Yeni Yaşın Farkındalığı: Kazaların da Bir Sebebi Vardır
Hayat adeta dur durak bilmeden akan bir nehir gibidir. Takvimler değişir, yaşınız ilerler; bazıları bir yaştan çok şey çıkarırken bazıları yaşının bile geçtiğinin farkında değildir, öyle değil mi?
Bugün yeni yaşıma girdim ve bence bu yaşta öğrendiğim en büyük şey, her şeye rağmen vazgeçmemek olabilirdi. İnsanlar hep konuşuyor fakat önemli olan o sesleri susturmak. Bunu fark etmeliyiz ki hayat sadece tek bir sınavdan oluşmuyor. Hayatta yazılı sınavlar olduğu gibi sözlü sınavların da olduğunu görüyoruz. Bazen hayatın bir sınavdan sonra bittiğini düşünüp karalar bağlıyor; kendimizden, ümitlerimizden vazgeçiyoruz... Kendimize olan inancımızı insanlara bağlıyoruz. Oysa insan ilk önce kendine inanmalı, diğerlerine ise sonra. Bir şey olmadıysa başka bir şey deneriz. Hayat; ihtimallerle birlikte, korktuğumuz şeylerden sanat çıkarma yeri. Bazen korktuğumuz, "Yapamam, edemem" dediğimiz şeyi olmadık bir yerde bulabiliyoruz, vazgeçmemeliyiz,
Evet, bazı insanlar bazı olayları "kaza" olarak adlandırıyor fakat çoğu kazanın ardında size yol gösterici bir işaret vardır. Belki kaza sonrası bir yansıma dikkatinizi çeker, belki bir kaza sonrası gözünüzde kimin ne olduğunu anlarsınız; ama çoğu kaza sizin gözünüzü açtırır. (Burada kaza derken bahsettiğimiz şey; insanların "Ya ben şakasına dedim, kazayla oldu, öyle çıkıverdi" dediği sözler, kısacası sizi kıranların yaptığı davranışlardır.)
Peki niye bu kadar çabuk pes ediyoruz? Bazı insanların iğneleyici laflarına, toplum içinde laf sokmasına, bunu şakaya vurmasına ya da bizi sevmemesine niye bu kadar takılıyoruz? Kimse kimseyi sevmek zorunda değil tabii ki ama kimse kimseyi toplum içinde iğneleyici laflar kullanıp küçük de düşüremez. Fakat böyle insanlara diyecek bir şey bulamayız; çünkü bilakis ne desek de aynı kalabilirler. Psikolojide, iğneleyici laflara ve laf sokmalara sıkça başvuran kişilerin, karşısındaki kişide kendi yansımasını gördüğünü; burada bir "aynalama" veya kendini kanıtlama ihtiyacı olduğunu öne sürebiliriz.
Yani insanlar hep konuşacak. Gidip de bir kedinin yürüyüşünden ya da bir kuşun uçuşundan konuşamazlar; onların dikkatini çeken her zaman insanlardır. Bence her yaşın da verdiği ayrı bir işaret vardır: Kimine gurur verir, kimine tecrübe; kimine güvenmeyi, kimine ise güvenmemeyi öğretebilir. Her yaşta bir olaya bakış açınız nasıl değişiyorsa, bu da böyledir.
O yüzden her yaşımızın kıymetini bilmeli, dünyaya tek bir kere geldiğimizin farkına varmalı; boş konuşan, yüzünüze söyleyemedikleri şeyleri arkadan dedikoducu teyzeler gibi yürüten insanlara takılmamalıyız.
Unutmamalıyız ki;
Güneş her sabah sizin için yeniden doğuyor. Bir gününüz bile etmeyecek insanların, sizi bir ömür üzmesine izin vermeyin...