TBMM’SİNİ KİMİN KURDUĞUNU VE ÜLKEMİZİN GERÇEK SAHİPLERİNİ ÖĞRETEN ANAYASA!
Bugün yüce dinimiz İslam’dan aldığı imanıyla tarihe şan veren milletimizin teknesindeki son unu ’nu ve elinde kalan son evladını” Ölürse Şehit, kalırsa Gazi olsun” diyerek vatana hizmet için vermesinin yanında dünyanın dört bir tarafındaki dindaş ve soydaşlarımızın da benzer şekildeki fedakarlıkla maddi ve manevi katkılarıyla oluşan imkanlarla.
Bu imkanları organize eden Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığını yaptığı Büyük Millet Meclisi(BMM) tarafından gerçekleştirilen Milli Mücadelemizin milletimizin şanlı zaferiyle sonuçlanmasıyla Osmanlı Devletinin kurtarılan toprakları üzerine, yani Osmanlının külleri üzerine kurulan devletimizin isminin “Türkiye” idare şeklinin ise” Cumhuriyet” olarak benimsenmesinin 103. yıldönümünün 3. günü.
Kim ne derse desin kuruluşunun üzerinden 89 yıl geçmesine, merhum Menderes ve merhum Özal ile 2002’den bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından yapılan iyileştirmelere, bu çerçevede 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumuyla sivilleşme ve normalleşmenin önünün açılmasını sağlayan düzenlemeler.
AB uyum yasaları ve nihayetinde 15 Temmuz alçak kalkışmasında milletimizin imanıyla bu ruhlarını 1 doları satanları yerle yeksan etmesinden sonraki çalışmalara rağmen Cumhuriyet kelimesinin anlamı olan Cumhurun kendi kendini yönetmesini sağlayacak yeni tam sivil ve tam demokratik anayasa maalesef şu ana kadar yapılamadığından ülkemizin idare şekline kalkınma ve demokratikleşme seviyeleri yüksek ülkelerdeki gibi halen tam olarak “Cumhuriyet” denemez.!!!
Aradan geçen bir asrı geride bırakan zamana rağmen içinde halen muasır milletler seviyesindekiler gibi Cumhuriyet olamamamızın, kalkınmışlık ve demokrasi seviyeleri yüksek ülkelerdeki gibi milletin hâkimiyetinin tam sağlanamaması ve her geçen gün etkileri azaltılmış olsa da vesayetlerden kurtulmamızı garanti altına alacak isteyenin istediği yere sündüremeyeceği, ne kelimelerle tüm hürriyetleri teminat altına alınamaması ve bu konudaki halen yürürlükteki anayasadan kurtulamadığımız içindir.
İSTİKLAL SAVAŞINI KAZANANDA, CUMHURİYETİ KURANDA ASKER DEĞİL MİLLETTİR!
Ülkemizin asker ve sivil atanmışlar vesayetinden kurtularak Cumhuriyetimizi kuran Atatürk’ün hayali olan Muasır milletler ‘in Cumhuriyetlerinin sahip olduğu özelliklere kavuşamamamızın ana sebebi hep ülkemizde Cumhuriyeti kurmaya götüren savaşı kazanan kadronun yapılan asılsız propagandasıyla oluşturulan yanlış ezberle bu kuruluşu, yani Cumhuriyetimizi kuranların sadece asker olmasına bağlanmıştır.!
BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN VEKİLLERİNİN 427 SİNİN SADECE 60’, YANİ%13.73’Ü ASKER’Dİ !
Oysa milli mücadelemizi millet adına yaptıkları organizeyle düşman işgalinden kurtaran 1920’de Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisinin(BMM) orta başlıkta da belirtildiği gibi 427 üyesinden sadece 60’ı asker, diğerleri ise ülkemizin tüm katmanlarından oluşmaktaydı.
Büyük Millet Meclisimizin kurucu üyeleri konusunda emek verenlerin ortaya koydukları bilgiler hem Meclisin ağırlığının askerlerden oluşmadığını!, hem de mecliste hiçbir meslek gurubu veya bölgenin ağırlığının olmadığını, yasamayı yapacak Meclis üyelerinin ülkemiz genelinden olduğu gibi tüm etnik kökenlerden, bölgeler ile mesleklerden ve sosyal çevrelerden seçilen kişilerden oluştuğu görülüyor.
Bu konuda yapılan araştırma hakkında verilen bilgide” Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne(1.BMM) değişik toplumsal gruplardan ve kesimlerden ve yine değişik meslek mensuplarından olan kişiler milletvekili olarak girmişlerdir
Bu değişik toplumsal ve meslek gruplarının dağılımı şöyledir:
Toplam Milletvekili Sayısı: 437
Meslek Grubu Üye Sayısı
1. Memur Toplamı 205
Asker 60
Yüksek memur 38
Mülki yönetici 44
Diplomat 2
Öğretim Üyesi 4
Öğretmen 13
Hakim-Savcı 17
Diğer memur 27
2. Serbest Meslek Toplamı 61
Avukat 29
Gazeteci 11
Bankacı 3
Doktor 16
Mühendis 2
3. Eşraf Toplamı 83
Çiftçi 42
Tüccar 36
Aşiret reisi 5
4. Din Adamı 49
5. İşçi 1
6. Belediye Başkanı 7
7. Bilinmeyen 31’şeklinde belirtiliyor(*)
CUMHURİYETİ KOLLAMA VE KORUMA GÖREVİ ASKER VE DİĞER ATANMIŞLARIN DEĞİL TÜRKİYE’Yİ DÜŞMANDAN KURTARAN VE CUMHURİYETİDE KURAN YEGENA GÜÇ OLAN MİLLETİNDİR!
Verilen bu bilgiler doğrultusunda bilinen ezberin bozulması Meclisi ve dolayısıyla Cumhuriyeti kuranın millet olması nedeniyle ülkemizin kollama ve koruma görevinin de askerler ve diğer silahlı silahsız atanmışlarda değildir.
Yani Cumhuriyetimizi kollama ve koruma görevi vatanımızı düşman işgalinden kurtaran ve Cumhuriyetini de kuran yegana yer yüzü gücü olan millette olduğu bilincinin tescili için zaman geçirilmeden ülkemizin 12 Eylül cuntası anayasasından kurtulması.
Yeni yapılacak anayasada Cumhuriyetimizin en kısa zamanda tüm silahlı ve silahsız atanmışların etkisinden tamamen arındırılarak Cumhuriyetimizin kelime anlamındaki gibi yani kalkınmışlık ve demokrasi seviyeleri yüksek ülkelerin Cumhuriyeti gibi gerçek manada cumhurun hakim olduğu tam demokratik bir Cumhuriyet olmasının sağlanması.
Bununla devletin ve devletin silahlı ve silahsız tüm atanmışlarıyla birlikte tüm seçilmişlerinde mutlak ve tartışmasız olarak milletin hizmetkârı haline getirilerek dünya durdukça Cumhuriyetimizin payidar kalmasının sağlanması dileğiyle.
Cumhuriyetimizin 103 Yıl dönümü tekrar kutlu olsun.
Bu cumhuriyette yaşayan ve yaşayacak herkes mutlu olsun.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
(*) Kaynak: Bu yazıyı yazarken Selçuk Üniversitesi uzaktan eğitim Programı(SUZEP)’in internet sitesindeki bilgilerinden faydalandım. Emeği geçenlere teşekkür ederim. Ali Genç