Affetmek Acizlik Midir, Özgürlük Mü?

Günümüzde en çok tartışılan konulardan birisi olan affetmek acizlik mi yoksa kendimize seçtiğimiz özgürlüğün hazinesi mi sizce, hangisi?
Affetmek genelde zayıflık olarak veya yapılan haksızlığa karşı pes edip kabullenme eğiliminde olduğumuzu gösterir algısındayız. Biri bir şey yaptığında hemen zihnimizde bizim de ona misilleme yapmamız, öfkeyi korumak yerine aynı davranışı bizim ona yapmamızı söyler. Affedince biz değil de o haklı çıkacak gibi hissederiz.
Ama şunu görmeliyiz ki affetmek başkasına zafer kupasını elimizle vermek değil, onun suçunu yüzüne vurmaktır.
Şimdi güncel bir konudan örnekle gidelim: İki ülke düşünün; o size misilleme yaptı diye bir sözle siz de ona yaptığınızda ne olur? Karşılıklı savaş ve rakipleşme başlar ve bu da insanların can güvenliğini tehlikeye atıp can ve mal kaybı yaratır. Peki sonunda ellerine geçecek şey ne? Büyük bir zarar ve üstlerine aldıkları can veballeri değişecek mi peki? 
Asla değişmeyecek bu yüzden her kiminle kavga ettiğinizde karşımızdakinle inatlaşma rakipliğine girdiğinizde zihninizde mutlaka bu tablo gelsin. Bunun en acı örneği savaş örneğidir, daha nice örnekler verilebilir.
Bakın, öfke insanın kendisinde taşıdığı en ağır yüktür diye düşünüyorum. Bazılarına fırlatınca, elinde tutunca zafer gelir sanılır ama tuttukça can acıtır. Sana yapılan haksızlığı, saygısızlığı unutmak değildir affetmek. Acizlik de değildir; büyüklüktür, erdemdir. Biri sizi incitti diye siz ona aynısını yaşatınca anlamı kalacak mı? Siz o vicdan azabıyla baş başa kalacaksınız, karşı taraf yine hayatına devam edecek.
İşte bu noktada affetmek acizlik değil, özgürlüktür.
Herkesin aklında olan "Affedeceğim ama yaptığı yanına kâr mı kalacak?" düşüncesi olabilir. Bu noktada ilahi adalete güvenmekten başka çaremiz olmadığını düşünüyorum. Kimse yaşattığını yaşamadan ölmez. Çoğu kişi toplumumuzda bu sözü yalanlıyor fakat size belli etmeden yaşıyor olabilir.
O yüzden yapılanı unut demek değil affetmek; "Senin bana yaşattığını Allah sana bin misliyle yaşatacak" demektir özgürlük.
Ayrıca siz misilleme yapmayınca kendinizi özgür ve daha mutlu hissedeceksiniz. Çünkü yapan bir daha yapar, "Yapmayacağım" dese bile siz bir kere o tetiğe bastığınızda bunun devamı da gelecektir.
Toparlayacak olursak; affetmek yaptığı hatayı meşrulaştırmak demek değildir. Sadece olayın duygusal gücünü elinden alırız. Kendi mahkemesinde baş başa bırakırsınız, kendi cehennemlerinde yaşamaya devam ederler.
Unutmamalıyız ki:
Kendi ağacının gölgesinde büyümek isteyen bir insan, köklerini kinle, nefretle sulamaz. Çünkü bilir köklerinin zamanla onu terk edip gideceğini... O yüzden gerçek güç; sana yapılan kötülüğü affedip aciz hissetmek değildir. Sana yapılanın hesabını Allah’ın kesmesini beklemek, Allah’a havale etmektir. Bizim adaletimiz şaşar ama Allah’ın adaletinden şaşmayacağından emin olabiliriz.
Unutmayın:
Affetmek, kendi ruhunuza sunduğunuz en asil özgürlüktür.