"YOLUN SONU"

Sabahın erken saatleri, şehir uyanmaya . Güneş, ise ufukta yükselmeye başlamış, sokaklar yavaş yavaş canlanıyordu. Ben, işe gitmek için evden çıkmış, yola koyulmuştum.

Yolda yürürken, karşıdan karşıya geçen bir kız gördüm. Elinde bir buket çiçek vardı, yüzünde ise hüzünlü bir ifade. Beni fark ettiğinde, göz göze geldik. Bir an için, zaman durdu gibiydi. Gözlerinde, bir şeyin sonunu gördüm.

Merak ettim, yanına gittim. "bir şeyin var mı?" diye sordum. Bana, bir şey olmadığını, sadece bir yakınının ölüm yıldönümü olduğunu söyledi. Her yıl, bu günde, mezarına çiçek bırakmaya gidiyorum.

Sesi, titriyordu. Gözleri, yaşlarla dolmuştu. Ben de, bir an için, kendi kaybettiklerimi hatırladım. Annemi, babamı, sevdiklerimi... Hepsi, birer birer, gözümün önüne geldi.

Kız, çiçekleri mezarlığa götürmek için yola koyuldu. Ben de, onunla birlikte yürüdüm. Yolda, hikayesini anlattı. Sevgilisini, bir trafik kazasında kaybetmişti. O günden beri, her yıl, mezarına çiçek bırakmaya gidiyordu.

Mezarlığa vardığımızda, çiçekleri mezara bıraktı. Bir an, sessizce durdu. Sonra, bana teşekkür edip, ayrıldı. Ben de, işe gitmek için yola koyuldum. Ama o an, bir daha asla unutamayacağım bir an olarak kalbimde kaldı.

 Her sabah işe giderken, o kızı hatırlıyorum. Hüzünlü hikayesini, gözlerindeki acıyı... Ve her defasında, sevdiklerimi daha çok özlüyorum. 

Serpil DEMIR.