ÜNVAN GELİR, İNSAN GİDER
Hayatın belki en komik ama bir o kadar da acı yüzüdür; isminin önüne bir unvan ekleyip insanlıktan çıkanlar... Neyden bahsediyorum bakalım?
İnsanlar makamlarını, sahip oldukları koltukları her zaman kendilerinin sanırlar. Oysa onlar da insan gibidir; hayatımızda bazen çok büyük yer alır ama hiç ummadığımız anda gelip geçer. Ne makam kalır ne de güvenilen tecrübeler... Geriye kalacak olan tek şey bir resmi ceket ve insanın kendisi.
Günümüzde herkes bir unvan kazanınca "Ben büyük insanım, bana saygı duyacak" havasına girip, kendi 3-5 tecrübesine güvenip, insanlarla dalga geçip, alay edip adeta insanları sakız konusu yapabiliyor. Etrafa insanlıktan çıkıp tek saçtığı şey egosudur. Ama maalesef biz zannediyoruz ki her zaman o unvan benim olacak. Havasına girip bir sözle mesleğini, unvanını bitirebileceklerini hiç akıllarına gelmiyor. O egosuna yenik düşüp karşısındakine dediklerini, alay ettiğini, dalga geçtiğini karşıdaki tek kelimeyle unvanını alabileceğini idrak etmeden hareket ediyorlar; çünkü onlar her zaman yüksek makama sahiptir.
Ama hepsinin unuttuğu bir gerçek var:
Başlıkta da dediğimiz gibi:
Ünvan gelir, insan gider.
Şimdi bu kelimenin üstünde duralım. Aslında daha deminden beri dediğimi özet geçecek olursak; insan unvan kazanınca kendini kaybediyor, kendi benliğini kaybediyor. Tabii keşke tek kendisini kaybetse, çevresindeki iyi insanları da kaybediyor. Tabii zamanında onlara bu duruma gülerek karşılasa da, zamanı gelince illaki farkında olacaklar. Ama o zaman unvanları gittiği için giden kişiler değerli olacak.
Hiç kimse baki değildir bu dünyadan. Güvendiğiniz makamlar bazen tek söze, bazen de tek bir harekete bakar. Siz farkında olmadan tecrübelerinizle hava atsanız bile, sizden nefret eden kişilerin beddualarını aldığınızda içinizde huzursuzluk olmayabilir ama asla aldığınız beddua arkanızda kalmaz.
Bir örnekle daha da netleştirelim:
Sizden büyük makamda birisi düşünün; bu öğretmen, bakan veya patronunuz olabilir. Yalnızca tecrübelerini övüp kendilerini yüceltir, etrafındaki herkesi yok sayıp "Ben yıllara dayalı birisiyim, sen bilmezsin" gibi veya "Zorlama biraz söz dinle ben senden büyüğüm, senden daha çok tecrübeliyim" muamelesi yapıp karşısındakinin tek bir cümlesini bile ciddiye almadığını düşünün. Hatta bu kişinin de siz olduğunu düşünün, siz nefret duyarsınız değil mi? Ve beddua ederiz galiba öyle değil mi? 1 yıl veya 30 yıllık tecrübe denilen şeyler zamanla kazanılan şey ama insan unvanla kazanılmaz.
Ve o kişiyi ister 1 yıl sonra ister 100 yıl sonra bile olsa, o beddua onu gelir bulur.
O yüzden paraya güvenip de çok kaptırmamak, paranın sarhoşu olup, aynı şekilde tecrübelerin de sarhoşu olup kapılmamamız lazım. Son olarak:
Karşınızdaki sizden küçük bile olsa, unvanı yok diye hafife almayın. Unvanınız hiç ummadığınız anda gider ama yine kaybettiğiniz insanlara muhtaç olursunuz. Kimse kimsenin kölesi değil veya azar oyuncağı değildir; karşısındaki de bir insan, insanlığın yurdudur, düşmanı değil...
ÜNVAN GELİR, İNSAN GİDER
YORUMLAR
Nisanur 9 saat önce
Kalemine sağlık çok doğru söylemişsin. İnsan ünvanla değil, duruşuyla büyür. Unvan gidince yanına kalanlar varsa demek ki doğru yaşamışsin.
Cevapla
Şikayet Et