Günlük yaşamımızda hayali diyaloglar..

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer

11-11-2022 09:44

Günlük yaşamımızda hayali diyaloglar..

Sosyolog psikolog Erving Goffman araştırması banyo ve arabalarımızın mahremiyetinde, yetişkin olarak kendimizle konuşmaya devam ettiğimizi göstermiştir (yakalandığımız zaman utansak da).

Projelerimizden bahsederiz, birisiyle yaptığımız bir münakaşayı hatırlarız, yaptıklarımızdan yargısal olarak konuşuruz ve cesaret verici sözler veya otoriter bir sesle suçlamalarda bulunuruz. 

Kendimizle konuşmaya karşı bir sosyal tabu olmasına rağmen, bunu yaparız. Aslında bir balık için su ne ise biz de onu öyle görürüz ve kafamızda sürekli olarak diyaloglar kurarız.

Başka bir ifadeyle, her zaman kendimizle konuşuruz. Sorun şu ki bu konuşmaların çoğu pasif kalmaktadır. Eski kasetleri yeniden çalarız ve onlarla aktif olarak meşgul olmadan birçok kere aynı eski bilişsel modelleri tekrarlarız.

Ne yazık ki hayali diyaloglar sohbetlerimizin tanrılarla, meleklerle, perilerle veya diğer görünmez karakterlerle olmadığına dayanan gerçekliğin seküler bakışının bir ihlalini temsil etmektedir. Böylesi kendi kendine konuşmalar sabit bir kimliğe dayanan benliğin bölünmez kavramı ile çelişmektedir ve değişen tutum ve tavırlarımızın benliğin çokluğunu göstermesini dikkate almaz.

Günlük yaşamınızda hayali diyaloglar soyut düşünce ve sosyal iletişim ile yan yana gelişse ne olur? 

Gerçek, hayali olana karşıt değildir ve bu figürleri kişileştirmek olgunlaşmamış veya ilkel aklın işareti değildir. Rüyalarda, şiirde ve oyunda doğal olarak ortaya çıkan kişileştirme, düşüncenin temelinde yatar ve ruhun şiirsel doğasının yansımasıdır.

Benliğe bağlı olan ego karakteri, kontrol ve tutarlılık ihtiyacına kıydığında, hem büyüleniriz hem de aynı zamanda tetikte oluruz. Sufiler bu duruma “gana” demiştir yani oyunun ruhunun görünmesi için kişiliğin yok edilmesi anlamına gelmektedir.

Ruhsal gelenekler böylesi algılayış durumlarını elde etmek için birçok prosedürlerle doludur. Meditasyon veya dans etme, dua etme ve şarkı söyleme gibi tekrarlayan aktivitelerde vücudu yavaşlatıp aklı sessiz kılmak kişiyi yaratıcı gelişmeye hazırlamanın eskiden kalma yollarıdır.

Hem dünya hem de ego, sadece oyun kalana kadar gözden kaybolur; aksi halde bilinçdışından gelen güçler bizi oynar.

Yaşanmamış hayatınızı keşfetmeye ilk başladığınızda aslında her gün içinizde yeni bir karakter, yeni bir enerji bulursunuz ve sonra şöyle endişelenmeye başlarsınız: “Bu ne zaman duracak? Ne kadar uzağa gider? Ben ne kadarım? Sonu gelen sınır nerede?” 

Belki de bu yüzden romanları okuyoruz (kendimiz hakkında daha fazla öğrenmek için). 

Bir gün her insan varoluşunun insanlığın tarihinde sahip olduğu her özelliği kapsadığını anlar. Böylece yalnızca bu küçük ‘ben’ değil de aynı zamanda bir ‘hepsi’, yani bir bütünsünüz. Diğer yandan hepimiz, sıradan bir yaşamın içinde bir erkek veya kadın, bir bireyiz ve kozmik alanın bütün enerjisinin konsantrasyon noktasıyız. 

Teksiniz ve tekliğin ötesindesiniz. Eğer yaşanmamış hayatınıza ciddi bir şekilde bakmaya başlarsanız, hayatınızda dışavurumları arayan çoklu karakter ve dürtüleri bulacaksınız; bir daha bir roman okumaya gerek duymayacaksınız.

Yürüyen bir roman olduğunuzu fark edeceksiniz. Ve bu karakterlerden her biri ‘ben’in bir parçasıdır.

Ayrıca içinizde yükselen bu potansiyellerin her biri değerlidir ve birçoğunun bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Bütün olmak hiçbir şeyden kurtulmadığınız bir oyundur; vücudunuzu oluşturan fiziksel organlarınızdan biri olmadan yapabileceğinizden, daha fazla bu çeşitli enerjiler olmadan yapamazsınız. Size açık olan her şeyi kullanmalısınız.

Duygular ifade edilmez ise yok olmaz,,, bir çıkış yolu bulur…
Bu çıkış yolu kaygıdır, depresyondur, takıntılardır, tiklerdir, kabuslardır, psikosomatik hastalıklardır ( mide barsak bozuklukları, başağrısı, başdönmesi, migren, tansiyon vs…)

Günümüzde koruyucu ruh sağlığı kavramı çok önem kazandı. Artık sorunlar ortaya çıkmadan ruh sağlığını koruma amaçlı  pekçok çalışma mevcut.
Ortaya çıkan sorunların da çözümü mümkün mutlaka. Bu sorunların çözümünde yararlanılan teknikler içinde EMDR yaklaşımı çok önemli bir yere sahip.

Hangi sorunlar için etkili bir yöntemdir ?

EMDR, dünyada çok sayıda psikolojik sorunda uygulanmaktadır.
Panikatak, korkular, kaygılar ( sınav, sosyal kaygı, performans kaygısı ) , aile, eş ilişki problemleri, takıntılı davranış ya da düşünceler, uyku ve  yemebozuklukları, depresyon, yas, travma sonrası stres problemleri, cinsel sorunlar gibi problemler, EMDR’nin  çalışma  alanlarıdır.

Genellikle 2-3 seanstan sonra amaçlanan hedeflere  ne kadar sürede ulaşılabileceği ile ilgili terapistin bir öngörüsü oluşabilir.

Bazen 5-10 seansta sorunlar çözülürken,  kişilik bozukluğu gibi geniş çalışma yapılması gereken vakalarda bu çalışma uzayabilir.

Balıkçıların hayatlarının yarısını karada geçirmesinin sebebi ağ temizlemesidir.
Nereye atılırsa atılsınlar, ağ gözlerini tıkayan her türlü atık, döküntü ve balçık toplanır ve deniz yosunları ağ iplerinin her yanına dolanır. Bunlar zamanla ağı aşındırarak delikler ve sızıntıya neden olan açıklıkları oluşturur. Müdahale edilmediği takdirde, çok geçmeden tüm ağ kullanılmaz hale gelir.

Beyin de akson ve sinapslardan oluşmuş bir ağdır ve düşünce okyanusuna atıldıkça ne yazık ki hasar ve aşınmaya maruz kalır. 

EMDR “Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işlenme”ye başlandığında  bu iki ağ birbirine bağlanıp, yeni bilgi zihne girip eski sorunlar çözülebilmektedir.

Sevgiyle Kalın 

Doç.Dr.
Kürşat Şahin YILDIRIMER

DİĞER YAZILARI Öğrenci Var, Öğrenme Nerede? Deneyimden Kopuk Eğitimin Beyinsel ve Toplumsal Yanılsaması 01-01-1970 03:00 İnsanın Geride Bıraktığı İz: Sahip Olmak mı, Dokunmak mı? 01-01-1970 03:00 Sessizlikten Ekrana: Kuşaklar Değişti, Travma El Değiştirdi… 01-01-1970 03:00 Bir Sayı Neden Bu Kadar Gürültü Yapar? 01-01-1970 03:00 Okullarda Görülen Vakalar Tesadüf mü, Sistem Sorunu mu? 01-01-1970 03:00 Bu Sessizlik Hepimizin Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Deneme Sınavlarıyla Yönetilen Eğitim: Çocuğu Unutan Sistem 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Görünmez Yaralar: Dijital Şiddetin Yeni Yüzyıldaki Sessiz Krizi 01-01-1970 03:00 İlişkiler Neden Hep Aynı Yerde Tıkanıyor? Cevap Çocuklukta Gizli 01-01-1970 03:00 Zihnin Karanlık Döngüsü: Ruminasyon Çağı ve Sessiz Tükenişimiz 01-01-1970 03:00 Çağın Krizi: Odaklanamayan Zihinler ve Anlamdan Uzaklaşan Okumalar 01-01-1970 03:00 Özel Röportaj | “Uykusuzluk Çağı: Türkiye Neden Dünyanın En Uykusuz Ülkesi Oldu?” 01-01-1970 03:00 Esir Dünyalar: Bağımlılığın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 İşte Geldik, Gidiyoruz: Hayatın Kısa Konuğu Olmak 01-01-1970 03:00 Toplum Olarak Sabırsız Olduk: Her Şey Hemen Olsun 01-01-1970 03:00 Kendinden Gidip Kendine Varan Yolculuk… 01-01-1970 03:00 Hayat Bazen Acı Çekmektir 01-01-1970 03:00 TOPLUM MU SUÇLU, DÜNYAM MI DEĞİŞTİ? 01-01-1970 03:00 “Burası Adıyaman: Bir Aşkın Susarak Konuştuğu Şehir” 01-01-1970 03:00 Boykotun Bedeli: Tepki mi, Tahribat mı? Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer 01-01-1970 03:00 KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER St. Clements Üniversitesi Dekan Yardımcısı 01-01-1970 03:00 Erkek Aklının Gizli Dosyası: Aldatma Eğilimi Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Cam Tavanın Gölgesinde Öğrenilmiş Çaresizlik: Türkiye Toplumunda Görünmez Engeller 01-01-1970 03:00 Babasına Yazılmış Ama Aslında Hepimize Hitap Eden Bir Mektup 01-01-1970 03:00 Nevrotik Çıkmazlar: İçgüdü, Toplum ve Bireyin Dengesiz Dengesi 01-01-1970 03:00 Varlığın Ağırlığı: Bulantı ve Sartre’ın Varoluşsal Krizi 01-01-1970 03:00 Kadının Susturulmuş Çığlığı: Freud’un Histeri Vakaları ve Bugünün Gerçeği 01-01-1970 03:00 Duygular mı Çekiyor, Yoksa Kelimeler mi Büyülüyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Dönüşümün Psikolojisi: İnsan ve Toplum Arasındaki Derin Bağ 01-01-1970 03:00 Labirentten Çıkış: Hayallerin Gücüyle Yükselmek 01-01-1970 03:00 Toplum Baskısı ve Dijital Yalnızlık: Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehdit 01-01-1970 03:00 Erken Çocukluk Döneminin Silinmez İzleri: 0-3 Yaş Arası Öğrenmenin Gücü 01-01-1970 03:00 Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları: Dijital Çağda Kimlik Bunalımı 01-01-1970 03:00 Kanun ve Kaos: Komiserin Gölgesi, Eşkıyanın Yo 01-01-1970 03:00 Başımız Belada mı, Yoksa Belaya Göz mü Yumuyoruz? 01-01-1970 03:00 Başım Belada: Günümüzün Eşkıyaları ve Yasal Mermiler 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Çocuk ve Yalnızlık: Sessiz Çığlıklarımız 01-01-1970 03:00 Koltuk Korkusu: Güce Teslimiyetin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kendimizle Bağ Kurmadan Başkalarına Ulaşabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Kadın Susarsa, Toplum Kaybeder: Şiddet ve Tacizin Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığı: Gelecek Nesillerimizin Sessiz Çöküşü 01-01-1970 03:00 Türk Milleti ve Maneviyatı: Tarihsel Perspektiften Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Psikoterapik Yaklaşım Olarak Hücum Terapisi 01-01-1970 03:00 ÇOĞUL KİŞİLİKLER 01-01-1970 03:00 KAYGI OLAĞAN BİR HEYECANDIR 01-01-1970 03:00 A TİPİ KİŞİLİK 01-01-1970 03:00 ODAKLANMA SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR 01-01-1970 03:00 CİNSEL NARSİZM 01-01-1970 03:00 HİPERAKTİVİTE OKUL BAŞARISINI ETKİLERMİ 01-01-1970 03:00 CİNSEL KITLIK 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLUKTAKİ SARSINTILARI İLİŞKİLERİMİZDE CANLANDIRMAK 01-01-1970 03:00 NEVROTİK ÇIKMAZLAR… 01-01-1970 03:00 Yaşamımızda hepimizin çeşitli rolleri var. 01-01-1970 03:00 ARABA SAHİPLİĞİ ÖZGÜRLÜK İLE İLİŞKİLENDİRME 01-01-1970 03:00