Dal İnançla Yeşerir
Bazen bir ağaca baktığımızda kuruduğunu ve daha bir şey vermeyeceğini düşünürüz, oysa toprak altında kimsenin görmediği, büyümeyi bekleyen bir kök olduğunu göremeyiz. İnsan da böyledir; en çaresiz anda bile onu hayata bağlayan şey inancıdır, öyle değil mi?
Günümüzde maalesef kişi kendinden çok başkalarına inanç duyuyor. Kendisini yok sayıp tamamen başka insanlara odaklanmış; kendi dalının kırıldığının farkına bile varmayıp çevresindeki insanların kendi dalını kırmasına izin veriyor. Peki bu kişinin kendine inanmamasının sebepleri nelerdir?
İç dünyasından kaçış:
Kişi kendi içindeki karmaşalarla yüzleşme korkusu olduğu için zihni başka insanlara odaklanıp kendi içindeki karmaşadan kaçıyor. Bu da iç dünyasından kaçışa ve özgüven düşüklüğüne yol açıyor.
Onaylanma ihtiyacı:
Geçmişte sadece bir işe yarayınca kendini mutlu hisseden insanlar, büyüdüğünde başkaları tarafından kabul edilme ihtiyacı hisseder ve kendini yok sayarak başkalarını yüceltirler.
Impostor sendromu:
Kişi kendi başarılarını tamamen kendi yetersizliğine bağlar ve başardığı şeylerin tesadüf, şans eseri olduğunu düşünür. Mesela karşı taraftaki insana "Sen olmasaydın yapamazdık, senin sayende" gibi ifadelerle olayı sadece ona bağlama eğilimine kapılır, kendi başarısını üstünden atmaya çalışır.
Bu sorunları fark etmek tabii ki değişimin ilk ve en büyük adımıdır. Şimdi gelin çözüm yollarına bakalım:
Mola verme:
İnsanlarla ilgilenmeyi bırakıp tamamen kendileriyle ilgilenmeleri gerekir. Peki bu nasıl olur, ilgilenmek derken ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum: Kendinizle konuşmalı, kendinizi aynada mutlu etmelisiniz. Yani bir nevi insanlara mola verip kendinize odaklanın.
Self-compassion :
Başkalarına gösterdiğin anlayışı, sabrı, sevgiyi insanlara vermek yerine kendine vermek; küçük bir şeyde kendinizi ödüllendirmek, çabanızı takdir etmeyi öğrenin.
Reframing :
İnsanda "Ben kendimle ilgilenirsem etraftaki insanlar beni bencil, egolu görür" korkusu oluşuyor. Bu da maalesef zihinsel bir tuzaktır.
Şimdi düşünün: Uzaya çıktınız ama oksijen tüpünüz yok, ama sizinle birlikte bir arkadaşınızın da yok. Siz kendinizi mi kurtarırsınız yoksa arkadaşınızı mı? Bence herkes kendini kurtarır; çünkü ne olursa olsun insan birisi için ölmeyi tercih etmez. Önce kendinizi iyileştirin, sonrası sonra illaki olur.
Sonuç olarak:
İnsanlar kendiyle ilgilenmiyor olabilir ama siz bir başkası değilsiniz, kendinizsiniz. Gerçek sevgi insanlara odaklanmak değil, kendinize odaklanmaktır. Zor olabilir ki olacaktır da... Ama zihninizde müzik açıp insanları susturabilirsiniz. Yoksa insanlar konuşmaya devam edecek; siz iyi bir şey yapsanız bile insanlar eleştirip sizin kendinize olan inancınızı düşürmeye çalışacaklar.
Son olarak:
Kendinize yönelmek dünyaya kendinizi kapatıp susmak değildir; aksine sevdiklerinize daha sağlam ve daha güçlü sarılabilmenin yoludur. Unutmayın, kendi çiçeğini sulamayı unutan bir insan tüm bahçeyi zamanı geçince yeşertse bile günün sonunda susuz kalır...