Vatandaşın Geçim Derdi ve Kış Kaygısı

Bu ülkenin sokaklarında artık fırtınadan önceki o ağır, sessiz baskı hissediliyor. Yaz bitti, yapraklar sararmadan dertler katlandı; kış kapıya dayanmadan soğuğu içimize işledi bile.
​Market poşetini dolduramadan kasadan başı öne eğik çıkan babalar, okul kapısında "Açıkta yeme oğlum, alamayan arkadaşın vardır" diye çocuğunun kulağına fısıldayan mağrur yürekler... Bir babanın evladına harçlık veremediği için yaşadığı o çaresizlik, verilecek hiçbir zamla, açıklanacak hiçbir rakamla tamir edilemez. Geçinemediği için hayatına son veren o emeklimizin ahı, bu toplumun vicdanında dinmeyecek bir sızıdır. Allah rahmet eylesin, ailesine ve bu yükü omuzlarında taşıyan milyonlara sabır versin.
​İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz? Vatandaşın mutfağında yangın var iken, faturalar bel büküyorken, akaryakıt pompası her gün yeni bir zamla cepleri yakıyorken ekranlarda bambaşka bir dünya masalı anlatılıyor. Altın yumurtlayan köprülerin, otoyolların özelleştirilmesinden, devasa yatırımlardan bahsediliyor. Peki, geçilmeyen köprünün, binilmeyen trenin, gidilmeyen yolun garantisi vatandaşa fatura edilirken; bu ülkenin ömrünü çalışarak tamamlamış emeklisine reva görülen kış soğuğu mudur?
​Elektriğe, doğalgaza gelecek zamların fısıltısı bile insanı ürkütmeye yetiyor. Mutfakta tencere kaynamazken, kışın kombiyi yakmaya korkacak insanların ülkesi olduk. Bu kış sadece havalar soğuk olduğu için değil; cüzdanlar boş, mutfaklar takatsiz, umutlar yorgun olduğu için çok zor ve çok uzun geçecek.
​Söyleyecek söz çok, ama kelimeler boğazda düğümleniyor. Bizi bu karanlık kışa sürükleyenlerin vicdanı rahat mıdır bilinmez ama bilinsin ki; bir çocuğun kursta geçirdiği açlık da, bir babanın bükülen boynu da bu ülkenin hafızasından silinmeyecek.