Okullarda Görülen Vakalar Tesadüf mü, Sistem Sorunu mu?

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer

17-12-2025 10:29

Okullarda Görülen Vakalar Tesadüf mü, Sistem Sorunu mu?

Denetlenmeyen Yetki, Şişen Ego ve Görmezden Gelinen Çocuk

Bu yazdıklarımı gereksiz yere kimse üzerine almasın.

Çünkü burada söz konusu olan, tek tek bireyler değil; giderek sistematik hâle gelen kamusal davranış örüntüleridir. Son dönemde özellikle okullarda artan sorunlar; öğrencilerden velilere, öğretmenlerden yöneticilere kadar uzanan geniş bir alanda ortak bir rahatsızlığa işaret ediyor: denetlenmeyen ego ve sınırları belirsiz yetki kullanımı.

Kamuda görev yapmak bir ayrıcalık değil, emanet edilmiş bir sorumluluktur. Ancak sahadan gelen gözlemler gösteriyor ki, bazı meslek gruplarında –başta öğretmenlik olmak üzere– bu emanet duygusu zamanla yerini dokunulmazlık algısına bırakabiliyor. Kendini “vazgeçilmez” gören, eleştiriye kapalı, hesap verme refleksi zayıflamış bir tutum; eğitim gibi insan hayatına doğrudan dokunan bir alanda ciddi riskler barındırır.

Güç, Denetlenmediğinde Kişiliği Değiştirir

Michel Foucault, iktidarın yalnızca siyasi bir yapı değil, aynı zamanda bireyin davranışlarını dönüştüren bir ilişki biçimi olduğunu söyler. Denetlenmeyen her güç alanı, zamanla bireyin kendisini merkeze koymasına yol açar. Bu durum, öğretmen–öğrenci ilişkisinde pedagojik bir bağ olmaktan çıkar; hiyerarşik bir tahakküme dönüşebilir.

Benzer şekilde Max Weber, bürokrasinin denge–denetim mekanizmaları işlemediğinde, görev tanımının bir “kişisel iktidar alanı”na evrileceğini vurgular. Yani sorun çoğu zaman bireyin kötü niyetinde değil; sistemin onu sınırlayamamasındadır.

Ego, Mesleki Kimliği Körleştirir

Karen Horney, egonun sağlıksız biçimde şiştiği durumlarda bireyin empati kapasitesinin ciddi biçimde düştüğünü belirtir. Empati yoksunluğu ise eğitim ortamında yalnızca iletişim kazalarına değil, derin psikolojik yaralanmalara neden olur. Bir öğretmenin sınıfta söylediği tek bir cümle, bir çocuğun hayat boyu taşıyacağı bir iç sese dönüşebilir.

Donald Winnicott’un “yeterince iyi yetişkin” kavramı da tam bu noktada önemlidir. Buradaki “iyi”, mükemmel olmak değil; duygusal olarak dengede, sınırlarının farkında ve kendi ruhsal yükünü çocuğa aktarmayan bir yetişkin olabilmektir. Kendi egosunu regüle edemeyen bir öğretmen, öğrencinin ruhsal alanını da güvenle tutamaz.

Psikolojik Değerlendirme Bir Ceza Değil, Koruyucu Sağlık Hizmetidir

Buradan açıkça sesleniyorum:
Millî Eğitim Bakanlığı’na, Cumhurbaşkanlığı makamına ve tüm kamu kurumlarının yetkililerine…

Kamuda görev yapan tüm memurların –başta öğretmenler olmak üzere– düzenli aralıklarla psikolojik değerlendirmelerden geçirilmesi, bir lüks değil; toplumsal bir zorunluluktur. Bu uygulamalar kimseyi fişlemek ya da cezalandırmak için değil; hem çalışanı hem de hizmet alanı korumak içindir.

Gelişmiş pek çok ülkede bu tür uygulamalar mevcuttur. Çünkü ruh sağlığı, yalnızca bireysel bir mesele değil; kamusal güvenlik ve toplumsal iyilik hâlinin temel bileşenidir.

Yaptırım Yoksa, Sınır da Yoktur

Ne yazık ki bugün yapılan soruşturmaların büyük bir kısmı ya sonuçsuz kalmakta ya da caydırıcı olmaktan uzaktır. Bu durum, bazı bireylerde “nasıl olsa bir şey olmuyor” algısını pekiştirir. Oysa yaptırımın olmadığı yerde etik hızla aşınır.

Zygmunt Bauman’ın da vurguladığı gibi, modern toplumda sorumluluk giderek bulanıklaşmaktadır. Kimsenin tam olarak hesap vermediği sistemlerde, birey kendi davranışını meşrulaştırmakta zorlanmaz. Bu da kurumsal çürümenin sessiz başlangıcıdır.

Deneme Sınavı Baskısı: Eğitimin Değil, Egosu Şişmiş Zihniyetin Ürünü

Son olarak altı özellikle çizilmesi gereken bir noktaya değinmek gerekir:

Millî Eğitim Bakanlığı’nın açıkça “deneme sınavı yapılmayacak” yönündeki kararına rağmen, bazı okullarda çocuklara psikolojik baskı uygulanarak velilerden para toplanması, yalnızca idari bir ihlal değil; etik ve pedagojik bir sorundur.

Bu uygulamalar çoğu zaman öğrencinin yararı için değil;
– öğretmenin kendi otoritesini pekiştirmesi,
– “başarı” algısı üzerinden egosunu tatmin etmesi,
– sınıf ve veli üzerinde güç gösterisi kurması
amacıyla yapılmaktadır.

Çocukların gelişimsel ihtiyaçları, ruhsal dayanıklılıkları ve bireysel sınırları yok sayılarak sürdürülen bu baskı; eğitimin değil, kontrol ve egonun ürünüdür. Eğitim, yarışla değil; güvenle gelişir. Sürekli sınanan çocuk öğrenmez; kaygı üretir.

Son Söz

Bu yazı bir itham değil, açık bir uyarıdır.
Eğitim; egonun değil, bilginin, vicdanın ve ruh sağlığının alanıdır.

Unutulmamalıdır ki; çocukların ruhuna dokunan her yetişkin,
önce kendi ruhunun hesabını verebilmelidir.

Sessiz kalmak çözüm değildir.
Görmezden gelmek iyileştirmez.
Denetim güveni yok etmez; güveni yeniden inşa eder.

Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER

DİĞER YAZILARI Öğrenci Var, Öğrenme Nerede? Deneyimden Kopuk Eğitimin Beyinsel ve Toplumsal Yanılsaması 01-01-1970 03:00 İnsanın Geride Bıraktığı İz: Sahip Olmak mı, Dokunmak mı? 01-01-1970 03:00 Sessizlikten Ekrana: Kuşaklar Değişti, Travma El Değiştirdi… 01-01-1970 03:00 Bir Sayı Neden Bu Kadar Gürültü Yapar? 01-01-1970 03:00 Bu Sessizlik Hepimizin Sorumluluğu 01-01-1970 03:00 Deneme Sınavlarıyla Yönetilen Eğitim: Çocuğu Unutan Sistem 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? 01-01-1970 03:00 Görünmez Yaralar: Dijital Şiddetin Yeni Yüzyıldaki Sessiz Krizi 01-01-1970 03:00 İlişkiler Neden Hep Aynı Yerde Tıkanıyor? Cevap Çocuklukta Gizli 01-01-1970 03:00 Zihnin Karanlık Döngüsü: Ruminasyon Çağı ve Sessiz Tükenişimiz 01-01-1970 03:00 Çağın Krizi: Odaklanamayan Zihinler ve Anlamdan Uzaklaşan Okumalar 01-01-1970 03:00 Özel Röportaj | “Uykusuzluk Çağı: Türkiye Neden Dünyanın En Uykusuz Ülkesi Oldu?” 01-01-1970 03:00 Esir Dünyalar: Bağımlılığın Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 İşte Geldik, Gidiyoruz: Hayatın Kısa Konuğu Olmak 01-01-1970 03:00 Toplum Olarak Sabırsız Olduk: Her Şey Hemen Olsun 01-01-1970 03:00 Kendinden Gidip Kendine Varan Yolculuk… 01-01-1970 03:00 Hayat Bazen Acı Çekmektir 01-01-1970 03:00 TOPLUM MU SUÇLU, DÜNYAM MI DEĞİŞTİ? 01-01-1970 03:00 “Burası Adıyaman: Bir Aşkın Susarak Konuştuğu Şehir” 01-01-1970 03:00 Boykotun Bedeli: Tepki mi, Tahribat mı? Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer 01-01-1970 03:00 KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER St. Clements Üniversitesi Dekan Yardımcısı 01-01-1970 03:00 Erkek Aklının Gizli Dosyası: Aldatma Eğilimi Nereden Geliyor? 01-01-1970 03:00 Cam Tavanın Gölgesinde Öğrenilmiş Çaresizlik: Türkiye Toplumunda Görünmez Engeller 01-01-1970 03:00 Babasına Yazılmış Ama Aslında Hepimize Hitap Eden Bir Mektup 01-01-1970 03:00 Nevrotik Çıkmazlar: İçgüdü, Toplum ve Bireyin Dengesiz Dengesi 01-01-1970 03:00 Varlığın Ağırlığı: Bulantı ve Sartre’ın Varoluşsal Krizi 01-01-1970 03:00 Kadının Susturulmuş Çığlığı: Freud’un Histeri Vakaları ve Bugünün Gerçeği 01-01-1970 03:00 Duygular mı Çekiyor, Yoksa Kelimeler mi Büyülüyor? 01-01-1970 03:00 Toplumsal Dönüşümün Psikolojisi: İnsan ve Toplum Arasındaki Derin Bağ 01-01-1970 03:00 Labirentten Çıkış: Hayallerin Gücüyle Yükselmek 01-01-1970 03:00 Toplum Baskısı ve Dijital Yalnızlık: Türkiye’yi Bekleyen Büyük Tehdit 01-01-1970 03:00 Erken Çocukluk Döneminin Silinmez İzleri: 0-3 Yaş Arası Öğrenmenin Gücü 01-01-1970 03:00 Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları: Dijital Çağda Kimlik Bunalımı 01-01-1970 03:00 Kanun ve Kaos: Komiserin Gölgesi, Eşkıyanın Yo 01-01-1970 03:00 Başımız Belada mı, Yoksa Belaya Göz mü Yumuyoruz? 01-01-1970 03:00 Başım Belada: Günümüzün Eşkıyaları ve Yasal Mermiler 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Çocuk ve Yalnızlık: Sessiz Çığlıklarımız 01-01-1970 03:00 Koltuk Korkusu: Güce Teslimiyetin Sessiz Çığlığı 01-01-1970 03:00 Kendimizle Bağ Kurmadan Başkalarına Ulaşabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Kadın Susarsa, Toplum Kaybeder: Şiddet ve Tacizin Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığı: Gelecek Nesillerimizin Sessiz Çöküşü 01-01-1970 03:00 Türk Milleti ve Maneviyatı: Tarihsel Perspektiften Bir Değerlendirme 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Psikoterapik Yaklaşım Olarak Hücum Terapisi 01-01-1970 03:00 ÇOĞUL KİŞİLİKLER 01-01-1970 03:00 KAYGI OLAĞAN BİR HEYECANDIR 01-01-1970 03:00 Günlük yaşamımızda hayali diyaloglar.. 01-01-1970 03:00 A TİPİ KİŞİLİK 01-01-1970 03:00 ODAKLANMA SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR 01-01-1970 03:00 CİNSEL NARSİZM 01-01-1970 03:00 HİPERAKTİVİTE OKUL BAŞARISINI ETKİLERMİ 01-01-1970 03:00 CİNSEL KITLIK 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLUKTAKİ SARSINTILARI İLİŞKİLERİMİZDE CANLANDIRMAK 01-01-1970 03:00 NEVROTİK ÇIKMAZLAR… 01-01-1970 03:00 Yaşamımızda hepimizin çeşitli rolleri var. 01-01-1970 03:00 ARABA SAHİPLİĞİ ÖZGÜRLÜK İLE İLİŞKİLENDİRME 01-01-1970 03:00