Ümitsizlik ve Güvensizlik: Kendi Kapasitemizin Farkında mıyız?
Günümüzde en büyük sıkıntımız, kendimize güvenmek yerine sürekli başkalarını desteklememiz ve onları yüceltmemiz. Peki neden? Bizim onlardan ne farkımız var? Neden kendi kapasitemizi göremeyecek kadar kör olduk?
Başkalarına "Sen mükemmelsin, ben zaten yapamam" demek, hem psikolojik bir çöküşe sebep olur hem de zorbalığı beraberinde getirir. Ümitsizlik, korkakların işidir. Kendinize güvendiğinizde ve pozitif düşündüğünüzde, inanın ki her şeyi değiştirebilecek güçte olursunuz. Ümidi kesmek, hayata olan bağınızı kesmek gibidir.
Bence günümüzdeki temel sorun, olumlu düşünmeyi başaramamak. Beynimizde sürekli tekrarlanan "yapamam" düşüncesi var. Peki, "yapamam" düşüncesine kapılan bir kişi şunu da düşünüyor mu: "Ya yaparsam? Ya başkaları yüzünden üzülüp ertelediğim şeyi başarırsam?" Genelde her şeyin olumsuzunu düşündüğümüz için, olumlu şeylerin gerçekleşebileceği kanaatine varamıyoruz. Bunların bazı etkenleri ise çevreden gelen baskılardır. "Sen yapamazsın", "zorlama", "uğraşma" gibi kelimeler bizi umutsuzluğa düşürüp kendimize olan inancımızı ve bağlılığımızı düşürür. Peki, bu süreç için disiplinli bir şekilde uygulanması gereken bazı adımlar var mı? Tabii ki var, gelin onlara bir bakalım:
1. Bizi Olumsuz Düşündüren İnsanları Hayatımızdan Çıkarmak
Çevre faktörü çok kritiktir çünkü arkadaş çevremiz bizi sandığımızdan daha fazla etkiler. Sürekli olumsuz bir ortamda bulunduğumuzda, yavaş yavaş biz de onlara benzemeye başlarız. Bu durum, kendi kapasitemizi kapatıp başkalarının ön plana çıkmasına neden olur. Eğer bu durum ilerlerse; kişide sosyal anksiyete, utanma ve ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir. Bu yüzden çevremizle aramıza mesafe koymalı ve her şeye "evet" dememeliyiz.
2. İnançsızlığı Yenmek
Buradaki inançsızlıktan kastım din ile alakalı değil, kişinin kendine olan inancıdır. Her şeyin başı budur. Kendi kapasitenizin farkına vardığınızda, her şeyi başarabilirsiniz. Başkalarından önce kendinizi sevin. Kendinizi sevdiğinizde, aslında diğer bütün olumsuz maddelerin ne kadar boş olduğunu göreceksiniz. Sizce de öyle değil mi?
3. "Ya Olmazsa" Doğrusunu Kırmak
Kendine inanmakla aynı gibi görünse de aslında farklıdır. Sürekli "olmaz, yapamam" demek yerine kendimizi affetmek, kendimizle konuşup sorunları yine kendimiz çözmek önemlidir. Bu hem çevreyle olan iletişimimizin güçlenmesine vesile olur hem de "ya olmazsa" düşüncesinin yerine "başarırım" cümlesini oturtmamızı sağlar.
Sonuç Olarak
Kimseye kendinize inandığınız kadar inanmayın. Karşınızdakinin içini bilemezsiniz; belki "Senin başarın beni ancak ve ancak sevindirir" diyen bir kişi, kendi içinde bir kriz savaşı veriyor olabilir. Bunun yerine tek odağımız kendimiz olmalı; "ya olmazsa" değil, "olacak" sözcüğünü zihnimize oturtmalıyız.
Germain Martin'in dediği gibi:
"Yenilgiye uğrayınca umutsuzluğa kapılma, her başarısızlıkta bir zafer vardır..."