ÇOCUKLUKTAKİ SARSINTILARI İLİŞKİLERİMİZDE CANLANDIRMAK

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer

09-09-2022 11:56

ÇOCUKLUKTAKİ SARSINTILARI İLİŞKİLERİMİZDE CANLANDIRMAK

Otuzlu yaşlarının sonunda kariyer sahibi bir çift olan Müjgan’la Kerim, boşanmadan önce son çare olarak çift terapisine gelmişti. Müjgan’ın temel şikâyeti, Kerim’in hem ona hem de başkalarına karşı ‘’duyarlılık ve düşüncelikten tamamen yoksun’’ olmasıydı. Kerim’in en büyük şikâyetiyse, Müjgan’ın onu her zaman gafil avlayan ve ‘’anlaşılmaz ve tamamen yersiz’’ bulduğu öfke nöbetleriydi. 

Halbuki ilk tanıştıklarında Kerim, Müjgan’ın ‘’ilk bakışta göze çarpan güzelliğine ve keskin zekâsı’’ na ek olarak, güçlü ve dinamik kişiliğine de çekim duymuştu.
 
‘’Dürüst, alaycı ve komikti’’, diye anlatıyordu gülümseyerek. Müjgan’a gelince, o da ‘’Kerim’in aklından ve düşünme biçiminden’’ olduğu kadar, ‘’rahat kişiliğinden’’ de hoşlanmıştı. 

‘’Hayattan nasıl zevk alınacağını biliyordu; hoş ve uyumluydu, kompleksleri, sorunları yoktu.’’
Müjgan’da Kerim’de aşksız evlerde büyümüştü. Müjgan’ın annesiyle babası o daha küçükken boşanmıştı; Kerim’in annesiyle babasıysa sık sık kavga ederdi. Kerim’in dindar babası Kerim’i onunla birlikte ibadet etmeye ve saygı gösterilerine zorlardı. 
Kerim’e çocukken en zor gelen şey, babasının bağırış çağırış ve zaman zaman dayak içeren öfke nöbetleriydi.

Kerim’in annesi kocasını sevip saymasa da Kerim’e karşı sıcak, sevgi dolu ve ilgiliydi.
Müjgan’ın çocukluğundaki en zor deneyim, onun sevgisini ve ihtiyacını görmezden gelerek, boşandıktan sonra uzaklara taşınan sevgili babasını kaybetmekti. 

‘’Annelik görevlerinde çok itinalı’’ olan annesi, Müjgan’ın duygularına karşı duyarsız, ihtiyaçlarına karşı da tepkisizdi.
Kerim’in temel sorunu, babasının öfke nöbetlerinden korkması ve ibadete ve babasının hak etmediği saygı gösterilerine zorlanmaya içerlemesiydi. 
Müjgan’ın temel sorunu, yakın çevresinin onun ihtiyaçlarına ve isteklerine cevap vermediğini düşündüğü için çektiği acıydı. Babasının duygularını ve dileklerini anlama arzusu ve ona duyduğu özlem, insanlara karşı büyük bir duyarlılık geliştirmesine sebep olmuştu.

Bu temel sorunların birleşimi, Müjgan’la Kerim’in bir çift olarak temel sorununu meydana getiriyordu. Kerim, insanlara doğru gelen, ama ona uygun gelmeyen davranışlara ‘’zorlanmaya’’ dayanamıyordu. 

Böyle durumlara ‘’anlayışsız ve düşüncesiz’’ davranarak tepki veriyordu. Müjgan bu duyarsızlığa kızgınlık ve öfkeyle karşılık veriyor; Kerim onun ‘’yersiz saldırılarını anlamıyor’’du. Müjgan, bu anlayışsızlığı, Kerim’in mutlak duyarsızlığının bir başka göstergesi olarak yorumluyordu.
Böylece her ikisi de çocukluklarındaki sarsıntıları ilişkilerinde yeniden canlandırıyordu.

İlk âşık olduklarında birbirlerinde en çok neyi çekici buldukları çözümlendiğinde, Müjgan’la Kerim’in çözülmemiş çocukluk sorunlarıyla baş etmek için birbirlerine sundukları fırsatların aslında bir derece farkında olduğu söylenebilir. O sırada Kerim, Müjgan’ın ‘’güçlü kişiliği’’ni, ‘’dürüstlüğü’’nü, ‘’alaycılığı’’nı, ve ‘’keskin zekâsı’’nı çekici bulmuştur. Bu özellikler ona heyecan verici ve keyifli gelmiştir. 
Şimdiyse o keskin zekâyla alaycılık ‘’yersiz eleştiriler’’e, güçlü dürüst kişilikse Kerim’i tehdit eden ‘’nöbetler’’e dönmüştür.
 
Müjgan, başta Kerim’in rahat, sorunsuz duruşunu ve hayattan zevk alma kabiliyetini çekici bulmuştur. Şimdi onu ‘’duyarsız ve anlayışsız’’ bulmakta, ‘’tamamen kendine odaklı’’ görmektedir. 
Müjgan’la Kerim’in çekici buldukları şeylerle ilişkilerinizi krize sokan şeyler arasındaki ilişki bariz olduğu halde, onları ‘’ölümcül cazibe’’ kategorisine sokmak doğru değil, çünkü çekimi ve sıkıntılarını anlatmak için farklı sözcükler ve cümleler kullandılar.

Kerim’le Müjgan, bilinçdışı romantik seçimlerin bizi psikolojik sorunlarımızın üstesinden gelme fırsatı sunan eşler seçmeye yönelttiği bilgisine bir örnek. Kerim gibi bir adam eşinin ihtiyaçlarına duyarlı davranmayı öğrenince, bu onun bir insan olarak muazzam biçimde gelişmesini sağlar; böylece babasının öfke patlamalarından ve taleplerinden kendini korumak için üzerine giydiği kalın zırhı çıkarabilir. Kerim’deki bu değişiklik, elbette Müjgan için iyileştirici bir deneyim olacaktır.

Müjgan gibi bir kadın öfkeden köpürmeden tepki vermeyi öğrenince, bu onun bir insan olarak muazzam biçimde gelişmesini sağlar; böylece terk edilme korkusundan korunmak için insanları ürkütüp kendinden uzaklaştırmak yerine, onları etrafında tutacak şekilde kendini ifade etmeyi öğrenir.

‘’Müjgan gibi bir kadın, olasılıkla öfke nöbetleriyle sevgililerini kendinden uzaklaştıracaktır, çünkü böylece çocukken babası tarafından terk edildiklerinde hissettiği çaresizliği hissetmek yerine, terki bir anlamda kendisi kontrol etmiş olacaktır’’
Müjgan’daki bu değişiklik Kerim için şüphesiz iyileştirici bir deneyim olacaktır.
 
Kerim ve Müjgan gibi çiftlerden edinilen klinik deneyimlere göre, Yunan mitolojisinde gözü görenlerden daha iyi gören ‘’körler’’ ve Shakespear’in Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda ‘’kanatlı Cupido’nun kör resmedilmesi’’ gibi, aşk, seçimlerinde son derece haklıdır.
 
BAŞTAKİ ÇEKİM VE SONRAKİ GERGİNLİK:

ÇEKİM – KADIN: Yılmaz bir takipçiydi, bana arzulandığımı ve hayranlık uyandırdığımı hissettirdi.
ERKEK: Rüya gibi bir kadındı, yaklaşılmazdı.
GERGİNLİK –KADIN: Bana nefes aldırmıyor; her zaman dibimde.
ERKEK: Bana beni istediğini hiç hissettirmiyor.
 
ÇEKİM –KADIN: Çok akıllı ve becerikli görünüyordu.
ERKEK: Bana saygı duyuyordu. Kabul ve takdir edildiğimi hissettim.
GERGİNLİK – KADIN: Bana kendimi aptal ve beceriksiz hissettiriyor.
ERKEK: Kendinden hoşnut değil, ama beni suçluyor.
 
ÇEKİM – KADIN: Kaya gibi güçlü, yaslanabileceğim biriydi.
ERKEK: Sıcak, duyarlı ve çok nazikti.
GERGİNLİK – KADIN: Duvar gibi; hiçbir konuda fikrini değiştiremezsin.
ERKEK: Fazla duyarlı, fazla nazik.

Bazıları âşık olur, âşık olduğu kişiyle evlenir ve hayatının sonuna kadar mutlu mesut yaşar. Bazılarıysa aynı endişe verici aşk örüntüsünü defalarca tekrarlayıp durur. Çok üzerine düştüğü veya çok mesafeli ve kendini sakınan bir tip olduğu için bir sevgiliden ayrılıp, gider bir başkasına âşık olur.

İnsanlar çocukluklarına ait bir sorunu romantik ilişkileri, terapi veya önemli bir yaşam değişikliği vasıtasıyla çözebildikleri zaman, tamamen farklı bir ilişkiye hazır hale gelirler.

Sevgiyle Kalın

Doç.Dr.
Kürşat Şahin YILDIRIMER

DİĞER YAZILARI Öğrenci Var, Öğrenme Nerede? Deneyimden Kopuk Eğitimin Beyinsel ve Toplumsal Yanılsaması 01-01-1970 03:00 İnsanın Geride Bıraktığı İz: Sahip Olmak mı, Dokunmak mı? 01-01-1970 03:00 Sessizlikten Ekrana: Kuşaklar Değişti, Travma El Değiştirdi… 01-01-1970 03:00 Bir Sayı Neden Bu Kadar Gürültü Yapar? 01-01-1970 03:00 Okullarda Görülen Vakalar Tesadüf mü, Sistem Sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Bu Sessizlik Hepimizin Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Deneme Sınavlarıyla Yönetilen Eğitim: Çocuğu Unutan Sistem 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Görünmez Yaralar: Dijital Şiddetin Yeni Yüzyıldaki Sessiz Krizi 01-01-1970 03:00 İlişkiler Neden Hep Aynı Yerde Tıkanıyor? Cevap Çocuklukta Gizli 01-01-1970 03:00 Zihnin Karanlık Döngüsü: Ruminasyon Çağı ve Sessiz Tükenişimiz 01-01-1970 03:00 Çağın Krizi: Odaklanamayan Zihinler ve Anlamdan Uzaklaşan Okumalar 01-01-1970 03:00 Özel Röportaj | “Uykusuzluk Çağı: Türkiye Neden Dünyanın En Uykusuz Ülkesi Oldu?” 01-01-1970 03:00 Esir Dünyalar: Bağımlılığın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 İşte Geldik, Gidiyoruz: Hayatın Kısa Konuğu Olmak 01-01-1970 03:00 Toplum Olarak Sabırsız Olduk: Her Şey Hemen Olsun 01-01-1970 03:00 Kendinden Gidip Kendine Varan Yolculuk… 01-01-1970 03:00 Hayat Bazen Acı Çekmektir 01-01-1970 03:00 TOPLUM MU SUÇLU, DÜNYAM MI DEĞİŞTİ? 01-01-1970 03:00 “Burası Adıyaman: Bir Aşkın Susarak Konuştuğu Şehir” 01-01-1970 03:00 Boykotun Bedeli: Tepki mi, Tahribat mı? Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer 01-01-1970 03:00 KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER St. Clements Üniversitesi Dekan Yardımcısı 01-01-1970 03:00 Erkek Aklının Gizli Dosyası: Aldatma Eğilimi Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Cam Tavanın Gölgesinde Öğrenilmiş Çaresizlik: Türkiye Toplumunda Görünmez Engeller 01-01-1970 03:00 Babasına Yazılmış Ama Aslında Hepimize Hitap Eden Bir Mektup 01-01-1970 03:00 Nevrotik Çıkmazlar: İçgüdü, Toplum ve Bireyin Dengesiz Dengesi 01-01-1970 03:00 Varlığın Ağırlığı: Bulantı ve Sartre’ın Varoluşsal Krizi 01-01-1970 03:00 Kadının Susturulmuş Çığlığı: Freud’un Histeri Vakaları ve Bugünün Gerçeği 01-01-1970 03:00 Duygular mı Çekiyor, Yoksa Kelimeler mi Büyülüyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Dönüşümün Psikolojisi: İnsan ve Toplum Arasındaki Derin Bağ 01-01-1970 03:00 Labirentten Çıkış: Hayallerin Gücüyle Yükselmek 01-01-1970 03:00 Toplum Baskısı ve Dijital Yalnızlık: Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehdit 01-01-1970 03:00 Erken Çocukluk Döneminin Silinmez İzleri: 0-3 Yaş Arası Öğrenmenin Gücü 01-01-1970 03:00 Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları: Dijital Çağda Kimlik Bunalımı 01-01-1970 03:00 Kanun ve Kaos: Komiserin Gölgesi, Eşkıyanın Yo 01-01-1970 03:00 Başımız Belada mı, Yoksa Belaya Göz mü Yumuyoruz? 01-01-1970 03:00 Başım Belada: Günümüzün Eşkıyaları ve Yasal Mermiler 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Çocuk ve Yalnızlık: Sessiz Çığlıklarımız 01-01-1970 03:00 Koltuk Korkusu: Güce Teslimiyetin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kendimizle Bağ Kurmadan Başkalarına Ulaşabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Kadın Susarsa, Toplum Kaybeder: Şiddet ve Tacizin Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığı: Gelecek Nesillerimizin Sessiz Çöküşü 01-01-1970 03:00 Türk Milleti ve Maneviyatı: Tarihsel Perspektiften Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Psikoterapik Yaklaşım Olarak Hücum Terapisi 01-01-1970 03:00 ÇOĞUL KİŞİLİKLER 01-01-1970 03:00 KAYGI OLAĞAN BİR HEYECANDIR 01-01-1970 03:00 Günlük yaşamımızda hayali diyaloglar.. 01-01-1970 03:00 A TİPİ KİŞİLİK 01-01-1970 03:00 ODAKLANMA SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR 01-01-1970 03:00 CİNSEL NARSİZM 01-01-1970 03:00 HİPERAKTİVİTE OKUL BAŞARISINI ETKİLERMİ 01-01-1970 03:00 CİNSEL KITLIK 01-01-1970 03:00 NEVROTİK ÇIKMAZLAR… 01-01-1970 03:00 Yaşamımızda hepimizin çeşitli rolleri var. 01-01-1970 03:00 ARABA SAHİPLİĞİ ÖZGÜRLÜK İLE İLİŞKİLENDİRME 01-01-1970 03:00