Asıl Unvan: İyi İnsan Olabilmek

Modern çağ insanı artık başarıyı çoğu zaman unvanlarla ölçüyor.
Kaç diploma aldığıyla…
Ne kadar para kazandığıyla…
Kaç kişiye hükmettiğiyle…
Kaç kişinin onu alkışladığıyla…

Oysa insanı gerçekten değerli yapan şey; sahip olduğu makam değil, o makamı taşırken kaybetmediği karakteridir.

Çünkü karakterin olmadığı yerde bilgi tehlikeli bir güce dönüşebilir.
Vicdanın olmadığı yerde başarı yalnızca gösteriş olur.
Ahlakın olmadığı yerde ise eğitim, insanı geliştirmek yerine daha profesyonel bir yıkıma dönüştürebilir.

Bugün dünyanın en büyük krizlerinden biri cehalet değildir aslında.
Karakter eksikliğidir.

Çünkü artık birçok insan neyin doğru olduğunu bilmiyor değil…
Doğruyu işine gelmediği için tercih etmiyor.

Amerikalı yazar ve düşünür Martin Luther King Jr. yıllar önce çok çarpıcı bir cümle kurmuştu:

“Zekâ artı karakter — gerçek eğitimin amacı budur.”

Bu söz bugün modern toplumun tam merkezine oturuyor.

Çünkü eğitim yalnızca bilgi yüklemek değildir.
İnsanın öfkesini yönetebilmesi…
Güç eline geçtiğinde kibirlenmemesi…
İnsanlara tepeden bakmaması…
Parayı karakterinin önüne koymaması da eğitimin bir parçasıdır.

Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar diplomalarını kişiliklerinin önüne koyuyor.
Oysa diploma insanın ne kadar eğitim aldığını gösterir;
karakter ise o eğitimi nasıl kullandığını.

Bir insan çok iyi bir akademisyen olabilir…
Çok iyi bir iş insanı olabilir…
Çok iyi konuşabilir…
Kalabalıkları etkileyebilir…

Ama eğer merhameti yoksa,
adalet duygusu yoksa,
insan ilişkilerinde samimiyet yoksa,
o başarıların büyük kısmı zamanla içi boş bir gösteriye dönüşür.

Çünkü hayatın en acı gerçeği şudur:

İnsanlar bir süre zekâya hayran kalır…
Ama uzun vadede karaktere güvenir.

Ünlü filozof Aristotle da bu yüzden şöyle der:

“İnsanın değeri, sahip olduklarıyla değil; olduğu kişiyle ölçülür.”

Bugün toplumlarda yaşanan güven krizinin temelinde de tam olarak bu vardır.
İnsanlar artık güçlü görünenlerden çok, güven veren insanları özlüyor.

Çünkü modern dünya; başarılı ama kibirli insanlarla dolmaya başladı.
Bilgili ama vicdansız…
Zengin ama merhametsiz…
Ünlü ama samimiyetsiz…

Ve belki de çağımızın en büyük yalnızlığı burada başlıyor.

İnsanlar artık birbirinin başarısına değil, karakterine aç.

Bir insan düşünün…
Çok kazanıyor ama çalışanına saygı göstermiyor.
Çok okumuş ama eşine şiddet uyguluyor.
Toplum önünde çok kibar ama güçsüz gördüğünü eziyor.

İşte tam bu noktada bütün diplomalar anlamını kaybetmeye başlar.

Çünkü karakter, insanın kimsenin görmediği yerde verdiği kararlardır.

Kanadalı psikolog Jordan Peterson bir konuşmasında şu ifadeyi kullanır:

“İnsan önce kendini düzeltmeli; dünya ondan sonra değişir.”

Bu söz yalnızca bireysel gelişim mesajı değildir.
Aynı zamanda toplumsal bir uyarıdır.

Çünkü karakterli insanlar çoğalmadan sağlıklı toplumlar kurulamaz.

Bir toplumun gerçek kalitesi; yollarıyla, binalarıyla ya da ekonomisiyle değil…
İnsanların birbirine nasıl davrandığıyla anlaşılır.

Bugün çocuklarımıza yalnızca başarılı olmayı öğretirsek ama iyi insan olmayı öğretemezsek;
yarının dünyasında daha zeki ama daha acımasız bireyler yetiştirmiş oluruz.

Ve unutulmamalıdır ki;

Karakterin olmadığı anda,
aldığın eğitim,
taşıdığın unvan,
kazandığın para
ve sahip olduğun bütün başarılar…

Sadece büyük bir sessizliğin içinde yankılanan kocaman bir sıfıra dönüşebilir.


Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN 
Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama Ve Araştırma Merkezi (EBİLTEM)