Alfabe Değişimi Bir Yenilenme Hamlesi mi, Geçmişle Kopan Bağ mı?
Bir toplumun alfabesini değiştirmek sadece kullandığı sembolleri değiştirmek midir, yoksa dünü, bugünü ve yarını baştan yaratmak mıdır?
Günümüzde kullandığımız Latin alfabesi mi daha avantajlı, yoksa geçmişte Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap alfabesi mi? Bu, çok tartışılan bir konudur. Bana sorarsanız değişmesi kötü oldu. Sebebi ise günümüzdeki Türkçenin çok fazla yabancı dil ögesi barındırmasıdır; İngilizce kelimelerle, Farsça kelimelerle süslenmiş durumdadır. Yani eskiden Türkçedeki kelimeler daha anlaşılırdı ancak günümüzde birçok kelimenin yabancı olduğunu görebiliriz. Bu da aslında asıl konunun sadece alfabe olmadığını bize gösteriyor.
Evet, Latin alfabesinden Türkçeye aynı kelimeler gelmiş olabilir fakat dillerdeki değişimin farkında olmadığımız için aynı şey zannediyoruz. Evet, bu değişim bize hız kazandırdı, eğitimi kolaylaştırdı; ancak bizim amacımız o gün Arapça ve Farsça kelimelerden kaçıp öz Türkçeye ulaşmaktı. Fakat hâlâ görüyoruz ki gittikçe dilimiz Türkçe kelimelerden çok yabancı kelime barındırıyor.
Osmanlı döneminde Türkçe, Arap harfleri temel alınarak yazılıyordu. Bu yazı sistemiyle sayısız şiir, mektup, edebî eser ve tarihî belge kaleme alındı. Bu eserler, geçmişimizin kültürel ve düşünsel mirasını günümüze taşıyan önemli kaynaklardır. 1928'de Latin esaslı Türk alfabesine geçilmesiyle yeni bir dönem başladı. Bu değişim okuryazarlığı kolaylaştırmak ve Türkçenin seslerini daha uygun biçimde yazmak gibi amaçlar taşıyordu. Ancak geçmişte yazılmış eserleri doğrudan okuyabilmek için eski harfleri ayrıca öğrenmek gerekti. Peki, yeni bir alfabe öğrenirken geçmişimizin yazılı mirasını da koruyamaz mıydık?
Günümüzde modern Türkçenin yabancı kelimeler karşısında giderek değişmesi, dilimizin geleceği üzerine düşünmemizi gerektiriyor. Bir gecede kendi dedesinin, abisinin, amcasının mezar taşını, eski bir mektubu veya kütüphanedeki asırlık bir eseri okuyamayan nesiller yetişti. Peki, bu dijital hız kaybettiğimiz o tarihsel derinliği doldurabildi mi?
Bence hayır.
Bununla birlikte gençlerimizin kültür öğrenmekten, araştırmaktan, merak etmekten çok boş şeylere kafa yorduğunu görüyoruz. Peki, boş şeylere vakit ayırdıklarının farkında değiller mi? Tabii ki farkındalar; fakat teknoloji onların kendilerinden kopmalarına izin veriyor. Bu yüzden de dilimizi korumak için biraz da olsa geç kaldık. Tabii ki umut her zaman var; ölümden başka her şeye çare vardır. Fakat zamanında yapılmayan dokunuş sadece kırık dala tutunmaya benzer; sıkı bile tutunsanız sizi aşağıya düşürür. Dijitalleşmeye "dur" dememiz gereken bir çağda yaşıyoruz. Hatta öyle ki, bu hıza bilişim alanıyla ilgilenen kişiler bile hayret edebiliyor.
Buna sadece dil anlamında bakmazsak, eski kültürlerin kaybolmasının günümüzdeki dijitalleşme sebebiyle olduğunu zaten görüyoruz. Kimin sosyal medyada ne paylaştığını takip etmek yerine böyle konular tartışılmalı. Çünkü fikirler paylaşıldıkça kafada daha anlamlı olur. Düşünmeyen bir toplum olmamalıyız. Hele bizim gibi Türk kültürüne bu kadar bağlı olan insanların birbirine kenetlenip saygı çerçevesinde tartışacağı konular varken boş boş şeylere kaymamalıyız.
Toparlayacak olursam:
Evet, kötü oldu. Tabii ki iyi yönleri de vardır illaki; fakat Türkçemiz safken daha güzeldi. Eski kültürümüz bu yüzden imreneceğimiz bir kültür ve dil barındırıyordu içinde.
Çözümleri ise bence bu konuların tartışılması, böyle uygulamaların olmasıdır. TikTok, Instagram gibi uygulamalarda bu konular tartışılmalı. "Yarın hangi okula saldırı olacak?" korkusuyla yazan bir topluluk veya "Yarın bu ünlünün etkinliği varmış" diye alışılmışın dışına çıkamayan bir toplum sadelikten etkilenmeyebilir maalesef.
Son olarak:
Latin alfabesi bize hız, sadelik ve küresel dünyaya entegrasyon kazandırdı; fakat önemli olan bu sadeliğin getirdiği kolaylık değil, tarihî derinliğimizi unutmamaktır.
Tabii ki bu konuda farklı farklı bakış açılarından dolayı fikirler ortaya çıkabilir ve bu çok güzeldir çünkü en azından düşünüyoruz, düşünmeyen kişilerden bir farkımız olduğunu ortaya koymuş oluyoruz.
Unutmamalıyız ki:
Sözümüzün gücü güzel Türkçemizden, sözü en net şekilde geleceğe taşıyan ışık da alfabemizden gelir...