Arkadaş

Eylül ayı başlamıştı, hikâyeleri minik yavrularımızın elinden tutup okul yollarına götürdüğümüzde...

Aslında o kapıdan içeri adım atan sadece bir öğrenci değildi; hayata, akranlarının arasına ilk adımını atan taze bir ruhtu.

Okul dediğimiz mekân; sırf ders anlatılan, alfabe öğretilen bir bina değil ki... Aynı yaşın heyecanını paylaşan, birbirinin gözünde kendini bulan, birbirini örnek alarak büyüyen insanların harmanlandığı canlı bir dünya. Sadece ilkokul sıraları da değil; ortaokulun o deli dolu zamanları, lisenin delikanlılık çağları, üniversitelerin kampüsleri ve amfileri... Hepsi o gençlerle nefes alır, onlarla hayat bulur.

Yıllar su gibi akar geçer. Sıra arkadaşlığı iş arkadaşlığına, bazen mahalle arkadaşlığına; kimimiz için o iş, okul arkadaşlığı, hayat arkadaşı, eşimiz olmaya evrilir.

Anne babamızın yeri ayrıdır elbette; ama hayatımızı şekillendiren, hamurumuza dokunan en güçlü unsurlardan biri hiç şüphesiz arkadaşlıklarımızdır.

Bazen "dostum" deriz ona, bazen "kardeşim", bazen de "eşim"... En tatlı sevinçlerimizi onunla yaşayıp çoğaltır, acılarımızı onunla paylaşarak hafifletiriz. Kan bağımız yoktur belki ama bu ahir ömürde başka bir aileden gelen can yoldaşımız, yârenimiz, refikimiz oluverir. Öyle bir bağdır ki bu; insan sırf bu dünyada değil, ahirette de o dostla yan yana olmayı murad eder.

Lakin madalyonun bir de öteki yüzü var.

Her arkadaş hayra davet etmez, şerre mani olmaz maalesef. Bazen öyle dostluklar kurulur ki insanı harama, kötü alışkanlıklara sürükler. Günahın cazip kılındığı, özellikle şu devirde insan en büyük yara ve darbeleri bazen en güvendiği "Brütüs’lerden" alır.

Oysa Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) bize derin bir hakikati şu hadis-i şerifle hatırlatır: "Kişi dostunun dini üzerinedir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin."

Arkadaş, insanın aynasıdır. Çevremize şöyle bir baktığımızda gördüğümüz şey, aslında kendi iç dünyamızın bir yansımasıdır. Biz kimiz, kimleri seçiyoruz? Çevremizde bizi hayra sevk eden salih refikler mi var, yoksa türlü alavereler yapan, nefsinin ve hevasının peşinden gidenler mi?

Kur'ân-ı Kerîm’de, ahirette yanlış arkadaşlıkların pişmanlığını yaşayanların hâlini Rabbimiz şöyle haber verir: "Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim! Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı..." (Furkan Suresi, 28-29)

Gelelim bunca sene hayatımızdan geçen, bizde iz bırakan tüm arkadaşlara...

Günahların ve haramların insanı her yandan kuşattığı, bilhassa gençliğin o fırtınalı denizlerde bocaladığı şu zamanda; hayırlı bir arkadaş tutunacak en sağlam dal, en güvenli limandır.

Rabbimizden niyazımız odur ki; bizleri hem evlatlarımıza hem dostlarımıza hayırlı birer refik eylesin, hem de bizi iki cihanda da elimizi bırakmayacak salih arkadaşlarla hemhâl eylesin.

Aydın Babacan