Okullar Ne Zaman Güvenli Liman Olacak?

İsmail ERGÜL (Siyasetçi & Araştırmacı Yazar)

15-04-2026 17:30

Okullar Ne Zaman Güvenli Liman Olacak?
Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden gelen haberler, sadece bir şehrin değil, tüm Türkiye’nin kalbine bir bıçak gibi saplandı. Bir zamanlar öğrencisi olduğu liseye elinde pompalı tüfekle giren bir gencin, koridorlarda rastgele ateş açarak 16 canı yaralaması, sıradan bir asayiş olayı değildir. Bu, eğitim sistemimizin, okul güvenliğimizin ve toplumsal ruh sağlığımızın geldiği noktanın acı bir bilançosudur.

10 öğrenci, 4 öğretmen, bir polis ve bir kantin görevlisi... Her biri o sabah evlerinden "ilim ve irfan" için çıkmıştı. Ancak en güvenli olması gereken yer olan okul bahçesi ve koridorları, bir anda savaş alanına döndü. Saldırganın sosyal medya üzerinden günler öncesinden "Hazır olun, saldırı olacak" diye mesajlar paylaşmış olması ise olayın vahametini bir kat daha artırıyor. Bu tehditler neden görülmedi? O silah o okula nasıl bu kadar kolay girdi?

"Artık Yeter" Demenin Ötesi
Saldırının hemen ardından eğitim sendikaları tek bir ses oldu: "Artık Yeter!" Eğitim-İş, Eğitim-Bir-Sen, Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi kurumlar, 15-16 Nisan tarihlerinde 2 gün boyunca iş bırakma kararı aldılar. Bu eylem sadece bir "grev" değil, bir haykırıştır. Öğretmenler, can güvenliklerinin olmadığı bir ortamda nasıl ders anlatacaklarını, öğrencilerini nasıl koruyacaklarını soruyorlar.

"Okullar, şiddetin değil, huzurun merkezi olmalıdır. Eğer bir öğretmen sınıfa girerken 'Başıma bir şey gelir mi?' diye endişe ediyorsa, orada eğitimden söz edilemez."

Güvenlik Zafiyeti mi, Toplumsal Çürüme mi?
Okul kapılarına dedektör koymak veya güvenlik görevlisi sayısını artırmak teknik bir çözümdür. Ancak asıl mesele, şiddetin bu kadar "erişilebilir" ve "sıradan" hale gelmesidir. 19 yaşındaki bir gencin, öfkesini bir katliam girişimiyle kusması, üzerinde durulması gereken derin bir sosyolojik yaradır.

Sendikaların 2 günlük iş bırakma kararı, Milli Eğitim Bakanlığı ve ilgili tüm birimler için bir uyarı fişeği olmalıdır. Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin canı, hiçbir bürokratik prosedürden veya "münferit hadise" açıklamasından daha değersiz değildir.

Şanlıurfa’daki yaralılarımıza acil şifalar dilerken, bu olayın bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Zira okullarımızda şiddet sıradanlaştıkça, geleceğimiz karanlığa gömülüyor.

DİĞER YAZILARI Fikirlerin Harmanlandığı Yer: Ferizli’nin Geleceği Sakarya’nın Geleceğidir 01-01-1970 03:00 Görünmez Ellerin Bayramı: 1 Mayıs 01-01-1970 03:00 Sakarya’nın Beyaz Altınına Veda: Bir Tarım Şehrinin İnfazı ve Sahipsizliği 01-01-1970 03:00 Adapazarı Şeker Fabrikası'nın şehir merkezinden taşınması, bölgedeki trafik yükünü hafifletmek ve lojistik verimliliği artırmak adına uzun süredir Sakarya'nın gündeminde olan stratejik bir konu. 01-01-1970 03:00 Şekerin Acı Tadı: Bir Şehrin Hafızası Siliniyor mu? 01-01-1970 03:00 Görünmez Ordunun Çığlığı: Emekli Neden Terk Edildi? 01-01-1970 03:00 ​Sessiz Çığlıklar Şehri: Sakarya’da Neler Oluyor? 01-01-1970 03:00 Az Kazananların Çok Ödediği Ülke: Çiftçiyi Küstürerek Enflasyon Düşmez! 01-01-1970 03:00 ​Sakarya’nın Sabır Sınavı: Bu Gidiş Nereye? 01-01-1970 03:00 Sakarya’nın Çözüm Bekleyen 01-01-1970 03:00 2026’da Cebimizi Neler Bekliyor? Vergi Dosyasını İsmail Ergül Açıyor! 01-01-1970 03:00 BÜYÜK VERGİ DEĞİŞİKLİĞİ KAPIDA: BASİT USUL BİTİYOR MU? MÜKELLEFLERİ NELER BEKLİYOR? 01-01-1970 03:00 MALİ MÜŞAVİRLER İÇİN FATURA KESME YETKİLERİ SONA ERDİ: Alt Yapı Krizi Kapıda! 01-01-1970 03:00 Sakarya'nın Üvey Evlatları mı? Kırsal Mahalle Statüsü Neden Uygulanmıyor? 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİNİN İLK TEMEL TAŞI: MUHTARLARIMIZ! 01-01-1970 03:00