bulabilsek…
Yaşam kısa, dünya güzel, zaman değerli. Her anı telaşla tüketmek yerine, arada bir durup yaşamın tadını çıkarmayı da bilmeliyiz. Billurkent sahilinde bir şezlonga kurulmuş, keyfine düşkün bu sevimli köpek, belki de hepimize yaşamın en yalın ama en anlamlı dersini veriyor:
Mutlu olmak için her zaman çok şeye sahip olmak gerekmez. Bazen huzurlu bir köşe, biraz güneş ve güvenle başını koyabileceğin bir yer yeterlidir.
Darısı hepimizin başına!
Zeki BAŞTÜRK