İNANÇ HÜRRİYETİ HANGİ BADİRELERLE, MADDİ VE MANEVİ BEDELLER ÖDENEREK SAĞLANABİLDİ?
Salı ‘dan devam.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kendisi gibi imanlarından gelen cesaretleriyle milletimizin paryalıktan kurtarılması için sürdürülen çalışmalar yağdan kıl çeker şekilde gerçekleştirilmedi, 2003’ün 30 Ağustos askeri şurasındaki askeri kanadın yargı itirazına kapalı kararlarıyla dindar askerlerin ordudan atılmasına karşı tasfiyesinin bilindiği gibi her vesile ile engellenmeye çalışılmasıyla başlayan ve 2017 ye kadar bu konudaki dik duruş birçok badireler, maddi ve manevi bedeler ödenerek başarıldı.
30 AĞUSTOS 2003 ASKERİ ŞURASINDA 20 DİNDAR SUBAYIN ORDUDAN ATILMASINA ERDOĞAN’IN TÜM KAMU KARARLARININ YARGIYA AÇIK OLMASI ŞERHİ ORDU ÜST KADEMESİNİ RAHATSIZ ETTİ (*)
Kendilerini ülkenin sahibi, milleti ise emellerine hizmet edenler olarak görenlerin 28 Şubat post modern darbesiyle zirveye çıkan hedefleri tek parti dönemi Valisi Tandoğan’ın dışa vurumunun ete kemiğe bürünmüş haliydi.
Bilindiği gibi 1929-46 arasında hem CHP il başkanlığı hem de Valilik yapan Nevzat Tandoğan’ın 3 Mayıs 1944 olayları/hadiselerinde yakalanıp huzuruna çıkartılan Osman Yüksel Serdengeçti’ye söylediği” Ulan Öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız, Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var; birincisi çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek, ikincisi askere çağırdığımızda askere gelmek…” demişti.
Tandoğan’ın dışa vurumunu benimseyen 28 Şubatçılar ile onların destekçilerinin Türkiye’de kamu kurumlarında ekonomiden siyasete kamu kurumları ile yüksek eğitime kadar akla gelen her yerden dindarların tasfiye edilmesiydi.
Bu Statükocuların emellerinin 1950’den itibaren önüne her sandık konduğunda millet tarafından bertaraf edilmesinin 2002 tezahür olan meşru bir şiiri okuması nedeniyle yargılanıp ceza alan gazetenin irise tarafından muhtar bile olamayacağı belirtilen Erdoğan’ın kendisinden önceki Başbakan Abdullah Gül gibi Başbakan olarak 30 Ağustos 2003 şura kararlarına şerh koyarak imzalaması komuta heyetini rahatsız etti.
STATÜKONUN ERDOĞAN VE PARTİSİNE ÖZAL, DEMİREL VE SEZER’İN SEÇİLMESİNDE ARANMAYAN 367 YETER SAYISI VE AYNI GECE VERİLEN KARARLI DURUŞLA YERLE YEKSAN EDİLEN 27 NİSAN E BİLDİRGESİ
Başbakan Erdoğan ve partisini durdurmak Cumhurbaşkanın Ak Parti içinden birinin olmaması için Özal, Demirel ve Sezer’in Cumhurbaşkanlığında aranmayan 367 yeter sayı dayatmasını çıkarttılar.
Bu sayıya ulaşılamaması için ANAP ve DYP’li vekillerin genel kurula katılmaları engellendi.
Ardından buna dayanılarak 27 Nisan 2007 günü ordu tarafından verilen fakat tarihimizde ilk defa hükümetin omurgalı duruşuyla ertesi günkü açıklamayla bertaraf edilen E. Bildirge verildi.
Ana muhalefetin altına imza atacağı belirtilen bu bildirgenin ve ana muhalefetin Anayasa mahkemesinde açtığı ve verilen tehdit mesajları altında alınan kararla bu oylama ret edildi.
Hükümetin aldığı seçim kararı ile bu tehlikenin bertaraf edilmesinin ardından gidilen genel seçimlerden de Ak Partinin millet desteğiyle başarılı çıkmasından sonra partiye kapatılma davası açıldı.
STATİKO 411 MİLLETVEKİLİNİN OYU İLE YAPILAN ÜNİVERSİTELERDE BAŞÖRTÜSÜNÜN SERBEST BIRAKILMASINI BİR AY SONRA AK PARTİNİN KAPATILMASI DAVASIYLA RÖVANŞINI ALMAK İSTEDİ
9 Şubat 2008 günü AK Parti, MHP,BBP bazı DTP milletvekilleri ile bazı bağımsız isimlerin desteğiyle TBMM'de kabul edilen ve üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldırılmasından 1 ay sonra bu yapılan milletin isteğinin yerine getirilmesini milletin emrinde olmaları gerekenleri millet iradesine karşı hareket geçirdi.
Millet ve iradesi karşıtları 14 Mart 2008 de Ak Partinin kapatılması davasın açtırdılar.
Açılan davanın Anayasa mahkemesinde alınan 30 Temmuz günkü kararda partinin kapatılmaması fakat devlet desteğinin %50 ‘sinin kesilmesi kararı ile hükümete ve dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan’a geri adım attırılmak istendi.
Statüko yıldırmadan vaz geçmeyerek mahkemenin yetkilerin düzenleyen Anayasanın 148. Maddesinde böyle bir hakkı bulunmamasına rağmen anayasayı korumakla görevli kurum olan Anayasa Mahkemesi kendisini meclisin yerine koyarak ve anayasayı çiğneyerek verdiği yerindelik kararı ile 411 Milletvekilinin baş örtüsü yasağını kaldıran kararı 5 Haziran 2008’de iptal etti.
Hükümetin omurgalı duruşu ile milletten yana tavırlarının önün kesilmesi için önce ruhlarını 1 Dolara satanların Gezi, ardından 17-25 Aralık kararları da Erdoğan ve arkadaşlarının milletimizin istikbali için sürdürdükleri çalışmaları engellenemedi.
Statükonun istemediği Türkiye’nin her bağımsızlığını oluşturacak tam sivil ve tam demokrasiyle normalleşememesi için iş birliği yaptıkları fakat milletimizin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla imanlarından gelen cesaretleriyle çağın en Modern silahlarına karşı 210 Şehit ve 2700 Gazi il yere yeksan ettikleri 15 Temmuz alçak kalkışmasından sonra kurumsal baş kaldırı ve engelleme ortadan kaldırıldı.
Hak izin verirse Cumartesi günüde bu günkü yazıda özetinin, özetini ancak verebildiğim omurgalı dik duruşlarla ortaya konan samimiyet ve sabırla atlatılan badireler ve bu süreçte ödenen nice, nice maddi ve manevi bedellerle elde edilen din ve vicdan hürriyeti ile tüm dindarların alınan hangi kararlarla tasfiyelerinin önüne geçildiğini tarih ve uygulama kararlarıyla yazacağım.
Hakkın rızası için takibi dileğiyle.
Devamı Cumartesi’ye.
(*)https://www.hurriyet.com.tr/gundem/o-da-cekince-koydu-38486095
İNANÇ HÜRRİYETİ HANGİ BADİRELERLE, MADDİ VE MANEVİ BEDELLER ÖDENEREK SAĞLANABİLDİ?
YORUMLAR