BU SABAH ÖNEMLİ BİR KARAR ALDIM.

Mehmet Bozkurt, Eğitimci İlahiyatçı Yazar

08-10-2026 14:39

■ BU SABAH ÖNEMLİ BİR KARAR ALDIM.
Ekonomist olmaya karar verdim!
Türkiye'de ekonomist olmak için Ekonomi Fakültelerini bitirmeye gerek yok!

Türkiyede iki kesim var...
Parası olanlar...
Parası olmayanlar...
Önce parası olmayanları iki cümle ile ifade edeyim.
Onlar seyrediyor, onlar sadece geçim derdinde... Onlar 100 yıldır sömürülüyor!

Şimdi parası olanlara gelince;
Onlar doymak bilmez...
Bir kısmı çalıyor...
Bir kısmı parayı faize yatırmış, yan yatıyor!
Bir kısmı parayı altına yatırmış...
Bir kısmı milli parasını ABD ve Avrupa'nın parasına yatırmış!
Bir kısmı da borsaya yatırmış yine yan yatıyor!
Ya fonlar!? Zillet, utanç ve soygun!
Türk milleti hayretle ve esefle bu günlerde bunu konuşuyor ve tartışıyor!
Sonuç:
Milyarlarca, milyarlarca paramız, altın ve başka ülkelerinin parasına yatırılarak yastık altına konuluyorsa, o ülkenin ekonomisi iflah olur mu? Tam 100 yıldır iflah olmadı...

... Ve
Nüfusun %25'i korkunç para sahibi...
%25'i de çok zengin...
%25'i lüks bir hayat yaşamasa da kimseye muhtaç değil...
Kalan %25 fakir ve yoksul... Bunların bir kısmı asgarı ücret ile geçiniyor. Ve bugün ülkemizde asgarı ücret 28.075,50 TL.
Bir kısmı bu imkana bile sahip değil...

2026 başındaki verilere göre: yaklaşık 17 milyon emekli bulunuyor. 
Bunun içinde 11,5 milyon SSK,
2,9 milyon BAĞ-KUR,
2,4–2,6 milyon memur emeklisidir.
Geri kalanı dul ve yetim aylığı alanlardır.
Nüfusumuza oranla emekli sayısı çok fazla... Tarihi hatalar yapıldı. Şimdi bedel ödüyoruz.

...Ve
Türkiye hiç bir zaman Devalüasyonlardan da kurtulamadı...
Devalüasyonlar tarihimiz bu!?
7 Eylül 1946 -  %115 
4 Ağustos 1958 - %68
10 Ağustos 1970 - %66
1977 - %73
1978 - %75
1979 - %86
1980 (Turgut Özal, 24 Ocak kararları % 49)
1994 (Tansu Çiller, 5 Nisan kararları %64)
2001 (Ecevit-Sezer Anayasa fırlatma %50)
2020-2026 = Kademeli %411
Paramız değer kaybetti. Birileri de böyle günlerde servetine servet kattı.

Şimdi Allah için karar verin. Bu vahşi ekonomi ve sömürü düzeni hakkında haksız mıyım?
Milli gelirin %80'ni %20 insan yemektedir. Bir de ayrıca çalıyor!
O halde durdurun bu zulmü diyorum!
Allah bu zulmü af etmez!

... Ve
Dört büyük yanlış!
Bir milletin hayatında iki önemli değer; Adalet ve ahlak...
Ülkemizde Adalet ve ahlak her gün biraz daha ölçü olmayı kaybediyor!
İsraf ve hırsızlık da ülkeyi perişan ediyor!
Ciddi olarak önlem alınmazsa; Türkiye ve Türk milleti ağır bedeller öder.
Millet olarak herkes bunu ısrarla haykırıyor. Bir aydın ve yazar olarak kalemim bana bunu yazmayı emrediyor!

... Ve
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi Zeynep Alkış, milletin istek ve taleplerine de tercüman olan manifesto niteliğindeki yazısında diyor ki:
"Bir siyasi hareketin en ağır krizi, kendi kuruluş cümlelerinin yıllar sonra kendisine yöneltilen sorulara dönüşmesidir.
Fon krizi etrafında yaşananları böyle okuyorum. Mesele yalnızca para, hisse ve kazanç değil. Yirmi beş yıl önce adalete inanan insanların bugün hangi söze güveneceğidir.
Soruşturmalar sürüyor; iddialarla kesinleşmiş hukuki hükümleri birbirine karıştırmadan konuşmalıyız. AK Parti yönetimi de olayların araştırılacağını, yanlışların karşısında durulacağını açıkladı. Ancak siyasi sorumluluk, mahkeme kararını beklemekten ibaret değildir. Vatandaş, kendisinden istenen sabır ile yönetenlerin sahip olduğu imkanlar arasındaki mesafenin açıklanmasını da bekler.
Bir anne çocuğunun okul masrafını hesaplarken, bir emekli ay sonunu getirmeye çalışırken, siyasetin çevresinde konuşulan olağanüstü kazançlar toplumun adalet duygusunu yaralar. İnsanların dürüst çalışarak hayatlarını iyileştirebileceklerine dair inancı sarsılır.
Ben bu satırları, kuruluş günlerini uzaktan izlemiş biri olarak yazmıyorum. O günlerin emeğini, umudunu ve fedakarlığını taşıyan insanlardan biri olarak yazıyorum. Bu yüzden içimde öfkeden daha ağır bir duygu var: İnandığımız sözlerin sahipsiz kalması.

AK Parti; yasaklara, yolsuzluğa ve yoksulluğa karşı bir iddiayla yola çıktı. Üç “Y”  devlet karşısında horlananların, kimliği nedeniyle dışlananların, emeğiyle geçinemeyenlerin ortak itirazını taşıyordu.
Bugün aynı kelimeler yeniden kapımızı çalıyorsa, onları muhalefetin söylemi diye geçiştiremeyiz. Başlangıçta karşı çıktığımız sorunları kendi içimizde sorgulayamıyorsak, kuruluş hikayemiz siyasete yön veren bir ölçü olmaktan çıkıp yıldönümlerinde anlatılan bir hatıraya dönüşmüş demektir.
Şimdi herkes soruyor: “Eski fabrika ayarlarına dönülebilir mi?”
Yirmi beş yıl önceye dönemeyiz. Dünya değişti, Türkiye değişti, yeni kuşaklar yetişti. Dijital çağ, siyaset yapma biçimlerini dönüştürdü. Geçmişin yöntemleri bugünün bütün sorunlarını çözemez. Fakat zamanın değişmesi, ahlakın hükümsüz kalması demek değildir.
Dürüstlüğü yeniden ölçü yapmak mümkündür. Bunun için nostaljiden daha zor bir şey gerekir: Hesap vermek, ayrıcalıklardan vazgeçmek ve başkasından beklediğimiz sorumluluğu önce kendimiz üstlenmek.
Uzun iktidar dönemlerinde başarı, insana yanılmazlık duygusu verebilir. Eleştiri sadakatsizlik sayılmaya, yanlışı söyleyen uzaklaştırılmaya, her kararı alkışlayan yükselmeye başlar. Böylece yönetime ulaşan bilgi de bozulur. Raporlarda herkes memnundur, bütün çalışmalar başarılıdır, bütün salonlar doludur.
Kapının dışında ise geçim sıkıntısı, karşılık bulmayan talepler ve yorulmuş insanlar vardır. Bunları duymayan bir yapı, kendi hazırladığı raporların içinde yaşamaya başlar.
Dijital görünürlük bu kopuşu derinleştiriyor. Fotoğraf, yapılan işin kaydı olmaktan çıkıp işin kendisine dönüşüyor. Bir ziyaretin kime fayda sağladığından çok, kaç kare paylaşıldığı önemseniyor. Aynı gün yapılan etkinlikleri farklı zamanlarda yayımlayarak, kıyafet değiştirerek sürekli sahadaymış görüntüsü vermek başarı sayılıyorsa, teşkilat emeğinin ölçüsü bozulmuş demektir.
Bu sahte dünyayı yalnızca görüntüyü üretenler kurmadı. Onu yeterli bulanlar, sorgulamayanlar ve ödüllendirenler de kurdu.
Görünmeyi ödüllendirip hizmeti ölçmeyen bir yapı, zamanla gösteriyi üretir.
Birbirini ağırlayan, birbirinin paylaşımını alkışlayan dar çevrelerde vatandaşın derdi, ancak fotoğraf verebildiği ölçüde yer bulur.
En acısı, yıllarca emek verenlerin bu düzende kendilerini fazlalık gibi hissetmesidir. Evinden, vaktinden, ailesinden fedakarlık eden; kimse bakmazken çalışan insanlar, gün gelir kendi kurdukları evin istenmeyen çocuklarına dönüşür.
Kibir özgüven sanılır, yakınlık liyakatin önüne geçer. Sessizce hizmet eden unutulur; kendisini sürekli anlatan baş tacı edilir. Böylece yalnızca gönüller kırılmaz, teşkilatın ahlaki direnci de aşınır. Yeni kuşaklar, fedakarlığın karşılıksız, gösterişin kazançlı olduğunu görerek yetişir.
Kur’an’ın sorusu tam burada önümüzde duruyor:
"Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?"
Saff, 61/2

Adaleti savunurken kendi yakınımız için istisna istiyorsak, tasarrufu öğütlerken ayrıcalıklarımızı koruyorsak, önce bizim cevap vermemiz gerekiyor. Ayetleri konuşmalarımıza taşımak kolaydır; onların önünde davranışlarımızı tartmak cesaret ister.
Uzun zamandır söylediğim o acı cümleyi yeniden hatırlıyorum:
Önce mücahit olduk.
Sonra müteahhit olduk.
En sonunda her şeye müsait olduk.
Burada hiçbir mesleği mahkum etmiyorum. Helalinden kazanmak elbette değerlidir. Sorguladığım, siyasi nüfuzun ekonomik ayrıcalığa çevrilmesi; bir davaya verilen emeğin kişisel kazanç için gerekçe yapılmasıdır.
“Müsait” olmak, dün yanlış dediğimize bugün susmakla başlar. Başkasında kınadığımızı kendi çevremizde mazur görmekle, “O da yaptı” diyerek sorumluluktan kaçmakla ilerler.
Sonra müstafi oluruz, müsadereyi konuşuruz. Bütün bu kelimelerin arasında Müslümanlığın bizden istediği ahlaki sorumluluğu erteleriz.
Oysa iman, her kapıyı açan bir anahtar değildir. Bazen en çok istediğimiz kapının önünde durup “Buradan giremezsin” der. Haksız kazancın, kayırmacılığın, kul hakkının kapısını kapatır.
Bugün ihtiyacımız olan, Müslümanlığımızı yeniden ciddiye almaktır. Başkasının imanına hükmetmeden kendi hayatımızdaki adaletsizlikle yüzleşmek, ibadetimizle muamelemiz arasındaki mesafeyi kapatmaktır.
Çünkü bu yolun sonundaki en ağır kelime “müflis” olabilir.
Hz. Peygamber (s.a.v) bir gün ashabına müflisin kim olduğunu sorar. Onlar, malı ve parası bulunmayan kişiyi tarif eder. Resulullah (s.a.v) ise ibadetleriyle geldiği halde insanlara hakaret etmiş, iftira atmış, başkalarının malını yemiş ve haklarını çiğnemiş insanı anlatır. İyilikleri hak sahiplerine dağıtılır; hesabını kapatmaya yetmez.
Müslim, Birr, 59

İnsanın parası, makamı, kalabalık çevresi olabilir. Bunların hiçbiri üzerindeki kul hakkını ortadan kaldırmaz.
Siyasetin de böyle bir iflası vardır: Seçim kazanırken güven kaybetmek, güçlenirken kendi insanından uzaklaşmak, binaları büyütürken içinde dürüstçe konuşabilen insanların sayısını azaltmak.
Fon krizi bu yüzden kuruluşta verilen ahlaki sözün bugün ne kadar bağlayıcı olduğuna ilişkin bir sınavdır. Cevabı yeni bir sloganla verilemez. Tarafsız soruşturmalarla, mağduriyetlerin giderilmesiyle, siyasi nüfuzun kazanç kapısına dönüşmesini önleyen kurallarla, liyakatle ve eleştiriyi dinleyen bir yönetim anlayışıyla verilebilir.
Yanlış yapanın kim olduğuna göre değişen adalet güven üretmez. Fedakar insanları yalnızca seçim zamanı hatırlayan siyaset gönül bağını koruyamaz.
Erdemin ölçüsü, insanın kendi çıkarına rağmen doğruyu savunabilmesidir.
“Erdemliler hareketi” iddiasını yeniden anlamlı kılacak olan da budur.
Yirmi beş yıl önceye dönemeyiz. Ama bugün kimin yanında duracağımıza karar verebiliriz: Ayrıcalığını koruyanların mı, hakkını arayanların mı?
Bu cevap, AK Parti’nin bundan sonraki hikayesini belirleyecek. Çünkü bir hareketin sonu, sandıkta kaybettiği gün değil, kendi içinden yükselen vicdan sesini duymamayı seçtiği gün başlayabilir.
Ve ben, yıllarca emek verdiğim bu hiksyenin son cümlesinin “müflis” olmasını istemiyorum."
Saygılarımla...
Mehmet Bozkurt, Eğitimci İlahiyatçı Araştırmacı Yazar

DİĞER YAZILARI KUR'AN NEDİR VE NE DİYOR!? 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE NEYİ YAPTI VE NEYİ YAPAMADI? NEYİ YAPTI!? 01-01-1970 03:00 EMİN ADIMLARLA İLERLEYEN TÜRKİYE! 01-01-1970 03:00 FAHREDDİN PAŞA'NIN TORUNLARI MEKKE'DE! 01-01-1970 03:00 NE OLUYOR BİZE!? 01-01-1970 03:00 İNSANLIK TARİHİ ACILARLA DOLU 01-01-1970 03:00 İSLAM ALEMİ: BİR İSİM Mİ, BİR HAKİKAT Mİ? Bugün dillerden düşmeyen bir ifade var. 01-01-1970 03:00 TARİH KONUŞUYOR, ALINACAK DERSLER VAR!- 2 01-01-1970 03:00 Bekle Dünya Geliyoruz 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'NİN CHP İLE TARİHİ YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 MASKELERİN ARDINDAKİ ÇÜRÜMÜŞLÜK: 01-01-1970 03:00 TARİH KONUŞUYOR, ALINACAK DERSLER VAR!- 1 01-01-1970 03:00 İRAN YALNIZLAŞIRKEN, ORTADOĞU YANIYOR! 01-01-1970 03:00 SİYASET KURUMUNA SİTEMİM VAR! 01-01-1970 03:00 ORUÇ; İMANIN ŞAHLANIŞI VE RUHUN DİRİLİŞİDİR! 01-01-1970 03:00 DÜNYA BİR UTANCI KONUŞUYOR! 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLAR YENİDEN MÜSLÜMAN OLMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ÜZGÜNÜM EY MİLLETİM! 01-01-1970 03:00 SUÇLU KİM? MÜSLÜMANLAR MI? 01-01-1970 03:00 VATANDAŞIN ŞİKAYETİ VAR! Asgari ücret 28.075.00 TL 01-01-1970 03:00 BİZİ ÇOK YORDUNUZ! 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER GÜNÜ- 2025 01-01-1970 03:00  CUMHURİYETİN DEĞERLERİ DİYORLAR!? 01-01-1970 03:00 KİRLİ ELLERE ARTIK DUR DEMELİYİZ! 01-01-1970 03:00 MESCİD-İ AKSA'YA SEYAHATİM! 01-01-1970 03:00 SİYONİZM VE SALOŞİZM İLE YAŞAMAK! 01-01-1970 03:00 BİR MEDENİYET PARAMPARÇA! 01-01-1970 03:00 İSRAİL'İ VE YAHUDİLİĞİ TANIYALIM MI? 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLARIN BUGÜN SORUNU NEDİR!? 01-01-1970 03:00 SENİ ARIYORUZ YA RESULALLAH! 01-01-1970 03:00 İSLAM DÜNYASI NEDEN BU HALDE!? 01-01-1970 03:00 KAYBOLAN İNSANLIĞI ARIYORUM!? 01-01-1970 03:00 BEN YETKİLİ OLSAYDIM!? 01-01-1970 03:00 GAZZE, SENİNLE BİRLİKTE GÖZYAŞI DÖKÜYORUZ! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE NELERE DİKKAT EDECEK!? 01-01-1970 03:00 DEPREM NEDİR BİLİYOR MUYUZ!? 01-01-1970 03:00 FİLİSTİN'E NE OLDU!? (Seyir defteri) 01-01-1970 03:00 İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZ SÜRÜNTÜLERE SESLENİYORUM! ...Ve TARİH DİYOR Kİ: 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE ADIM ADIM EKREM İMAMOĞLU'NU KONUŞUYOR! 01-01-1970 03:00 ORUÇ, BİR İMAN GÖSTERGESİDİR! 01-01-1970 03:00 AMERİKA'YA AİT BİR DÜNYADA SIĞINMACI GİBİ YAŞAMAK! 01-01-1970 03:00 CHP İLE CUMHURİYET TARİHİ YOLCULUĞUMUZ! Cumhuriyet tarihimiz hakkında artık ezberleri bozmalıyız! 01-01-1970 03:00 BİZ HEP ACILAR MI YAŞAYACAĞIZ!? 01-01-1970 03:00 İNSANLIK TARİHİNDEN DERSLER! 01-01-1970 03:00 BİR MİLLET DEĞERLERİYLE AYAKTA KALIR! 01-01-1970 03:00 SURİYE TARİHİNDE BİR YOLCULUK ! 01-01-1970 03:00 Ce Ha Pe !? CHP, Türkiye'yi rahat bırakmıyor! Her gün ve her saat CHP, Türkiye gündeminde... Ya kongrelerdeki kavga ve tartışmalarıyla... Ya skandal sözleriyle... Ya da çok başlı yönetim anlayışlarıyla... 01-01-1970 03:00 "EFENDİLER! YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ!" 01-01-1970 03:00 VAR MI DÜNYA'DA HİKMET, MERHAMET VE ADALET!? 01-01-1970 03:00 EĞER VİCDANINIZ ÖLMÜŞSE, YAPILACAK BİR ŞEY YOK!? 01-01-1970 03:00 BU NASIL BİR EĞİTİM SİSTEMİ !? 01-01-1970 03:00 HAYAT; TEVHİD VE CİHAD'DIR! 01-01-1970 03:00 KİMDİR BU İSRAİL !? Genel olarak Yahudilik 01-01-1970 03:00 GÜZEL DEVLETİM, SANA SESLENİYORUM! 01-01-1970 03:00 İNSANLIK TARİHİ NELERE ŞAHİT!? 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 KUR'AN İLE HZ. MUHAMMED (S.A.V)'İ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK!? 01-01-1970 03:00 HALA SUSACAK MISINIZ EY ALİMLER!? 01-01-1970 03:00 İSLAM DÜNYASI CİHAD RUHUNU KAYBETTİ. 01-01-1970 03:00 MODERN KÖLELERİN DRAMI! 01-01-1970 03:00 EĞİTİM SİSTEMİMİZ CAN ÇEKİŞİYOR! Meslek hayatımın 30 yılının 21 yılını Milli Eğitim Bakanlığında yönetici olarak görev yapan bir eğitimci olarak devletime sesleniyorum! Ve diyorum ki: Eğitim sistemimiz can çekişiyor!? Heba ol 01-01-1970 03:00 KİM BİZİ BU HALE GETİRDİ!? 01-01-1970 03:00  MÜSLÜMANLAR NEREDE HATA YAPTI!? Çok hata yaptılar... 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE, GEÇMİŞİNE ÜZÜLÜYOR, GELECEĞE DE UMUTLA YÜRÜYOR! 01-01-1970 03:00 ORUÇ, TAKVA VE TESLİMİYETTİR! 01-01-1970 03:00 BİR SOYGUNUN SOYSUZ HİKAYESİ?  01-01-1970 03:00 BEN MÜSLÜMAN ARIYORUM!  MÜSLÜMAN KİMDİR! 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLAR TARİH YAZDI, BİZE O TARİH OKUTULMADI! 01-01-1970 03:00 HZ. MUHAMMED (S.A.V) BU HALİMİZİ GÖRSEYDİ!?  01-01-1970 03:00 EY MİLLETİM BU GİDİŞ NEREYE!? 01-01-1970 03:00 DUAMIZ KABUL OLMUYOR ! 01-01-1970 03:00 BATI, MÜSLÜMANLAR VE İSRAİL !  01-01-1970 03:00 YAHUDİLERİN TARİHİNDE BİR YOLCULUK! 01-01-1970 03:00 YAHUDİLERİN TARİHİNDE BİR YOLCULUK! 01-01-1970 03:00 ■ İSRAİL SOYKIRIM YAPIYOR, DÜNYA SEYREDİYOR! 01-01-1970 03:00 FİLİSTİNLİ MÜCAHİDLER KURTULUŞ SAVAŞI VERİYOR!  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'DE İLAHİYATÇILAR NE YAPIYOR!? 01-01-1970 03:00 ZULÜM İLE ABAD OLANIN AKİBETİ BERBAT OLUR! 01-01-1970 03:00 SORALIM MI MÜSLÜMAN KİMDİR!? 01-01-1970 03:00 ■ CANIMIZ YANIYOR, DURDURUN HAR VURUP HARMAN SAVURMAYI!? 01-01-1970 03:00 HZ. AİŞE İLE HZ. PEYGAMBER (S.A.V) EVLENDİĞİNDE KAÇ YAŞINDAYDI!? 01-01-1970 03:00 KARS BİR GAZİ ŞEHİRDİR! 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLAR BUGÜN BU HALDE Mİ OLACAKTI!? 01-01-1970 03:00 ■ 14 MAYIS'TA YA AMERİKA KAZANACAK, YA DA TÜRKİYE!? 01-01-1970 03:00 NEDİR BU AMERİKA'DAN ÇEKTİĞİMİZ!? DİK DUR EY MİLLETİM! 01-01-1970 03:00 ■ SAYIN KEMAL KILIÇDAROĞLU! NEDEN SUSUYORSUNUZ!? 01-01-1970 03:00 ■ BÜYÜK BİR TESLİMİYETİN İBADETİDİR ORUÇ!? 01-01-1970 03:00 ■ HEDEF TÜRKİYE'Yİ ÇÖKERTMEK! 01-01-1970 03:00 DEPREM KADER MİDİR!? 01-01-1970 03:00 6+1'li MASADAN HABER VAR!? 01-01-1970 03:00 İSLAM NEDİR, NE DEĞİLDİR!? Yürüdüğümüz bu yolda biz kimiz, ne yapıyoruz ve ne yapmalıyız!? 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANIM DEMEK YETER Mİ? 01-01-1970 03:00 KUR'AN, TAĞUT'UN ŞERRİNDEN BAHSEDİYOR! 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMEN OLMAK BİR SEVDADIR! 01-01-1970 03:00 ■ Ülkemim Anamuhalet Partisi CHP nereye gidiyor!? 01-01-1970 03:00 ■ NEFRET EDİYOR VE UTANIYORUM! 01-01-1970 03:00 ■ İNSANI TANIMAK ÇOK ZOR! 01-01-1970 03:00 TARİHİMİZDEN MANZARALAR! 01-01-1970 03:00 TARİH ŞAHİTTİR Kİ, AFRİKALI NİCE KAHRAMANLAR HAYKIRDI!? 01-01-1970 03:00 CİHAN HAKİMİYETİNE İLK ADIMDIR MALAZGİRT! 01-01-1970 03:00 NEDİR BU HURİ DEDİKLERI!? 01-01-1970 03:00 EVET... YAZIK OLUYOR HEPİMİZE!? 01-01-1970 03:00 CHP İLE HELALLEŞELİM Mİ !? 01-01-1970 03:00 ETRAFIMIZDA BİR SÜRÜ SİVRİSİNEK VE ÖRÜMCEK VAR! 01-01-1970 03:00