GÖREMEDİĞİMİZ DETAYLARIN GÖRÜNMEYEN GÜZELLİKLERİ
Hayat, maalesef çoğu insan için gitmek ile varmak arasına sıkışmış durumda. Bu aceleci tavır yüzünden dışarıdaki güzellikleri fark edemiyoruz. Günlük programlarımızın dışına çıkamadığımız için akıp giden dünyanın bize sunduğu hediyeleri görmüyoruz. Bu gerçekten can yakıcı bir durum, sizce de öyle değil mi?
Hayat sadece kötü senaryolardan veya acı anılardan ibaret değildir. Bir olay yaşarken sadece en kötüsünü düşünmemeliyiz; o kötü anların hemen ardından gelebilecek güzel senaryoları da hesaba katmalıyız. Çünkü hayat, zor anları güzelleştiren mucizelerle doludur. Bana göre hayatın ruhu, dönüp bakmadığımız o küçük anlarda, keşfedemediğimiz planlarımızın arasında akıp giden saniyelerde gizlidir.
Örneğin; bir yazar kendi yazısına baktığında bazen hiçbir güzellik fark edemez. Ama o yazıyı çevresindekiler okuduğunda, hayranlık uyandırıcı bir etki yaratır. Peki, bunun sebebi nedir? Siz düşünürken ben söyleyeyim: Bakış açısı. Herkesin güzelliği algılama biçimi farklıdır; kimi sadece kelimeleri görürken, diğeri o kelimelerin arasındaki betimlemelerle o anı sanki yaşıyormuş gibi hisseder. Peki, biz bu güzel anları neden yakalayamıyoruz? Neden avuçlarımızdan kayıp gitmesine izin veriyoruz?
Bence zamanın kıymetini bilmiyoruz ve sürekli erteliyoruz. "Sonra yaparım, acelesi yok," dediğimiz her şeyin bir dönüşü olmayabiliyor. Yarına ertelediğiniz o güzel an, maalesef bir daha hiç yaşanamayabiliyor. Buraya kadar okuyanların aklındaki soru şu olabilir: "Peki, biz kısıtlı bir zaman dilimine bunca şeyi nasıl sığdıracağız?" Bence bir insan isterse, doğru bakış açısıyla bir güne 48 saat bile sığdırabilir. Peki, bunu nasıl yaparız? Gelin bakalım:
Öncelik Sıralaması Yapmak: İşlerimizi "acil olan" ve "acil olmayan" diye ayırmalıyız. Yapılacakları önem sırasına göre bir listeye dökmek, zaman üzerindeki kontrolünüzü artırır.
Pozitif Düşünmek: "Ne alaka?" diyenler olabilir. Şöyle ki; biz beynimizi yönlendirmezsek, beynimiz bizi bahanelerle kandırmaya başlar. "Uykum var, işim var," gibi bahanelerin yerine yapabileceğimize inanarak olumlu yaklaşırsak, o işi vaktine sığdırabiliriz.
Dengeli Düşünmek: Düşünmenin faydası olduğu kadar fazlasının zararı da vardır. Çok düşünmek bazen insanı yorar. Ancak "Bugün bunu yapacağım ama bu gerçekten gerekli mi?" diye sormak, odaklanmamızı sağlar.
Sonuç Olarak
Hayatta her şeyin bir dozu vardır. Ne kadar kötü görünürse görünsün, her karanlığın arkasına sığınan bir güzellik mutlaka bulunur. Bu yoğun hayat akışında yine de o detayları görmeye çalışmalıyız. Hayata bir kere geliyoruz; bu yüzden sadece tek bir noktaya (olumsuzluklara) odaklanmamalıyız. Unutmayın; güzellikler bizden saklanmaz, sadece onları fark edecek o kıymetli zamanı ayırmamızı beklerler...