ŞEFKÂT VE MERHAMET TİMSALİ; ANA GİBİ YÂR OLMAZ.. ANAM, ANNELER, VEFÂ ÂBİDELERİ…

Halil MERT Emekli Yarbay ( YAZAR )

12-05-2026 11:38

ŞEFKÂT VE MERHAMET TİMSALİ; ANA GİBİ YÂR OLMAZ..

ANAM, ANNELER, VEFÂ ÂBİDELERİ…

 

Analarımızı hürmeti anlattım, dilim döndüğünce…

https://youtu.be/NeWP9m5PZSs

 

İnsanız biz insan…

Tabiattaki diğer canlılar gibi, merhametle doğuran, büyüten, koruyan, dünyanın tüm anneleri gibi bir Anamız var.. Bizi kendisi de aç kalıp, açık kalmasına rağmen tok tutan, üzerimizi örten, bize sevgiyi, merhameti, vermeyi, fedâkarlığı öğreten Analar…

 

Bir güne sığar mı seni anmak Anneciğim?

 

Güzel Annem..

Bu gün seninle hasbihâl edeceğim ve minnetimi söylemeye dilim döndüğünce gayret edeceğim

 

Anam..

Hep dersin ya, “Bu kapıda sizin için durdum.” diye.

Babam askerdeyken daha 18 yaşında gencecik bir gelinken, beni sırtına sarıp tarlaya gittiğini, ormana gittiğini, hem çok korktuğunu ve ağladığını, benim daha yaşına bile girmeyen bir bebekken bile seninle ağladığımı anlatırdın ya..

 

Güller Gülü (SAV) buyuruyor; “Cennet anaların ayakları altındadır.” diye.

Sen de söylersin gelinlere kızlara, özellikle de hamileliğin zor günlerinde. “Yavrum, analık kolay mı?” diye. Analık zordur elbet. Evlât hep vermeden alan değil mi anneciğim, hangi yaşta olursa olsun.

 

Anneciğim, bize önce “Yok!” kavramını öğrettin. Yoktu gerçekten.

Rahmetli Babacığım, fabrikada çalışırken yemekte çıkan bir portakalı, elmayı cebine koyar eve getirirdi çocuklarına.

Fabrikadan verilen aylık dört kalıp sabunla o ay bizi de çamaşırları da yıkardın.

Hatırlıyor musun annem, ortaokul birinci sınıfa giderken bir parka almıştınız bana. O kadar büyüktü ki yürüyen parka gibiydim. Sonra onu lise ikiye kadar giydim. Artık ceketimden bile kısaydı, mont gibiydi.

Ama mutluyduk annem. Hep birlikte. Sevginleydik hep.

 

Anne, tarlada çalışırken dayım gelmişti, boynunda bir fotoğraf makinesi ile. 9-10 yaşlarındaydım sanırım. Resmimizi çekmişti. Senin ayağında bez donun (şalvar) vardı. Yanımızda da öküzlerimiz. Ne çok severdim o öküzleri. Kaküllerini tarardım. Sonra babaannem Hacc’a giderken satmıştı da çok ağlamıştık arkalarından..

Sen dayıma kızmıştın “Çekme bu halde resim!” diye. Annem iyi ki çekmiş bak, o yaşlardaki tek resmimiz ikimizinde. Ayrıca ben hergün bakıyorum o resme.

 

Köyden ortaokul çok uzaktı.

12 yaşında okumak için çok uzaklardaki bir kursa gittim. Sen gitmemi istememiştin. Ben hiçbir şeyin farkında bile değildim. Eve sadece yazın bir ay gelebiliyorduk köye, evimize…

Bitlenmiştik kursta. Sınıf arkadaşlarım görecek diye çok utanırdım. Daha sonra yine bitlendik gerçi terör operasyonları için daha teğmenken dağa çıkınca..

Neyse, annem duvarın dibine çöküyordum, hani Rahmetli dedem, damın duvarına çöküp de yaslanırdı ya. Aynen öyle, geceleri kalkar, kursun büyük salonunun duvarının dibinde hıçkırıklarla ağlardım anne. Seni çok özlerdim. Hep kokun kaldı burnumda annem.. Sızlatır burnumu hep doyamadığım kokun… Özlediğim sevgin annem..

 

Yıllar geçiyor Annem.

Yaşlanıyoruz…

Tabii sen senin yaşadıklarını biliyorsun.

Hani dedin ya geçenlerde telefonda ağlayarak. Bir şey oldu zannetmiştim ağlarken sen. “Tarlada dolaşıyordum, 45 sene önce kardeşin Mustafa’ya tokat atmıştım gereksiz yere. Tam ordayım, çökekaldım buraya. Neden vurdum çocuğuma diye ağlıyorum.”

 

Annem. Biz de seni çok özlüyoruz. Her gün seni yaşıyoruz. Kardeşim sana küstü diye dedin ya ağlayarak. “Ben O’nu üç sene emzirdim.”

Annem sevgi verdiğin bir günün bile hakkı ödenir mi?

 

Senin ve babam için çok üzülüyorum. Herşey kilitli. Şeker bile, sabun bile, yağ bile. Ev iki katlı ve dört oda. Ama biz kocaman ortaokul, lise talebesi idik. Anne, baba, üç delikanlı olacak oğul, bir küçük kız çocuğu, bir bebek oğul. Yani beş çocukla aynı odada yatıyor, kalkıyorduk.

Neler çok görülmüş anam babacığımla sana.

Olsun anam, Allah senin imanla geçirdiğin, sabırla yaşadığın günlerin karşılığını verecek elbet.

 

Sonra annem, birliğimle güneydoğuya gittim.

Teğmenim. 23-24 yaşındayım.

Cüdi Dağı’nın dibindeyiz. Bitlendik, aç, çamur, pislik, özlem..

Tek iyi şey, ast, üst tüm personel birbirine sevgi ve saygı ile bağlı. Tabur Komutanı, ailenin dedesi, Bölük Komutanları baba ve amcalar, Takım komutanları yani bizler ağabeyler..

Arada bir Silopi’ye inip arıyorum seni.

Kış çok sert. 1990-91 Kışı. Diyorsun ki; “Yavrum burada fırtınada evlerin çatıları uçtu. Ne yapıyorsunuz?” “Ana burada havalar çok iyi.” diyordum sana hep.

 

Nasıldı biliyor musun ana?

Çadırlarda kalıyoruz. Üstleri akıyor, içinde çamur.. Yağmur oluğu diye çadırın içine adeta kanallar açtık. Dere gibi.

Bir gün dedin ki annem; “Oğlum gece yarısı dışarıya çıkıyorum, Ay’a bakıyorum. Oğlum da bakıyordur diye.” Ana o günden sonra dağda gece çıktığım pusularda Ay’a dürbünle bakıyordum, anamla aynı anda bakmak için. Sonraki yıllarda ve halen hep bakarım Ay’a Anam. Anamla aynı anda aynı yere bakarım diye.

Ne müthiş bir sevgi senin ki be annem sen Düzce’nin Çele Köyü’nde, ben Silopi’de dağ başında, aynı anda Ay’a bakarak özlem gidermek..

 

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, annenize ve babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf! bile deme! Onları azarlama! İkisine de güzel söz söyle! Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de Sen onlara (öyle) rahmet et (diyerek dua et!)” İsra 23, 24. Yine Allah’ımız (CC): “Biz insana, anne babasına (en güzel bir biçimde davranmasını) emrettik. Çünkü annesi onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. O halde Bana ve annene babana şükret! Dönüş Banadır.” Lokman 14.

Annem Allah’ımız (CC) talimatını vermiş zaten. Hamdolsun ki sana fıtratında annelik şuurunu, bize de evlatlık mes’uliyetini vermiş.

 

Annem. Sonra Acemi Birliklerinde Yüzbaşı iken Bölük Komutanı oldum.

Neyi farkettim biliyor musun?

Ana, Anadolu senin gibi, yürekli, fedâkar, vatansever, imanlı analarla doluymuş meğer. Hani Harp Okulu’na beni ziyarete gelince nizamiyeden geçen Harbiyeli’leri görünce babama demişsin ya; “Bu çocuklar tornadan çıkmış gibi, hepsi birbirine benziyor. Hangisini kucaklayayım Oğlum diye?”

Aynen onun gibi anam, Anadolu’nun tüm anaları kucaklanası, elleri öpülesi imiş meğer.

Neden mi?

Gelen askerler Anadolu’nun heryerinden geliyorlar. Türk, Kürt, Abaza, Çerkez, Arnavut, Gürcü, Boşnak.. Sünni, Alevi.. Ama annem, hepsi tornadan çıkmış gibi, terbiyeli, fedâkar, saygılı, itaatkâr. Devlete ve millete kurban olmaya gelmişler.

Çanakkale’de 100 sene önce oğlunu kınalayıp gönderen ana ne yazmıştı Komutana? “Evladım, bizde üç kıymete kına yakarlar, koça kına yakarlar, Allah’a kurban olsun diye. Gelin giden kıza kına yakarlar, gittiği evde eşine evlatlarına kurban olsun diye. Askere giden oğula kına yakarlar, vatanına, milletine, dinine feda olsun diye.

Annem hala tüm analar oğullarını aynı terbiye ile yetiştirip askere gönderiyorlar. Hem de hepsi. Meğer Askerliği bu necip Millet Analardan öğreniyormuş.

Biz sadece, selam vermeyi, silah tutmayı ve harp etmeyi öğretiyormuşuz. Askerliğin ruhunu anneler veriyormuş.

O şehit cenazesinde dudaklarını ısırıp kanatıpta yine gözyaşını saklamayı beceren anneler.. Anam, ülkenin gerçek koruyucu melekleri de annelermiş. Siz o yüce ruhu vermeseniz, evlatlar şehit olmaya düğüne gider gibi gidebilirler mi?

 

Annem, geçen sokakta yürürken insanların gelişigüzel, tüm çamaşırlarını kurutmak için dışarıya astıklarını gördüm. Sahi ben ne senin ne de babamın atletini bile görmedim hiçbir yerde. Sen nerede kurutursun annem çamaşırlarını? Gerçi köyümüzde kimsede görmedim. Bu iffet ve asalet! Ne büyük bir ahlak seviyesi annem. Allah devam ettirmeyi tüm milletimize nasip etsin. Aynı şekilde sizleri ben pijamalarınızla da görmedim. Bu nasıl bir özlem anne biliyor musun? Hani gevur memleketlerinde uzun süre kalırsın da Ezan sesi özlersin, minareler görmek istersin ya. Toplumun geçmişteki bu iffetini de şimdilerde öyle özlüyoruz annem.

 

Şunu gördüm annem, “Ana; her yaşta ana, çocukta her yaşta maalesef çocuk.”

Annem seni çok özlüyoruz.

 

Tabii çok değer verdiğimiz bir anne daha var hayatımızda. Eşimiz.. O’nun anne olurken yaşadıklarına, ağrılarına, çaresizliklerine tanıklık ediyoruz. Bu arada, annelik hamilelikle başlıyor.

Babalık mı? O doğumdan sonra. Kocalar hamilelikle beraber baba gibi davranmalı, eşini yalnız bırakmamalı. O’nun evlâdı için verdiği çaba ve emeğe anlayışla, sevgi ve saygı ile bakmalı.

 

“Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz.” demiş ya Atalar Ana. Sen dert yükünü de, efkarımızı da, sevincimizi de çeken en değerli varlığımızsın.

Sen “Ananın bastığı yavru incinmez.” misali söyle Anam. Senin söylediğin herşey küpe kulağımıza. Haa birde şaşırma, hala süren cahilliğimize annem. Sen de söylemiyor musun, “Böyük anamın lafları geliyor aklıma!” diye. “Yaşlandıkça kıymetini anlıyorum. Ne akıllı kadındı.” diye. Demek dünyanın düzeni böyle anam.

 

Analar her yaşta çekiyor demekki çocuklarını, ya da çocuklarından çekiyor.

 

Ne diyelim annem, “Seni çok seviyoruz.” demekten başka. Biz hep alan taraftayız. Ne ile ödenir ki ana hakkın? Çiçekle mi? Basit hediyelerle mi? Anneler günündeki komplimanlar, kandildeki telefonlar, Bayram ziyaretleri ile mi? Hayır!..

 

Anne, sen bize hakkını ebediyen helal et, yoksa ne yaparız biz?

Duaya da devam et, Allah kendi merhametinden vermiş annelere. Ana duasını Rabbim geri çevirmez İnşaallah.

 

ANNE

İlk kundağın

Ben oldum, yavrum;

İlk oyuncağın

Ben oldum.

 

Acı nedir

Tatlı nedir... bilmezdin

Dilin damağın

Ben oldum.

Elinin ermediği

Dilinin dönmediği

Çağlarda, yavrum

Kolun kanadın

Ben oldum

Dilin dudağın

Ben oldum.

 

Belki kıskanırlar diye

Gördüklerini

Sakladım gözlerden

Gülücüklerini...

Tülün duvağın

Ben oldum!

 

Artık isterlerse adımı

Söylemesinler bana

'Onun Annesi' diyorlar...

Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

 

Bir dediğini

İki etmiyeyim diye

Öyle çırpındım ki

Ve seni öyle sevdim sana

O kadar ısındım ki

Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim

Gün oldu kırdın...

İncinmedim;

İlk oyuncağın

Ben oldum.. Yavrum

Son oyuncağın

Ben oldum...

 

Layık değildim

Layık gördüler

Annen oldum yavrum

Annen oldum!

 

Arif Nihat Asya”

 

Evet annem, sen herşeyimiz oldun. Gücüm sadece “Seni çok seviyorum Anne” diyerek sana sımsıkı sarılmaya yetiyor.

 

Strateji ve Yönetim Uzmanı

Emekli Yarbay Halil MERT

 

DİĞER YAZILARI TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ: ANMAKLA YETİNENLER VE GELECEĞİ KURANLAR 01-01-1970 03:00 TÜRKLÜK TANIMININ GÜNCELLENMESİ VE JEOPOLİTİK GENİŞLEMEYE ETKİSİ 01-01-1970 03:00 BARDAK TAŞTI! TÜRKİYE’DE DEĞERLER SİSTEMİ ÇÖKTÜ… 01-01-1970 03:00 İRAN’IN ZAFERİ, TÜRK KİMLİĞİ VE TÜRK DÜNYASI’NDA, İSLÂM ALEMİ’NDE MEZHEPÇİLİK KISKACI. 01-01-1970 03:00 BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ’İ ANLAMAK: BİRLİK, MÜCADELE VE BÜYÜK TÜRKİYE İDEALİ… 01-01-1970 03:00 TARİH YAZMAK, GELECEĞİ YAZMAKTIR. Manda mı, İstiklal mi? Bunların Tartışıldığı Günleri Unutmayınız 01-01-1970 03:00 HİLAFET Mİ, HAKİKAT Mİ? İSLÂM DÜNYASI’NIN SİYASÎ İHTİLÂFLARINDAN BİRİ ÜZERİNE BİR SORGULAMA… HİLAFET İŞLEVSEL MİDİR, NE KATAR? 01-01-1970 03:00 DUYGUSALLIKLA DEĞİL, FERASETLE AYAKTA KALINIR… HARİTA MÜHENDİSLİĞİNİN GÖLGESİNDE TÜRKİYE’YE BÖLGEMİZE KURULAN YENİ TUZAKLAR… TÜRK MİLLETİ’NİN SABRINI ZAFİYET SANANLAR TARİH BİLMEZLER AMA BİZ TARİHİ YENİDEN YAZAR, ONLARA DA GÖ 01-01-1970 03:00 NEVRUZ’DAN ÇANAKKALE’YE: DİRİLİŞTEN DİRENİŞE, DİRENİŞTEN KURTULUŞA TÜRK MİLLETİ… 01-01-1970 03:00 KAN AYNI KAN, VİCDAN AYNI VİCDAN DEVLET EBED MÜDDET İÇİN VİCDANLARA HİTAP! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE–İRAN KARDEŞ DEVLETLERİ İÇİN EMPERYALİZMİN BÜYÜK TUZAKLARI 01-01-1970 03:00 SÖZDE ÇOCUK KATİLLER VE ÇETELER AİLELERİ İLE ŞEHİRDEN KOVULMALI… ŞEHİRLER MEDENİYETİN MERKEZİ Mİ, SUÇ KAYNAĞI VE ALANI MI? 01-01-1970 03:00 İRAN-İNGİLTERE+ABD+İSRAİL... PAKİSTAN-HİNDİSTAN+AFGANİSTAN… MÜSLÜMANLAR CEHÂLETLERİNDE BOĞULUYOR. KİMİN UMURUNDA? 01-01-1970 03:00 İRAN–AMERİKA GERİLİMİ: COĞRAFYANIN AKLI VE TÜRKİYE’NİN SORUMLULUĞU VE ÖNCÜLÜK YAPMASI GEREKEN ALANLAR… 01-01-1970 03:00 BU COĞRAFYA BİZİMDİR Kaos Alanından Sükûn Havzasına: Türk Öncülüğü ve Yeni Bölgesel Denge 01-01-1970 03:00 BAYRAK KRİZİ DEĞİL: BAYRAK İMTİHANI… BU BAYRAKTA TÜRK, KÜRT DEMEDEN BÜYÜK TÜRK MİLLETİ’NİN KANI VAR… 01-01-1970 03:00 SURİYE, IRAK, İRAN, LÜBNAN… S. ARABİSTAN, PAKİSTAN, İSRAİL… NE OLMALI? 01-01-1970 03:00 İRAN… ABD’NİN PEHLEVİ DAYATMASI, PEZEŞKİYAN’IN ÖNEMİ VE TÜRK MİLLETİ FAKTÖRÜ, NADİR ŞAH’IN OSMANLI’YA MEKTUPLARI… 01-01-1970 03:00 VENEZUELA… MADURO… DERSLER… TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİ KÂDİMDİR. VENEZUELA İLE TÜRKİYE'Yİ KIYASLAMAK, MADURO İLE ERDOĞAN'I KARŞILAŞTIRMAK CEHÀLET DEĞİL MİDİR? 01-01-1970 03:00 TERÖRİST, HÂİN, VATAN, DEVLET, MİLLÎ MEFKÛRE BİLİNCİNDEN YOKSUN HİÇ KİMSE “BİZDEN!” OLAMAZ. IŞİD TERÖRİSTTİR. HÂİNDİR. YOK EDİLMELİDİR. HER TÜRLÜ FİTNENİN ARKASINDA İNGİLTERE+ABD VARDIR. 01-01-1970 03:00 LİBYA NERESİ Mİ? VATAN! DÜŞEN UÇAK, ŞEHİT KOMUTANLAR VE SÜİKAST ŞÜPHESİ… BİZ NEDEN UÇAK TAHSİS ETMEDİK? 01-01-1970 03:00 ELA RÜMEYSA VE MEHMET AKİF'İN HATIRLATTIKLARI... YA DA AHLÂK YOKSA DİN, AHLÂK YOKSA SİYÂSET OLUR MU? YA DA RECEP TAYYİP ERDOĞAN'I İSTİSMÀRIN DİBİ... 01-01-1970 03:00 POLİSİMİZİN ŞEHİT EDİLMESİ… BİR SÜRECİN SONUCU DEĞİL Mİ? ASKERİ, POLİSİ, DEVLET MEMURUNU RENCİDE ETMEK DEMOKRATİKLEŞME MİDİR? EN KÖTÜ KÖTÜLÜK, KÖTÜLÜĞE ALIŞMAKTIR. 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ’NDE ANLAYIŞ GÖSTERİLMESİ GEREKENLER; ASKERLER, POLİSLER, KORUCULAR… HATTA TÜM FEDÀKÂR DEVLET MEMURLARI. 01-01-1970 03:00 PAPA DAVETİ, FENER PATRİKHANESİ… İMPARATORLUKLAR MİRASÇISI BÜYÜK TÜRK MİLLETİ NEREDEN BAKMALI? 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER MİLLETİN İSTİKBÂL MİMARIDIR. 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER ANADIR, ATADIR. ÖĞRETMENLER, MİLLET İSTİKBÂLİNİN MİMÀRIDIR. ÖĞRETMENLER, AİLE VE ORDU İLE MİLLÎ BİRLİK VE BEKÂNIN TEMELLERİDİR. 01-01-1970 03:00 DÜŞEN UÇAĞIMIZ VE ŞEHİTLERİMİZ 01-01-1970 03:00 10 KASIM NE İFÂDE EDİYOR?  İSTİKLÂL HARBİ'NİN ÖNEMİ... T.C. KADİM DEVLETİMİZİN SONUNCUSU DEĞİL Mİ? 01-01-1970 03:00 EZELÎ/EBEDÎ DÜŞMAN İNGİLİZ OYUNLARI VE İÇERİDEKİ MALLARI. 01-01-1970 03:00 BATI KARADENİZ’İN TÜRK TARİHİ VE İSTİKLAL HARBİNDEKİ YERİ, GÜNCEL SOSYAL TUZAKLARA KARŞI BÖLGENİN ÖNCÜ VASFI 01-01-1970 03:00 Bu soruyu neden sormuyorsunuz? 01-01-1970 03:00 Şehid-i Ekber Başbuğ Enver Paşa’ya iftira atanlar analarına kendi geçmişlerini sorsunlar.  01-01-1970 03:00 GAZZE’DE BARIŞ MI? KATİL İNGİLTERE VE IRAK KASABI TONY BLAIR İLE Mİ? 1’İNCİ DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR. UYANIN!.. BU DÜŞMANLIK BİN YILLIK… 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 MİLLÎ İNSANLAR. BİRLİK OLUN. KABA TARAFGİRLİK BU TOPRAĞIN VATANSEVER OĞULLARINI BÖLÜYOR. BÖLÜNMEYİN. 01-01-1970 03:00 Devlet... 01-01-1970 03:00 YÜKSEK ASKERÎ ŞÛRA KARARLARI MİLLETİN İSTİKBÂLİDİR. GENERALLERİN İLK VASFI MUHÂRİPLİK OLMALIDIR. 01-01-1970 03:00 ORMANLAR MİLLÎ SERVETTİR, ORMAN YAKANLAR YANSIN! ORMAN BEKÂDIR, SİYASET ÜSTÜDÜR. HESAP SORULMALIDIR! 01-01-1970 03:00 Derin İhanet, Derin Yanıltma: Devlette Yeniden Kadrolaşma Tehlikesi 01-01-1970 03:00 Yanlışa “Dur!” Dememek, İhanete Müsamahakârlıkta Isrardır Türk Milleti Affetmez 01-01-1970 03:00 İran-İsrail Savaşı Eşiğinde: Türkiye Ne Yapmalı? Medeniyet Coğrafyamızda Neler Oluyor? 01-01-1970 03:00 TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ VE STRATEJİK YAKLAŞIM 01-01-1970 03:00 Ülkemizde / Coğrafyamızda Hangi İdeoloji Soru Sorup Cevap Arıyor? 01-01-1970 03:00 Küresel senaryoları yazan ülke ve milletlerden olmalıyız. 01-01-1970 03:00 Gün, ayıp arama günü değil; birlik günüdür. 01-01-1970 03:00 1. DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR. 01-01-1970 03:00 SAVUNMA SANAYİİ, MİLLETİMİZİN NAMUSUDUR. MİLLETİMİZİN SORUMLULUĞUDUR. LAKAYT KALINAMAZ. 01-01-1970 03:00 BUGÜN ÇANAKKALE: YA İSTİKLÂL YA ÖLÜM… BİZE HER GÜN ÇANAKKALE BİZE HER YER ÇANAKKALE… 01-01-1970 03:00 İSTİKLÂL MARŞIMIZI VE BAYRAĞIMIZI HAZMEDEMEYENLER GAFLET, DELÂLET VE HATTA İHANET İÇİNDEDİR! 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE... YENİ AŞAMA... 01-01-1970 03:00 İsrail Dijital Saldırıları.. Türkiye’nin Duruşu... Tarihimizi ve hesap gününü unutmayalım. ( Emekli Yarbay Halil Mert ) 01-01-1970 03:00