EVE DÖNMEK SUÇMUYDU
Sömestr tatilinde,yakınlarını görmek için,Diyarbakır,a gitmişlerdi.Kolay değildi.Tam yirmi iki yıl yaşamışlardı bu şehirde.Acı tatlı anılarla doluydu.Kolay,kolay unutamıyordu insan.
Bütün sevdiklerini, bir bir dolaştılar,ne kadar uzun süre kalsalar da,sonu yine ayrılık değil miydi? Bir kaç gün sonra dönüş için istasyonda trene bindiklerinde, ardında sevenlerini
gözü yaşlı , bırakmışlardı.Biletlerini kontrol ederek yerlerine oturdular.Gidecekleri yer çok uzaktı ,rahat seyahat etmek için yataklı kompartman seçmişlerdi kompartman boştu.
İkisi de dışarıyı izlemek için karşılıklı pencerenin yanındaki koltuklara,oturdular. Tren yolculuğunu,severlerdi
İlk baharda,her yer yeşillenir,ağaçlar çiçek açar,sonbaharda,sararıp dökülen yapraklar uçuşur.Kışın,dağlar beyaz bir örtüye bürünür,güneş yüzünü gösterdiğinde ise,
tepelerde eriyen karların,aşağılara doğru akıp gitmesini seyretmek,onlara büyük mutluluk verirdi.
Hiç konuşmadan,dışarıyı seyre daldılar.her yolculuk onu hüzünlendirirdi.hüzünlenincede diline gurbet türküleri dolandı.Biri biri ardına sıralandı.Sesinin yettiği kadar bağırdı herkes duysun du dağlar ,taşlar, uçan kuşlar anlasındı içini acıtan gurbetin acısını.Sevdiklerinin olmadığı her yer gurbetti.
Bir kaç istasyonu geride biraktıklarında, birazda olsa,yüzleri gülüyordu.Tren istasyonda durduğunda,inip binen yolcular vardı.Kompartmanlar,bir dolup ,bir boşalıyordu.Çoğu,
öğrenciydi.Okullarına dönüyorlardı.Tren istasyona gelmeden durdu merak etmişti camdan dışarı baktı burası ara duraktı.öğrenciler bindi.tren yeniden hareket etti.Yeni binen yolcuların biletini kontrol eden görevli bağırıyordu neden binerken bilet almadın diye öğrenci bilet satılmıyor gişe kapalı dediğinde farkını vereceksin yoksa trenden indiririm dedi, öğrenci başka param yok diyor görevli anlamıyordu,bu olaya müdahale etmek zorunda hissetti kendini.görevliye bilet satılmıyor görüyorsunuz nasıl alsın parası yokmuş yalan mı söylüyor deyince görevli sakinleşti olay tatlıya bağlandı herkes kompartmanına çekildi.
Acıkmışlardı,yolda yemeleri için yaptıkları börek çörek,ne varsa çıkardı.Yalnız yemek olmazdı o da,bitişikteki kompartmandaki,yolcularla paylaşmak istedi. önce öğrencilerin olduğu kompartmanın kapısını çaldı pasta ve böreklerden ikram etti Öğrenciler yemeye başlamıştı bile beğenip tarifini almak isteyen öğrenciye kız kardeşinin yaptığını söyledi beğenmelerine mutlu olmuştu.Bitişik kompartmanda,yaşlı bir çift kalıyordu.onlarında kapısını çalıp böreklerden ikram etti.Gelmişken,biraz sohbet etmeden olmazdı.o,da oturdu.Nereden gelip ,nereye gittiklerini sordu.Yaşlı kadın hiç konuşmadı,yaşlı adam,Ankara nın köylerinde oturuyoruz kızım,bir kızımız, bir de oğlumuz var.Kızıma gitmiştik kışı orada geçirecektik ama,duramadık.İnsan yaşlanınca, bir yerlerde duramıyor dedi.Kızım şehirde oturuyor,apartman bize göre değil biz ,köye alışmışız,orada doğup ,orada büyüdük .Ayağımız toprağa değmeli yoksa yaşayamayız.
Kızım çok mu konuştum?Çok konuştum ,çok konuştum,ya siz sizin yolculuğunuz nereye?Yakınlarımızı ziyarete gitmiştik,Sakarya ya dönüyoruz dedi Biraz daha sohbet ettikten sonra,kalktı kompartmana geri döndü.
Yerine oturdu,konuşulanları düşündü,şimdi daha gençti ama hep böyle kalmıyacaktı.
O da yaşlanacaktı,doğanın kanunuydu,insan doğduğu gibi kalmıyordu..Derinden bir iç geçirdi.
Bulutlu olduğundan hava,erken karardı.Yavaş yavaş kompartmanlardan gelen ayak sesleri de kesildi.Onunda uykusu gelmişti.Görevlinin getirdiği,çarşafları serdi,yatağını hazırladı.
Elini başının altına koydu,tren beşik gibi salladıkça,o da ,derin bir uykuya geçti.
Görevli bağırıyordu ,çay sıcak çay.Böreklerimizde var diyordu.O sese uyandı.Deliksiz bir uyku uyumuştu,gürültü olmasa daha da ,uyuyacaktı.ama uykusunu almıştı.yüzlerini yıkayıp,akşamdan kalan yiyeceklerini çıkardılar yemeklerini yediler.
Tren Ankara garında durduğunda,yolcular, birer birer trenden indiler.Onlarda inen yolcuları seyrediyordu.Yaşlı çiftin,ineceğini bildiği için ,gözleri onları aradı.İşte onlar da iniyordu,önce kadın indi,ardından yaşlı adam,elinde güçlükle taşıdığı çuvalı yere bıraktı,nefes nefese,bankın bir köşesine ilişti.Nefes almakta güçlük çekiyordu.Birden,olduğu yerden yere yuvarlandı.Herkes şaşırmıştı,bir sağa bir sola koşuyor taksi.Taksi yok mu? bir taksi çağırın! adam ölüyor.Kalabalıktan bir ses,taksi çağrıldığını söylüyordu ama,görünürlerde taksi yoktu.Gelseydi bile yapacak bir şey yoktu.Yaşlı adam çoktan ölmüştü .Herkes , bir şeyler söylüyor,kimi de,yerde yatan adama,teşhis koymaya çalışıyordu.
Beklenen taksi geçde olsa geldi.
konuşalı bir kaç saat olmuştu,ölüm ne kadar yakındı insana.
Yolcuların yardımı ile,arabaya taşıdılar,evlerine dönmenin mutluluğunu yaşıyamamıştı.
Yaşlı kadın ise , bankın üzerinde,öylece kala kalmış,etrafına boş gözlerle bakıyor,hiç tepki göstermiyordu.Etrafında toplanan kalabalıktan,sesler yükseliyordu.
Yazık! kimi kimsesi yok mu acaba diyordu.
Görevli memur geldi.Kadına, teyze,sen ,nereye gideceksin,seni gönderelim.Ondan cevap alamadı.Görevli,tekrar .Teyzeciğim gideceğin yerin adresini telefon numarası,ne varsa ver ki haber verelim,burada oturmayla olmaz diye ısrarla sordu,şaşkınlıktan mı,yoksa konuşamıyor muydu acaba?Daha önce kompartmana gittiğinde de hep,yaşlı adam konuşmuştu kadın hiç ağzını açmamıştı.Bir an onun konuşamadığını düşünmüştü.Görevli biraz daha ısrar edince,koynundan çıkardığı,sıkıca düğümlenmiş olan mendili uzattı.Görevli açtı içinde,adresi,telefon numarası,bir de parası vardı.Telefon numarasını aldı ,diğerlerini yaşlı kadına uzattı ve telefon etmek için oradan uzaklaştı.
Çok geçmeden ,geri döndü.
Telefona çıkan bayan ,gelinin olduğunu ,söyledi.Durumu anlatmaya çalıştım,o beni ,dinlemiyordu.Ne işleri var,ben onlara gelmeyin ! dememiş miydim.Onlar kimseyi dinlemezler,kendi bildiklerini yaparlar diyordu.İnşallah söylediklerimi anlamıştır,yoksa daha uzun süre beklersin.yaşlı kadın,ben onu biliyorum der gibi, başını iki yana salladı.
Ankara nın üzerinde dolaşan kara bulutlar,daha fazla bekleyemedi.Bardaktan boşanırcasına,yağmur başladı.Trenin kalkış saati gelmişti.Tren,istasyondan ayrıldığında,yaşlı kadın,hala bankın üzerinde oturmuş,oğlunun gelipte onu götürmesini ,bekliyordu.
SELMA MERİÇ SAKARYA